İş yaşamı için ideal bir şehir-devlet: Singapur

Singapur’a gitmeden önce orada bizi nasıl bir ortamın beklediğini tam olarak kestiremiyordum. Bu ülkeyle ilgili birçok hikâye duymuştum; aralarında iyileri de vardı kötüleri de. Güzel geçen Tayland tatilinin ardından Singapur’a iş için giderken kafamda taşıdığım soru işaretleri, özellikle iş yaşamı ve kültürü anlamında olumlu yanıtlar bulacaktı.

Orada önemli bir solar panel üretim tesisi bulunan bir firmayı ziyaret ettim. Bana EkoRE Solar Endüstri A.Ş.’nin Genel Müdürü Zorlu Yalnız eşlik etti. Türkiye’den gelen Zorlu Bey benden önce otele yerleşmişti. Ben de 5 Ocak öğleden sonra Singapur’a vardım.

Otelin girişindeki Çinli savaşçı heykeli

 

Yaptığı iş ne kadar tek düze ve hamallık gibi görünse de işini keyifle ve farkını göstererek yapan herkese şapka çıkarırım. Odamı hazırlarken sanatını konuşturup havlulardan fil heykeli yapmış  housekeeping yetkilisi R.A. Angel’a alkış. Ne yalan söyleyeyim, uzun süre bu havluları bozup kullanamadım.

 

Singapur’daki ilk akşam oranın meşhur Çin restoranlarından birinde, Tung Lok’da yemek yedik. Yine bölgenin meşhuru olan Chilli Crab’den de ısmarladık. Bu acılı yengeç gerçekten lezzetliydi. Ancak her tarafı sos olan yengeci yemek için kabuğunu kırmanız gerekiyor. Bunun için de ciddi anlamda cebelleşiyorsunuz, sonuçta o lezzetli sos her tarafınıza bulaşabiliyor.

Chilli Crab’i yiyebilmek için işimizle ilgili yaptığımız çalışmaya ara verdik.

 

Güzel bir akşam yemeği ve uykunun ardından artık toplantıya hazırdık. Ertesi gün wafer, hücre ve modül üretimi yapan PV panel fabrikasını ziyaret ederek tesisi etraflıca gezdik. Benim açımdan faydalı bir görüşmeydi. Sonuçta Türkiye’de kurmak istediğimiz fabrikanın bir benzerini bütün süreçleriyle bir kez daha gözlemlemiş oldum. PV panellerin ilk çıkış teknolojisi olan multi-kristal teknolojinin bulunduğu bu fabrika 1 milyon m²’lik büyük bir alana kurulmuştu. İşin ilginci, denizin doldurulması yoluyla Singapur’un yüzölçümü ciddi biçimde genişletilmişti ve Malezya sınırındaki bu fabrika da doldurulmuş kara parçasının üzerine inşa edilmişti. Singapur’da insanlar tarafından yapılmış yapay kara parçaları ve adalarla ilgili bilgileri aşağıdaki sayfada yer alan linklerden okuyabilirsiniz.

https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_islands_of_Singapore

Solar panel üretiminde bildiğiniz gibi verimliliği sürekli artırılan PV panellerde sırasıyla multicrystalline, monocrystalline, monocrystalline (PERC’lü) paneller revaçta olmuştur. Piyasa bu sırayı takip etmiştir. Şimdi sıra Heterojunction teknolojisinde. Bu teknolojiyi de hayırlısıyla Türkiye’de biz üretmeye başlayacağız. Verimlilik anlamında daha önce üretilen bütün panellerin açık ara önünde olacağız. Türkiye’den bir dünya markası çıkarma vizyonumuz devam ediyor.

Zirvedeki lezzetli manzara

Konumuza dönersek, Cuma günü bütün gün süren fabrika ziyareti ve toplantılardan sonra akşam yemeğini firmanın yöneticilerinin daveti üzerine Marina Bay’deki Level 33 restoranında yedik. Marina Bay (küçük liman koyu) Singapur’un en önemli çekim merkezlerinden biri. Yat limanının olduğu yer şehrin en önemli etkinlik alanı. Restoranlar, park, stadyum, Singapore Flyer (şehrin manzarasını gözlemleyebileceğiniz büyük çaplı dönme dolap), oteller ve kumarhane hep burada bulunuyor. Önemli kutlamalar ve tekne yarışları gibi etkinlikler de Marina Bay’de yapılıyor.

