Antalya koşusu Runatolia yine yeniden!

En keyif aldığım koşulardan biri olan Runatolia’ya (Antalya Koşusu) 2018’de bir kez daha katıldım. Bu yazıda koşu öncesi ve sonrasındaki farklı deneyimlerimi sizlerle paylaşıyorum. KFC ve Pizza Hut Türkiye’deki tecrübelerimden bir pencere de açtığım bu yazımda TİDER için açtığım kampanyama da destek istiyorum. Son olarak bu yazının post tarihinden dolayı tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü can-ı gönülden kutluyor ve bu özel günle ilgili düşüncelerimi paylaşıyorum.

En keyif aldığım koşulardan biridir, Runatolia. Bunun bir kaç sebebi var. Şehir olarak Antalya’nın keyfini çıkarabileceğiniz bir dönemde Mart başında bu koşu düzenleniyor. İstanbul’daki hengameden uzak Antalya’da iki gün vakit geçirmek iyi geliyor. Bir başka sebep de Adım Adım’daki STK kardeşilerimizle ve bu platformu kullanan herkesle en iyi kaynaşabileceğimiz bir ortam sunuyor. Herkes genelde aynı otelde ve çevresinde kalıyor. Pozitif enerji yayan harika insanlarla iki gün geçirmek bana gerçekten iyi geliyor. Moralim bozuksa düzeliyor, iyiyse daha da enerji dolu oluyorum. Öyle olunca da Serhan’ın gerçek potansiyeli ortaya çıkıyor. Bir başka sebep de Türkiye’deki diğer koşulara kıyasla Runatolia iyi organize edilmiş bir koşu. Parkur rahat. Koşu öncesinde ve sonrasında eğleniyorsunuz, koşu sırasında da keyif alarak rahat bir parkuru bitirebiliyorsunuz. Hep güzel anılarla ayrılıyorsunuz. Her sefer gelişimin farklı anıları ve keyfi var. Hal böyle olunca Antalya’ya gelmek için sabırsızlanıyorum.

Bu sefer de Antalya’ya İzmir’den geldim. Biraz erken geldik çünkü geçtiğimiz cuma günü bazı toplantılarım vardı. Başarılı geçen toplantılardan sonra her zamanki gibi koşu kitimi almak için Terracity AVM’ye gittim. Bu AVM’nin bende ayrı bir yeri var. Yanlış hatırlamıyorsam, 2011 senesinin yaz aylarında güney illeri arasındaki ilk KFC’yi Antalya Terracity AVM’de açmıştık. O dönemde Survivor’la popülerliğini iyice pekiştirmiş olan Pascal Nouma ile açılışı yaptık. Aman yarabbi! O izdihamı unutamıyorum.

O dönemde Pascal Nouma’yla yaptığımız reklam kampanyası:

O dönemde CEO’luğunu yaptığım KFC ve Pizza Hut restoranlarında yeniden yapılandırma sonrasında ciddi bir büyüme sağladık. 6 ayda 25 restoran açtık. O kadar hızlanmıştık ki, yıkımlar da dahil toplamda 13 günde bir "mutfağı adeta bir küçük fabrika gibi" olan KFC restoranı açabiliyorduk. Üstelik ana şirketten sermaye almadan ve bankadan kredi temin etmeyerek bu büyümeyi nakit akışını yöneterek sağlamıştık. Gurur duyduğum dönemlerden biridir. Bu konuyla ilgili de daha sonra detaylı bir yazı yazacağım.

Gelelim Antalya’daki açılışa. Açılışta ciddi bir izdiham vardı. İki tip kitle vardı. Birincisi KFC’yi büyük bir hasretle Antalya’ya bekleyen kitle, diğeri de Nouma’nın hayranları. Açılıştan hemen önce birbirini ezenler, bağıranlar, çığlık atanlar, acayip bir ortam vardı. Ortam Pascal’ın kasalardan birinin arkasına geçip “siparişleri alabilirim” demesiyle iyice çılgınlaştı. O sıkışıklıktan restoran tarafına zar zor geçebildiğimi hatırlıyorum. Sonuçta başarılı bir açılıştan sonra talepleri karşılamaya mutfaktaki ürünlerin yetmediğini ve takviye getirdiğimizi de hatırlıyorum.

İşte Antalya’daki açılışla ilgili çıkan bir haber ve o anlardan iki kare:

Terracity’de kitleri almak için çatı katına çıkareken food court’tan geçmem gerekti. O açtığımız KFC’ye bakarak bunları aklımdan geçirdim. Hey gidi günler hey. Cuma günü kitleri almak her zaman avantajlı. Hiçbir sıra olmadan 5 dakika içinde 3 ayrı bölümden kitimin tüm unsurlarını tamamladım. Bu sene verdikleri çanta özenle yapılmış. Organizasyonu yapanları kaliteden ödün vermedikleri için tebrik ederim.

Daha sonra TİDER’in Genel Müdürü Pınar Hanım’la hem iş yaptık hem de birşeyler atıştırdık. Sonra otele döndüm, otelde akşama kadar çalıştım. TİDER’in geri kalan profesyonelleri ve gönüllüleriyle de akşam yemeğini otelin yakınlarındaki bir ocakbaşında yedik. 

