İkizim ve Robot Tomy

Siz hiç ikiz hayat sürdünüz mü? Ben yaşamımın büyük bölümünü kardeşimle aynı şeyleri paylaşarak geçirdim. Çok güzel anılarımız oldu… İkizler olarak yetiştirilirken neler farklı olabilirdi, farklılıklarımız bize neler kattı, hepsini yazımda bulabilirsiniz.

Ani Harabeleri’ni konu alan geçen yazımda oradaki zengin kültür mozaiğinden söz etmiştim. O bölgede 7000 yıl boyunca hüküm sürmüş birçok medeniyet, krallık ve imparatorluğun ortaya çıkarmış olduğu çok kültürlülüğü vurgulamıştım. Kars veya yurdun farklı bir yerindeki bir kültürün üstünlüğünü tartışmak ya da ön plana çıkartmak yerine bu harika mozaiğe sahip çıkmanın gerekliliğini, memleketimizdeki en önemli sorunlardan birisinin herkesi birbirine benzetme çabası olduğunu yazmıştım. Aynı aile içerisinde, hatta ikiz kardeşlerde bile çok farklı karakterlere rastlamanın mümkün olduğunu, bu farklılıkların bir zaaf değil, zenginlik olarak görülmesi gerektiğinden bahsetmiştim.

Ailedeki ikiz kardeşlerden söz ederken aslında kendi ailemden örnek veriyordum. Benim de bir ikizim var, adı Baran. Çift yumurta ikizleriyiz. 10 dakika arayla doğmuşuz.  Hem fiziksel hem de karakter olarak birbirinden çok farklı iki kardeşiz. İşte küçüklüğümüzden bir resim:

İkizleri olanlara her fırsatta dile getirdiğim tavsiyeleri burada da paylaşmak istiyorum:

İkizlerin birbirine yakın bir zamanda doğmuş iki ayrı insan olduklarını unutmayın. Bazen ebeveynlerin kolayına gelse de kardeşleri birbirine benzetme, her şeyi birlikte yapmalarını sağlama çabası doğru değil bence. Bunun yerine ikizlerinizin ayrı bireyler olarak yetişmeleri için daha fazla çaba göstermeli. Örnek vermek gerekirse aynı kıyafetleri kesinlikle giydirmeyin. Çünkü ikisinin farklı zevkleri var. Küçükken farklı kıyafetler giydirin, kıyafetlerini seçebilecekleri kadar büyüdüklerinde ise kendi zevklerine göre seçim yapmalarına destek olun. Aynı şekilde, farklı sınıflarda okumalarını sağlayın. Mümkünse kendilerini iyi hissedecekleri ayrı okullara yerleştirin. Aynı sınıfta veya okulda okuyan ikizler arkadaşları tarafından hep kıyaslanırlar ve bu kıyaslama ileride çeşitli sıkıntılara sebep olabilir

Ayrı karakter ve becerilere sahip iki farklı insan olduklarını hiçbir zaman unutmayın. İkizlerinizin beceri ve kabiliyetlerini keşfedip buna göre yönlendirmeler yapın. Örneğin, biri spora kabiliyetliyse ve bundan keyif alıyorsa, fiziği de sağlamsa onu spora yönlendirin. Belki başarılı bir profesyonel sporcu olur veya en azından okuduğu okulların takımlarında yer alıp kendi kişisel gelişimine katkıda bulunabilir. Diğeri bilgisayarla ilgiliyse onun da bilgisayar mühendisliği veya yazılım alanında gelişmesini sağlayabilirsiniz. İkizlerinizi çok dikkatli izleyin ve doğru yönlendirmeler yapın ki, hayattan keyif alabilsin, sevdikleri işi yapabilsinler. Böylece iki kardeş arasındaki ilişki ve onların diğer insanlarla ilişkileri de en iyi hale gelebilsin ve topluma katkıları en üst düzeye çıksın.

İkiz kardeşim Baran ile birçok ortak paydayı yaşadık, üniversiteye kadar aynı ortamı paylaştık. Odalarımız aynı katta, karşı karşıyaydı. Biz her şeyi birlikte yapıyorduk. İlkokulda aynı sınıfta okuduk, ortaokul ve lisede aynı okulda, fakat farklı sınıflarda okuduk. Üniversite döneminde Baran İngiltere’de, ben Kanada’da okudum. İş hayatına girdikten sonra ise aile şirketinde yaptığımız çalışmalardan dolayı zaman zaman birlikte çalıştık.