Marina Bay’i çevreleyen binalardan MBFC Tower’ın tepesinde bulunan Level 33’de manzara harika ve yemekler lezzetliydi. Daha fazla bilgi için http://www.level33.com.sg/ linkine bakabilirsiniz. Restorandan çektiğim bazı resimleri sizlerle paylaşmak isterim.

Gün batımına yakın bir zamanda Marina Bay manzarası

 

Gece vakti Marina Bay manzarası

 

Ertesi gün dönme vakti gelmişti. Akşam uçağımızı beklerken Zorlu Bey ile Singapur turu yapmaya karar verdik. Güne başlamadan Marina Bay’de koşu yapalım dedik. Tabii tropik iklime sahip Singapur’da dışarıda koşmak kolay olmadı. Hava oldukça sıcaktı. İşte koşu sırasında çektiğimiz resimler ve video:

Koşuya ara verdiğimizde parkın içinde çekilmiş resim. Yüzüme sabah güneşi vurmuş

 

Parkın içindeki gölet

 

Ağaç dalları gibi tasarımı yapılmış ışıklandırma sistemi

 

Yat limanı

 

Koşudan sonra Zorlu Bey ile Olimpiyat Halkalarının önünde çektiğimiz kare

 

Singapurlular kendilerini sıcaktan korumak için “camdan cama” solar panelinin gölgelik olarak kullanılması ve hemen altında da üretilen enerjiyle çalışan tavan vantilatörü

 

Cumartesi günü sırasıyla yan yana olan Chinatown ve Little India’yı gezdik.

Chinatown’un arka girişi

 

Bu yıl horoz yılı olduğu için Chinatown’un ön caddesinde kocaman horoz heykeli var.

 

Farklı restoran ve dükkanlardan oluşan Chinatown’da ve Little India’da en çok hoşuma giden şey Çinlilerin ve Hintlilerin tapınaklarının yan yana olması, hatta onların yanında da bir caminin bulunmasıydı. Dinler arası saygı, karşılıklı tolerans böyle bir şey olsa gerek. Böyle bir tabloya gerçekten özlem duyuyoruz. İşte herkesin özgürce dinini yaşadığı ve töleransın hakim olduğu Singapur’da yan yana olan tapınaklar ve cami:

Hint Tapınağı

 

Singapur’daki cami

 

Çin Tapınağı

 

Çin Tapınağı’nın içi

 

Chinatown’da bulunan Dünya’nın Michelin yıldızlı en ucuz restoranı da ilgimi çekti. Önünde çok sıra olduğu için girip yemeklerin tadına bakamadık. Şimdilik restoran girişindeki bu tabelayı paylaşmakla yetineceğim:

 

Bu arada Singapur içinde ulaşım için genelde metroyu kullanıyorduk. Metrodaki düzen şahsen hoşuma gitti. Türkiye’de asansöre, metroya binerken veya asansörden, metrodan inerkenki adabı bir türlü öğrenemedik. Görün bakalım, Singapurlular bu işi nasıl yapıyorlarmış:

Bu iş bu kadar basit. Önemli olan herkesin tavizsiz bir şekilde kurallara uyması ve birbirine saygı göstermesi

 

Uçuş iptali ve iki ekstra gün

Sonrasında Sentosa adasına gitmeye karar verdik. Eski bir ordu üssü olan Sentosa adası Singapur’un en çok ilgili gören turizm destinasyonlarından biri haline getirilmiş. İçinde 2 km’lik plaj, iki golf sahası, Singapur’un sembolü olan Merlion (balık ile aslanın karışımı bir figür) heykeli, Universal Studio’nun tema parkı bulunuyor.

İşte Merlion heykeli

 

Singapur’dan teleferiğe binerek adaya rahatlıkla ulaşıyorsunuz.

Teleferikten adanın görünümü

 

İkimizin de hayli ilgisini çektiği için Zorlu Bey’le akvaryuma gitmeye karar verdik. Tam akvaryumun içinde gezerken İstanbul’dan telefon geldi. Hava koşullarından dolayı THY uçuşum iptal olmuştu. İşin ilginç yanı Singapur havayollarıyla uçacak olan Zorlu Bey’in uçağı iptal olmadı. Bunun üzerine iki gün sonra yer olan THY uçuşuna rezervasyon yaptırdım.