 

 

Akşam yemeği sonrasında Adım Adım panosunun önünde çektiğimiz selfie

 

Cumartesi sabahı da kahvaltıdan sonra bir yazı hazırladım ve Adım Adım platformunda paylaştım. Bu yazıyı da sizlerle paylaşmak isterim:

 

Sevgili Adım Adım Dostları,

Geçen sene Runatolia’nın tadı damağımızda kaldı. Her anlamda harikaydı.

Bu sene yine Antalya’dayız. 2018 Runatolia’da gönüllü ve destekçilerimizle büyük bir heyecanla başlattığımız kampanyamızı sürdürürken diğer taraftan STK dayanışmasını başlatmak istiyoruz.

Konuyu daha da açmak isterim. TİDER’in iki ana vizyonu var:

 

  1. İsrafı önlemek
  2. İhtiyaç sahiplerinin kendi ayaklarının üzerinde durmalarını sağlamak

 

İsrafı önlemek için ortaya koyduğumuz vizyonumuzu da sizlerle aşağıda paylaşmak isterim:

 

 

İhtiyaç sahiplerinin kendi ayaklarının üzerinde durmalarını sağlama anlamında da ne yaptığımızı açıklayayım: Gıda bankalarıyla temel ihtiyaçlarını karşıladığımız yararlanıcılara meslek edindirerek istihdama katılmalarını sağlıyoruz. Bu yeterli mi? Tabii ki değil.

Ailelerin kalkınması için yaptıklarımızın çok daha fazlasını sağlamak durumundayız. Bunun da altından ancak STK dayanışmasıyla kalkabiliriz. Örnek vermek gerekirse, ailesinde ALS hastası olan bir ihtiyaç sahibini ALS-MNH Derneği’ne yönlendirmek istiyoruz.

İsrafı önlediğimiz ve ailelerin kalkınmasını sağladığımız bu modelimizi de tüm Türkiye’ye yaymayı planlıyoruz.

Adım Adım platformunda bulunan STK kardeşlerimizle de STK dayanışmasını Antalya’da başlatmak istiyoruz. Balo salonundaki standımıza tüm Adım Adım kardeşlerimizi bekleriz. Biz de aynı şekilde bugün ve yarın sizlerin yanına gelip konuşacağız.

 

Bu vesileyle Adım Adım ailesinin tüm STK’larına başarılı bir kampanya dönemi dileriz.

 

Sevgi ve sağlıcakla kalın,

 

H. Serhan Süzer

Kurucu Başkanı, Temel İhtiyaç Derneği

T : +90 216 709 0880

serhan.suzer@tider.org

 

Kahvaltıdan sonra ayrıca tüm STK’ların stand açtığı balo salonu katına çıktık ve hazırlıklarımızı tamamladık. Sabah 10’dan öğleden sonra 3’e kadar gelen gönüllülerimizi karşıladık, t-shirtlerini verdik, yeni gelenlere TİDER’i anlattık ve balo salonunda bulunan diğer bütün STK temsilcileriyle tanıştık. Yukarıda bahsettiğim STK dayanışmasını başlattık. Bizim açımızdan çok verimli bir gün geçti. Tabii bundan sonra da STK’larla yaptığımız konuşmaları takip edip bu bağı oluşturmamız gerekiyor. Bunun için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. İşte ikisi de eğitim alanında emek veren TEGV ve ALİKEV ile birlikte çektirdiğimiz resimler:

Sosyal yardımlaşma sisteminde yük çok ağır. Burada kamu, özel sektör ve diğer STK’larla omuz omuza bir koordinasyon içinde hareket etmemiz gerekiyor ki sonuç elde edelim. Yapılacak çok iş var.

Harika insanlarla güzel vakit geçirdikten sonra akşamüzeri 4 olduğunda herkesi fotograf çekimi için otelin bahçesine davet ettiler. Aşağıdaki kareler ortaya çıktı.

 

 

Sonrasında saat 6’da ana program başladı. Adım Adım’ın kurucuları ve yöneticileri güzel bir sunum yaptılar. Enerji doruğa çıktı. Adım Adım’ın sembollerinden Tayyar’ın devir teslim yapması bende şahsen bir burukluk yarattı. Ama STK’larda ve bu çalışmaların devamlılığını sağlamak için bayrak değişimi şart. Kendisine hayatta mutluluklar dilerim.

Sonrasında da TİDER’in profesyonelleri ve gönüllüleriyle birlikte otelin yakınlarındaki Nejat Balıkçı’ya gittik. Sahibi bizim İstanbul Nişantaşı’ndan Antalya’ya göç eden Nejat Bey gerçekten başarılı mezeleri ve deniz mahsüllerine eşlik eden iki kişilik bir fasıl grubu bize güzel bir akşam geçirttiler. Geceden çekilmiş bir resmi paylaşmak isterim.