Elbette bugünlerde ekranlarda çok sık rastladığımız ikiz kardeşler Ali ve Nuri’nin maceralarına benzer anılarımız oldu. Akbank’ın bu reklam kampanyasını ikiz kardeşi olan biri olarak beğeniyorum. Bazı bölümleri “hah, bu tam bizi anlatıyor” diyerek izliyorum, bazılarının da ikizlikle pek bir alakası olmadığını düşünüyorum. Ancak, genel olarak bu reklamı başarılı buluyorum ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Ali ve Nuri’yle alakalı başarılı bulduğum ve biraz da bizi anlattığını düşündüğüm 4 reklamı sizlerle paylaşmak isterim:

https://www.youtube.com/watch?v=-2PFo1Gti7Y

https://www.youtube.com/watch?v=5ECdxQ6PykU

https://www.youtube.com/watch?v=LCNG4iRZY_k

https://www.youtube.com/watch?v=BAixatvSMAo

Ali ve Nuri’den bahsetmişken ben de bazı anılarımı sizlerle paylaşmak istiyorum:

Babamın başında olduğu Süzer Holding 80’li yıllarda Türkiye’de en fazla ithalat ve ihracat yapan şirketlerden birisiydi. Türkiye’de milyar dolarlık ihracat ve ithalat yapan ender firmalardandı. Bu da babamın sürekli farklı ülkelere seyahat etmesi anlamına geliyordu. Her seyahatinden sonra bize bir hediye getirirdi. Biz de onun dönüşünü heyecanla beklerdik.

Çocukluğum boyunca aldığım hediyeler arasında en sevdiğim ve bende en çok iz bırakmış olanı, babamın Japonya seyahati dönüşü bize getirmiş olduğu bir robottu. Markası Tomy olduğundan biz de robota aynı ismi koyduk. Adeta mest olmuştum. Robotun her şeyini inceleyip öğrenmeye çalışıyordum.  Bu robot uzaktan kumandası sayesinde istediğiniz yere gidebiliyor, sizin sesinizle konuşabiliyor ve şarkı söyler gibi müzik çalabiliyordu. Pratik hayatta da bir tepsisi vardı. İstediğinizi tepsisi sayesinde Tomy’e taşıtabiliyordunuz. İşte Tomy’nin internetten araştırıp bulduğum resmi:

Bir gün Baran ile birlikte oturma odasında otururken Tomy  “Merhaba çocuklar” diye konuşmaya başladı. “Nasılsınız?” diye ilk sorusunu sordu. Konuşurken gözleri yanıp sönüyordu. Baran hemen robotla sohbete girişti.  Bense robotun nasıl konuşabileceğini biliyordum. Bir uzaktan kumandası vardı. Uzaktan kumanda kullanarak kendi sesinizle Tomy’i konuşturabiliyordunuz. Hemen uzaktan kumandayı kimin kullandığını bulmak için evde arayışa geçtim. Annemle babamın odasına geldiğimde babam elinde uzaktan kumandayla bana sus işareti yapıp yanına çağırdı. Baran ile uzaktan kumanda aracılığıyla sohbet ediyordu. Koyu bir sohbete girişmişlerdi. Babam sesini değiştirerek konuşuyordu, diğer odadaki Tomy’den ise yankılanma ve telsiz kıvamında bambaşka bir ses çıkıyordu.

Sohbet sırasında aynen şöyle bir diyalog geçti:

Tomy: “Sen kaç yaşındasın?”

Baran: “7 yaşındayım.”

Tomy: “Erkek misin, kız mısın?”

Baran:” Erkeğim tabii ki.”

Tomy: “Emin misin?”

Baran: “Evet eminim.”

Tomy: “Sana inanmıyorum. Sen kız olabilirsin.”

Baran: “Erkeğim dedim ya.”

Tomy: “İspat et.”

Sonrasında babamla birlikte yatak odasından Baran’ın olduğu oturma odasına gittik. O esnada gördüğüm manzaranın detaylarını açıklamayayım, ancak Baran erkek olduğunu Tomy’e ispat etmeye çalışıyordu ısrarla. Sonunda da “bak gördün mü, erkeğim işte” deyip ispat etmişti.

Tabii, ben de Baran ile ciddi dalga geçmiştim. Utanmıştı. Şaka yapmayı çok seven babam da böylece harika bir şakaya imza atmıştı. Bu bizim aramızdaki muhabbetin de o dönemde nasıl olduğunu gösteren güzel bir anı olarak hafızalarımızda yer etmiştir.

Sonrasında ne oldu derseniz? Dediğim gibi her ikiz kardeşin kendine özgü bir becerisi vardır, benim teknoloji merakım hep devam etti. Benim de gerçekten keyif aldığım işlere girmem biraz zaman aldı, ama sonuçta beynimin ve kalbimin olduğu yerlere gitmeye başladım. Yenilenebilir enerji ve yazılım alanında uzun süredir hayalini kurduğum işleri gerçekleştirmeye başladım artık.

Aynı şekilde, ikiz kardeşim Baran da keyif aldığı işleri yapıyor. Onun benden çok farklı bir yaşamı var. Nasıl bu kadar farklı olabildiğimizi biz bile anlamıyoruz. Ancak, dediğim gibi farklılıklar aslında zenginlik. Önemli olan bunun keyfine varmanız ve avantaja çevirmeniz. Bir sonraki yazımda Baran ile bir başka anımızdan yola çıkarak bunun nasıl olabileceğini açıklamaya çalışacağım.

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için