Bir süre daha Singapur’da kalacağım için ben de Uzakdoğulu arkadaşlarımı aradım ve onlarla yeni bir program yaptım. Akşamında Clarke Quay’deki Cuba Libre (Özgür Küba) adlı Küba Bar’a gittik. Clarke Quay, Singapur’un özellikle restoranlar ve gece kulüpleri açısından popüler bir iskele bölgesi.

Küba Bar’a girerken kapıdaki kıza İspanyolca “merhaba, naber?” dedim. Bir yanıt almayınca “İspanyolca biliyor musun?” diye İngilizce soru sordum. “Hayır” yanıtını alınca Küba Bar’da çalıştığı için İspanyolca öğrenmesi gerektiği telkininde bulundum. Bana “ama burası Singapur, öğrenmek zorunda değilim.” yanıtını verince, bir Latin kulübünde kapıda görevli olduğu için en azından İspanyolca karşılama yapabilmesi gerektiği telkininden bulundum. Sonrasında içeri girip kendimizi Salsa’nın ritmine verdik. Latin müziklerini özlemişim. Harika bir geceydi.

Kulübün içindeyken “Singapur’da meşhur sakız çiğneme yasağıyla ilgili” ilginç bir anekdotu da paylaşmak isterim. Yanımdaki Uzakdoğulu arkadaşım sakız çıkardı ve bana ikram etti. Ben de ona “burası Singapur, burada sakız çiğnemek yasak değil mi?” diye sordum. O da bana “eğer yere atarken yakalanırsan yüklü bir para cezası ödüyorsun” cevabını duyunca “o zaman ver bakalım” dedim. Sakız çiğneme faslından sonra sakızları peçeteye sarıp çöpe attık. Bazı riskler cezbedici oluyor.

Cuba Libre’nin içeriden görünümü

 

Enteresan bir alet daha keşfettim. Havanın çok sıcak olmasından dolayı yüksek bütçeye sahip Singapur, dışarıda bazı mekanların bahçesine havalandırma sistemi koyuyor. İşte Clarke Quay’deki Dış Mekan klima sistemi

 

Sonraki iki gün boyunca, bolca çalıştım (işlerle ilgili yapmam gerekenler vardı). İşten fırsat bulduğum zamanlarda arkadaşlarla PS Cafe’de kahvaltı, Aon AVM’de alışveriş, Four Season otelinde atıştırmalar yaptık ve akşam yemeğinde de oranın meşhur kumarhanesinin bulunduğu Marina Bay Sands’in tepesindeki restorana gittik. Singapur’a giderseniz mutlaka ‘Ce La Vi’ restoranında yemek yemenizi tavsiye ederim. Fransız ekolünden arkadaşlar “C’est la vie” diye bir düzeltme yapma eğiliminde bulunabilirler. Restoranın ismi bu şekilde yazılmış. Bence doğru yapmışlar. Komplikasyona gerek yok. Fransızca’nın yazımında özellikle fazla harflerin elenmesi için bir reform gerekiyor. Bu da bir başka tartışma konusu. 

Sonuç olarak yemekler harika, manzara müthişti. Detayları http://sg.celavi.com/ linkinde bulabilirsiniz. Restorandan çektiğim Singapur açıklarını gösteren kareyi de sizlerle paylaşmak isterim:

 

Ayrıca Singapur’a yolunuz düşerse gitmeden önce http://www.yoursingapore.com/en.html linkine bakmanızı tavsiye ederim.

Sonuç olarak Singapur’da her şey fazlasıyla kurallı ve sistemi çok iyi oturtmuşlar. Bu yüzden tüm dünyadaki kapitali Singapur’a çekmeyi başarmışlar. Singapur iş yaşamı anlamında ideal bir ortam sunuyor. Orada ileride iş yapabileceğimi düşünüyorum. Tatil için ise özel olarak ziyaret etmem. Dubai gibi her şey sonradan yapılmış ve yapay bir görüntüsü var. Yine de yeme içme anlamında iyi seçenekler mevcut ve standartlar yüksek.

Tabii ne yaşarsak yaşayalım, cennet vatanımızın yerini hiçbir şey doldurmuyor. Dönüş yoluna geçerken kalbim onun özlemiyle atıyordu.

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için