 

 

Sabah 6’da kalkıp koşu için son hazırlıklarımı tamamladıktan sonra kahvaltıya indim. Her zamanki gibi kahvaltı yapılacak salonda iğne atacak yer yoktu. Bu kalabalağın arasında güç bela masa bulup kahvaltımızı yaptık. Saat 7:30 gibi lobiye çıkıp bizim için kurumsal olarak koşan Eczacıbaşı çalışanlarıyla resim çektirdik. Ortaya aşağıdaki kare çıktı.

 

 

Sonrasında otobüse binip yolumuza koyulduk. Ancak bir türlü otelden çıkamadık çünkü otobüsün yoluna bir araç park etmiş, 20 dakika aracın sahibini bekledik. Sonrasında otel yönetiminden de izin alarak kaldırım ve çimenlerin üzerinden araba engeleni aşarak yolumuza koyulduk.

Geldiğimiz alanda her zamanki gibi bayram havası yaşanıyordu. Biz de alana bayrağımızı diktik ve bütün gönüllülerimizle vakit geçirdik, ısındık ve eğlenerek başlama saatini bekledik. Beraber çektiğimiz bazı resimleri aşağıda görebilirsiniz.

 

 

Saat 9:40’ta benim 10 KM koşusu başladı. Her zamanki gibi kalabalıktan start verildikten 5 dakika sonra yarışa başlayabildik. Açıkçası amacım yarışı sağlıklı bir şekilde bitirebilmekti.

 

 

Geçen sene ayağımı kırdım, nisan ayında fıtık ameliyatı olacağım ve antremansızım. Tüm bunlara rağmen 10 KM’yi 55 dakikada bitirebildim. Hiç fena değil. Demek ki alt yapı duruyor. Mayıs ayı itibariyle düzenli antremanlara başlamayı planlıyorum. İşte yarışı finişe gelirken TİDER’lileri görünce ne yaptığımı gösteren bir video (tabii bir şaka üzerine tüm yarış boyunca koluma bağladığım kalp motifli balonla koştuğumu göreceksiniz):

 

 

Yarış bittikten sonra yarış başlamadan evvel bulunduğumuz noktada tekrar buluştuk. Resimler çekildi anılar paylaşıldı. İşte çıkan bazı kareler;

 

 

Sonrasında kiraladığımız araçla otele geri döndük. Otelde duş, hazırlanma ve valiz faslından sonra check out yaptım. Sonrasında köfte partisinde arkadaşların benim için aldığı köfte ekmeği afiyetle yedim. Hemen akabininde bir Antalya ritüeli olan askerlik arkadaşım Ozan’la buluştuk. Yakınlarda bir tapasçıya gidip birşeyler içtik.

Otele döndükten sonra da Pınar Hanım’la 1.5 saat çalıştık. Sonrasında da hep beraber otelden ayrılıp havalimanına gittik. Artık yorgunluk iyice bastırmıştı. Uçakta hemen hemen herkes koşucuydu. Sohbet ederek İstanbul’un yolunu tuttuk.

Bu organizasyonun ve yaptıklarımızın tabii bir amacı var. TİDER için bağış topluyoruz. Runatolia’da bağışlar için son 10 gün. İsrafı önleme ve yoksullukla savaş uğruna bu kadar emek verdiğimiz işlerde desteklerinizi rica ediyorum.

Bağış için https://ipk.adimadim.org/kampanya/CC28367 link’ine girmeniz yeterli.

Bağışlarınız için şimdiden teşekkür ederim. Runatolia’da kampanya açan ve bağış yapan tüm destekçilerimize de yürekten teşekkür ederim. TİDER’e şimdiden büyük katkı verdiniz. Kampanya açanlar arasında en fazla bağış ve bağışçı alanların isimlerini aşağıda bulabilirsiniz. Biz onları TİDER’in Yıldızları olarak nitelendiriyoruz.

 

 

Bağış yapamayanları da gönüllü hizmete bekliyorum. Yük çok ağır. Herkesin omuz vermesi gerekir.

Son olarak bu yazıyı post ettiğim gün 8 Mart olduğu için bu vesileyle tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlarım. Bizim Dernek’te de yönetim kurulu, profesyoneller ve gönüllülerin büyük bir çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Çünkü bir erkek olarak şunu itiraf etmek isterim. Kadınlar sosyal sorunlara daha duyarlılar ve mutlaka birşeyler yapmak istiyor. Peki kadınlarımızın değerini biliyor muyuz?

Aşağıdaki video konuyu derinine analiz ediyor.

 

 

Bir de tabii efsaneleşmiş ve bizim için çok büyük değer arz eden kişileri yetiştirenler de kadınlar. Buna atfen de aşağıdaki resmi paylaşmak isterim.

 

Son olarak geçtiğimiz senenin sonunda yönetim kurulu başkanlığını devrettiğim bir başka kadın, Hande Tibuk ile Şamdan’da birlikte yaptığımız röportajı sizlerle paylaşmak isterim.

 

 

Esasında kadın, erkek birbirimizi tamamlıyoruz ve yapacak çok işimiz var. Sosyal sorunların da üstesinden ancak beraber gelebiliriz.

Sağlıcakla kalın.

 

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için