Sık sorulan sorulara cevaplarım 3

İlkini ve ikincisini geçtiğimiz yıl yayınladığım ‘sık sorulan sorular’ serisine bir yazı daha eklemek için aradan geçen sürede yeterince soru birikti. Gerek blog yazılarıma yapılan yorumlarda, gerek diğer sosyal medya paylaşımlarımın altında, gerekse şahsen veya email aracılığıyla bana sıklıkla iletilen bu sorulardan öne çıkan bir bölümünü daha yanıtlıyorum.  

 

21. Tider’e (Temel İhtiyaç Derneği) nasıl katkıda bulunabilirim?

İmkânınız neyi elveriyorsa o şekilde Tider’e destek olabilirsiniz. Bunları aşağıda özetlemeye çalışacağım:

 

          a. Nakit Bağış

Yaşamlarını sürdürmek için ihtiyaç duydukları temel ürünlere dahi ulaşamayan ailelere en somut desteği vermek, anne babası işsiz çocukların geleceğine umut olmak için imkânlarınız oranında bağış yaparak yoksullukla mücadelemize çok anlamlı bir katkı sağlayabilirsiniz. Bununla birlikte düzenli bağışçı olabilir her ay belirlediğiniz miktarda bağış yapabilirsiniz. Bağışlarınız Destek Market raflarında temel gıda, temizlik ve giysi ürünlerine dönüşecek, Destek İK aracılığıyla da dezavantajlı ailelere iş olanağı olarak geri dönecek.Nakit bağış için Tider ile iletişime geçebilir, aşağıdaki hesap numarasını kullanılabilir ya da  www.tider.org adresinden bağış yapabilir ve düzenli bağışçı olmayı seçebilirsiniz.

GARANTİ BANKASI/TL Hesabı
Şube: Maltepe (205)
Hesap No: 6293567
TR74 0006 2000 2050 0006 2935 67

 

          b. Ayni Bağış

Ayni bağış yöntemi ile üretim fazlası ya da mevsimsel üretim olan, son kullanma tarihi yaklaştığı veya ambalajı zarar gördüğü için imha edeceğiniz ürünlerin birçok aileye ulaştırılmasını sağlayarak çok etkin ve yaygın bir sosyal fayda yaratabilirsiniz. Ürünleri imha etmek üretim maliyetinin yanında ekstra maliyet ve iş gücü gerektirir. Oysa ürünleri bağışlayarak imha maliyetinden kurtulduğunuz gibi üretim maliyetinin %100’ünü vergiden düşebilirsiniz. Ürünlerinizin imha süreci sera gazı salınımı nedeniyle ekolojik sisteme zarar verebilir. Bağış yaparak karbon ayak izinizi düşürebilirsiniz. Hem israfı önleyip hem de yoksulluk ile mücadeleye destek vererek etkisi binlerce kişiye yayılan fayda yaratır ve kurumsal sosyal sorumluluğunuzu yerine getirmiş olursunuz.

 

Ayni Bağış Süreci Nasıl İşler?

 

  • Bağış yapacağınız ürünleri siz gönderebilirsiniz ya da biz teslim alabiliriz.
  • Ürünler için maliyet bedeli üzerinden fatura ve sevk irsaliyesi düzenlemeniz gerekir.
  • Ürünler Destek Market’e geldikten sonra marka değerinizin korunması bizim sorumluluğumuzdadır.
  • Size düzenleyeceğimiz makbuz ile fatura tutarını vergiden düşebilirsiniz.
  • Bağışınızın doğru yere gittiğinden emin olursunuz. Bunun için düzenli raporlamalar yaparak sizinle paylaşırız. Böylece hangi ürünün kime gittiğini görebilirsiniz.
  • Birlikte yarattığımız etkiyi artırmak için işbirliğimizi duyurabiliriz.

 

           c. Gönüllülük

Yoksulluk ve işsizlikle mücadelemizde bize destek olmak istiyorsanız, bunun en anlamlı yollarından biri de Tider’in gönüllüsü olup yüreğiniz ve emeğinizle katkı vermeniz elbette. Bunu dilerseniz bireysel olarak, dilerseniz kurumunuz aracılığıyla gerçekleştirebilirsiniz.

Tider’in bireysel gönüllüsü olarak neler yapabilirsiniz?

  • Destek Market’in barkodlama, raf düzenleme, depo kontrolü gibi çalışmalarına destek verebilirsiniz.
  • Destek Market’i ve TİDER’i çevrenize anlatabilir, broşürlerimizi dağıtabilir, sosyal medyada bizi yakından takip ederek paylaşımlarımızı yaygınlaştırabilirsiniz.
  • Destek Market’ten faydalanan bireyle ayrı ayrı görüşmeler yapıyoruz, onları tanıyor ve onlar için uygun iş fırsatları araştırıyoruz, sizler de dilediğiniz günleri Destek Market’te bizimle geçirebilir, aile görüşmelerine destek olabilirsiniz.
  • Destek İK çalışmaları için hem kişilerle hem de firmalarla istihdam görüşmelerine destek verebilirsiniz, bağlantılarınıza bizi anlatabilir bizlere de istihdam süreçlerini geliştirme çalışmalarında katkı sağlayabilirsiniz.
  • Deneyiminiz varsa meslek edindirme, güçlendirme ve diğer eğitimlere destek verebilirsiniz.
  • Çalıştığınız kurumda gönüllü günü düzenleyebilir, ekibinizi oluşturarak desteğe gelebilirsiniz.

 

Tider’in kurumsal gönüllüsü olarak neler yapabilirsiniz?
 

  • Kurumunuza gıda ve giysi kumbaraları koyarak toplanan ürünleri Destek Market’e bağışlayabilirsiniz.
  • Destek Market gönüllü günü düzenleyerek Destek Market’te ekibiniz ile birlikte çalışabilirsiniz.
  • Kurumunuzun bilgi ve deneyimlerini Tider ile paylaşıp, mentorluk yapabilirsiniz.

 

 

          4. Şirketlerin Sponsorluğu

Şirketler Tider’in tüm operasyonel faaliyetleri için sponsorluk yapabilirler. Kendi istekleri doğrultusunda karşılamak istedikleri faaliyet için ister nakdi bağış ile isterlerse bizzat masrafları kendileri üstlenerek sponsorluk faaliyetinde bulunulabilirler.

 

Sponsor olunabilecek faaliyetlere örnekler;

 

  • Personel giderlerine destek olabilir
  • Reklam ve iletişim çalışmalarına katkı sağlayabilir,
  • Tider Çocuk Akademisi etkinlik giderlerini karşılayabilir,
  • Yeni açılacak Destek Marketlerin inşaat ve dekorasyon sürecinden, demirbaş malzemelerin tedarikine kadar diledikleri alanlar için sponsor olabilirler

 

 

22. Yüz kişilik bir sitenin enerji ihtiyacını gidermek için nasıl bir Güneş Enerjisi sistemi kurabiliriz?

Türkiye’de bir hanenin yaklaşık elektrik tüketiminin 3MWh/yıl olduğunu ve bir hanede minimum 4 kişi yaşadığını varsayarsak, 25 hanede yaklaşık 75MWh/yıl’lık bir tüketim olur. Bu da 40-50kWp bir GES’in kurulması ve bunun için de 900-1.200 m² arasında bir büyüklükte araziye (veya çatı üstüne) ihtiyaç olur.

 

 

23. İstanbul’da şehirde bir apartman dairesinde oturuyorum. Bizim binanın çatı veya bahçesine sistem kurup güneş enerjisinden faydalanabilir miyiz?

Apartmanlar yapı olarak karmaşık olmasından dolayı biraz komplike. Ancak bütün komşularınızı ikna ederseniz tabii faydalanabilirsiniz. Biz farkında değiliz ama ihtiyacımız olan enerjinin çok daha fazlası zaten Allah’ın Güneşinden her gün bize geliyor. Bunu değerlendirmemiz gerekiyor.

Enerjide yeni trend, yerinde üretim yerinde tüketim olduğu düşünülürse (devasa şebekelerin yerini akıllı mikro şebekeler alacak), ihtiyacımız olan enerjiyi de tükettiğimiz yerlerin yakınlarında üretmemiz en mantıklı çözüm. Bunun için de evlerin çatıları veya bahçeler çok uygun.

Maliyeti karşılanabilir, bunun için lokasyon bazlı özel çalışma yapmak gerekiyor. Tabii bir de bankaların devrede olup bu işler için avantajlı bireysel kredilendirme imkanını sunuyor olmaları gerekiyor. Bu da ileride olacak. Yani elektrik faturası öder gibi güneş enerji sisteminin kredisini ödeyecekseniz belli bir sene sonra (bu İstanbul’da yaklaşık 9 sene, Mersin’de 6 senedir), elektriği bedavaya getirebileceksiniz.
 

 

24. Türkiye yenilenebilir enerjinin merkezlerinden biri olabilir mi?
Bu mümkün. Treni hala kaçırmadık. Yenilenebilir enerji sektörü nispeten yeni başladı diyebiliriz. Ancak 5 sene sonra çok geç olabilir.
 

Coğrafyamıza ve tarihe baktığımızda esasında merkez olmak için başka ülkelerde olmayan bir potansiyelimiz var. Tabii burada coğrafya ve tarih yeterli değil. İş teknolojide ve insan kaynağında bitiyor.
 

Esasında memleketimizde insan kaynağı anlamında bir sıkıntımız yok. Çok iyi mühendislerimiz ve uzmanlarımız var. Ortaya dünya çapında bir vizyon koyup doğru sistemle bu kişilerin işlerine odaklanmalarını ve teknolojik olarak kendilerini sürekli geliştirebilmelerini sağlamamız gerekiyor.
 

Benim de şahsen en önemli iki misyonum, yenilenebilir enerjinin ve sürdürülebilirlik konseptlerinin tüm dünyada daha hızlı yayılmasını sağlamak ve Türkiye’den, yani coğrafyamızdan dünya çapında bir marka çıkarmak. Bunu başarırsak coğrafyamızda potansiyeli olan başka kişilerin ve şirketlerin önünü açmış olacağız.
 

Türkiye’nin potansiyeliyle ilgili ben tüm enerji ihtiyacımızı yenilenebilir enerjiden karşılayabileceğimizi düşünüyorum. Hatta sadece Güneş Enerjisi bile bize yeter. Yeter ki doğru vizyonu ortaya koyup herkesin bu uğurda çalışmasını sağlayabilelim. Bunu yaparsak zaten merkez olmanın ötesinde, dünyada enerji trendlerini sürükleyen ülke konumuna geliriz.

 

 

25. Size sıradan biri olarak bir soru soracağım. Bu kadar varlığın içinde size göre yokluğun tanımı nedir? (Sadece dünyevi olarak değil uhrevi olarak da cevaplayabilirsiniz.). Beni de kesinlikle yanlış anlamayın.

Varlık ve yokluk göreceli tanımlar. Kime göre neye göre varlık ve yokluk? Varlık dediğiniz şey maddiyat mı yoksa manevi tatmin mi? Bu soruların cevabı kişiden kişiye değişir.

Esasında dünyevi ve uhrevi görüşüm birbiriyle örtüşüyor. Şöyle anlatayım:

Herkes bir şekilde dünyaya geliyor. Kimse dünyaya gelirken ailesini, memleketini, konuşacağı dili ve hatta ismini seçmiyor. Zengin veya fakir bir ailede doğabiliyorsunuz, iyi anlaşan veya boşanmış bir çiftin çocuğu olarak dünyaya gelebiliyorsunuz veya sürekli seyahat eden global görüşü olan veya yerel kalmış bir ailede büyüyebiliyorsunuz. Bunların hiçbiri bizlerin seçimi değil. Burada önemli olan doğduğunuzda başladığınız yer ile hayata gözlerinizi yumduğumuz yer arasındaki fark. Eğer siz hayatta hep üzerine koyarak gitmişseniz, kendinizi geliştirmişseniz, insanlığa, ailenize ve çevrenize katkılarda bulunmuşsanız pozitif bir insansınız demektir. Bunu da sadece maddiyat olarak algılamamak gerekir. Kimi başarılı işadamı, kimi başarılı bir STK yöneticisi, kimi başarılı bir yazar, kimi harika bir anne olup hayırlı evlatlar yetiştirerek hayata katkı verir. Önemli olan da budur. Eğer siz pozitif ve iyi bir insan olmuşsanız, insanlığa katkıda bulunmuşsanız ve başladığınız yerin üzerine hep koyarak gitmişseniz o zaman hangi dünyada olursanız olun iyi bir konumdasınız demektir.

 

 

26. Yanında sürekli kızlar görüyorum. Keyif çakır, Allah para da vermiş, kim tutar seni?

Merak etme Türkiye’de tutacak, engelleyecek çok adam var. Bizim memleketin işleyişi böyle maalesef. İyi bir şey yapan ya da yapmaya çalışanı hemen ya taklit ederek ya da elindeki imkânları kullanarak önüne geçmeye veya alaşağı etmeye çalışırlar.

 

Biz de tüm engellere rağmen hedeflerimize ulaşmak için elimizden geleni yapıyoruz. Her şeye rağmen yolumuza devam ediyoruz.

 

Tabii burada iki mantık hatası var. Birincisi sosyal medyadan veya blog’umdan yanımda gördüğün kızlar ya benim iş arkadaşlarım, ya dernekte gönüllülerimiz ya da akrabalarım. Türkiye’de her nedense yanınızda gördükleri her karşı cinsle bir ilişkiniz olduğu varsayımında bulunuyorlar. Bu esasında çok sakat bir varsayım. Bu düşüncede olan insanlar genelde küçüklüklerinden itibaren sevgi gibi duygulardan yoksun büyüyorlar. Sonra da karşı cinslerin bir araya gelmesini yanlış yorumluyorlar.

 

İkincisi de ben son 5,5 senedir kendi işimi yapıyorum. Başta babamdan borç aldım ama şu anda bağımsız ilerliyorum. Yani kendi finansmanımı kendim yaratıyorum. Babama da borcumu ödüyorum. O yüzden Allah para vermiş yorumu benim yaptığım işlere ve gösterdiğim çabaya ciddi haksızlık oluyor.

 

Burada bilmeni istediğim başka şeyler de var.

1. Kadın ve erkek cinsleri birbirini her ortamda tamamlarlar. Bunun için başlattığım girişimlerde kadın-erkek dengesini gözetmeye çalışıyorum. Örneğin kadınların daha az ilgi gösterdikleri mühendislik gibi işlerde kadınların sayısını artırmaya çalışıyoruz. Staj programımızı buna göre oluşturduk. İş yerinde kadın erkek eşitliğini sağlamaya çalıştığımız programlarımızla gurur duyuyorum.

2. Bozcaada’yla ilgili yazmış olduğum yazıda da (http://www.serhansuzer.com/tr/kosu-bahane-bozcaada-sahane) belirttim. Dernekteki kadın gönüllü sayımızın erkeklere göre ezici bir çoğunluğu var. Bunun sebeplerini aramızda tartıştık. Çıkan sonuç şu oldu: Derneğimiz Tider, insanların karnının doyması, temizlenmesi ve üzerine kıyafet giyebilmesi gibi temel ihtiyaçlarını karşılıyor. Bu da anaç duyguları ön plana çıkarıyor. O yüzden kadınların daha hassas olması ve daha yürekten bize destek olmaları gibi bir durum ortaya çıkarıyor. Hatta gönüllülerimizden biri bunu bir başka dernek üzerinden örnek vererek tanımladı: Örneğin Akut’ta erkek gönüllü sayısı daha fazla. Her ne kadar Genel Sekreteri kadın da olsa (kendisini çok severiz) Akut’un misyonu gereği erkekler orada gönüllü olmaya daha fazla rağbet gösteriyor.

3. Prensip gereği özel hayatımı sosyal medyada ya da blog’da paylaşmıyorum. İleride yanımda bu anlamda göreceğiniz tek kadın hayat arkadaşım olacak.

 

 

27. Ekte CV’mi bulabilirsiniz. İş arıyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz?

İş başvurularını bana yapmayın. CV’lerin yönetim kurulu başkanına gönderilmemesi gerektiğini bilmeyecek kadar profesyonelliğin dışına çıkan kişilerin e-mail adreslerini artık direkt siliyorum. Başvuru yapmak isteyenler doğrudan İK departmanlarına başvursunlar. Aşağıda ilgili e-mail adreslerini bulabilirsiniz:

 

info@tider.org

 

ik@eko.group

 

hr@eko.re

 

info@ekocc.com

 

cv@vodasoft.com.tr

 

info@moka.com

 

 

28. Tider olarak geçtiğimiz Mart ayında kazandığınız Global FoodBanking Network’ün İnovasyon Ödülü’nü hangi noktada fark yaratarak aldınız?

Bu ödül için İngiltere, Singapur, Kolombiya, Arjantin gibi ülkelerden sekiz proje finale kaldı, biz 70’in üzerinde Gıda Bankası profesyonelinin oy kullandığı seçimde en fazla oyu aldık ve bu ödüle insan kaynakları modülümüz olan Destek İK ile layık görüldük. Bu çok önemli bir gelişme ve sosyal yardımlaşma sisteminin değişeceğinin habercisi. Bütün gıda bankaları artık “sadece vermek” yaklaşımının değişmesi gerektiğinin farkında. Bu değişimi de sürdürülebilir kılmak gerekiyor. O yüzden insan kaynakları projesini onayladılar. Yurtdışındaki gıda bankaları bilgi almak üzere bizimle iletişime geçiyor. STK anlamında gerçekten gurur duyulacak bir konu. Kendi yarattığımız bir konsepti dışarıya taşıyabileceğiz.

 

 

29. Yenilenebilir enerji sektöründeki hedefleriniz nedir?

Biz hedeflerimizi her zaman uluslararası alanda başarıya ulaşmak ve bir marka haline gelmek çerçevesinde yapılandırıyoruz. Güneş enerjisi sektöründe kendimizi yalnızca enerji değil, aynı zamanda teknoloji üreten bir firma olarak görüyoruz. Gelecek hedeflerimiz arasında bu konudaki yetkinliklerimizi ve Ar-Ge çalışmalarımızı en üst düzeye çıkarmak bulunuyor. Vizyonumuz, yatırımlarımız ve çalışmalarımız hep bu doğrultuda şekilleniyor. Yenilenebilir enerji alanında EkoRE tüm dünyada ses getirecek projelere imza atmayı hedefliyor. Bunu sadece teknolojide gelişim sağlayarak değil aynı zamanda farklı iş modelleri ortaya çıkararak gerçekleştiriyor olacağız. Türkiye’den gerçek anlamda bir dünya markası çıkarmak istiyoruz.

 

 

30. Güneş Enerjisi sektörünün şu anda en önemli gündem maddesi nedir? Temel sorunlarınız hakkında değerlendirme yapar mısınız? Bu sorunlar nasıl çözülürler?

Sektörün en önemli sorunu proje yapamamaktır. Lisanslama ve proje geliştirme süreçlerinde yaşanan zorlukların ötesinde, güneş enerjisi sektörü ihtiyaç duyduğu desteği alamamıştır. Bunun ötesinde oluşturulan mekanizmalar tam olarak çalıştırılamamıştır. Örneğin, 2013 senesinde başlatılan 600 MW’lık ilk lisanslama süreci başarıya ulaşamamış, kazanılan lisanslar finansal kapamalar gerçekleştirilemediği için hayata geçirilememiştir. Kendi kendine bir ivme kazanmış ve 1 GW’ı (1.000 MW) geçmiş lisanssız projeler de geçen sene çıkarılmış yönetmeliklerden olumsuz etkilenmiştir. Türkiye’ye özgü olarak YEKA diye adlandırılan bir başka kategori ortaya çıkarılmıştır. Geçen sene aralık ayında yapılması planlanan GES YEKA ise iki kez ertelenmişti. En son yapılan ihalede kazanan Kalyon-Hanwha konsorsiyumunun bu işin altından hakkıyla kalkıp kalkamayacağını hep beraber göreceğiz.

 

Sonuç olarak elimizde bir tek lisanssız projelerden geriye kalanlar bulunmaktadır ve sektör durma noktasına gelmiştir. Çin’de geçen sene 23 GW (23.000 MW) proje yapıldığı, ışıma oranları bizim en güneşsiz bölgemiz Karadeniz’den daha düşük olan Almanya’nın kurulu kapasitesinin 40 GW’a ulaştığı düşünülürse, Türkiye’nin önünde alınması gereken çok yol olduğunu söyleyebiliriz. Güneş enerjisi sektörünün ilgili makamlarının sektörün yine önünü açacaklarını umuyoruz.

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için