Sivil Toplum

Sivil Toplum

Sivil toplum işlerine girmeyi üniversiteye başlamadan önce başıma gelen bir olayla kafama koydum.

ABD’de okumak üzere üniversitelere başvuru yaptığım dönemde bir de Kanada Montreal’de bulunan McGill Üniversitesi’ne başvurmuştum. Üniversiteleri kendi kafamda öncelik sırasına koymak için, başvurduğum tüm kurumların kampüslerini tek tek gezdiğim bir dönemde Montreal seyahatime babam ve ikiz kardeşim Baran da eşlik ettiler.

Montreal’e gece saatlerinde varmış, ertesi sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra otelden hep beraber çıkmıştık. O dönem Montreal’in en işlek caddesi konumunda bulunan ve McGill Üniversitesi’nin de ana kapısının bulunduğu Sherbrooke Caddesi’ne yöneldik. Tam Sherbrooke’u kesen Peel Caddesi’ne dönüş yaparken inanılmaz bir fren sesi kulaklarımızda yankılandı.

Hemen ardından bir çarpma sesi duyunca hepimiz anında kafamızı çevirdik ve Peel Caddesi’ne dönüş yapmak üzere olan bir arabanın evsiz bir Kanadalıya çarptığını fark ettik. Biz baktığımızda o evsiz vatandaş çarpmanın da etkisiyle havadaydı. Daha sonra arabanın kaportasını üzerine düştü ardında da yuvarlanıp asfaltın üzerine yığıldı. Zavallı adam asfaltın üzerine düştükten hemen sonra titremeye başladı.

Bütün vücuduyla aşırı titreme reaksiyonu gösteren adamı şok içinde izlerken babam Baran’a ve bana “Adam şu anda ölüyor, bakmak istemezseniz kafanızı diğer tarafa çevirin” dedi. İkimiz de kafamızı çevirmedik ve olan biteni izlemeye devam ettik. Evsiz adam yaklaşık 5 saniyelik titremeden sonra bir anda hareketsiz kaldı. Babam da hareketsiz kaldığını görünce “Adam maalesef gitti” diyerek durumun vahametini bize açıklamaya çalıştı.

Tüm bunlar olurken adama çarpan araçtan bir kadın büyük bir panikle indi. “Bana yardım edin, hastaneye kaldıralım” diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Tabii her şey bir anda oldu ve adam 5 saniyelik bir zaman diliminde hayatını gözümüzün önünde kaybetti.

Bu olay beni şahsen derinden etkiledi. O gün bütün gün yollarda yürürken hep şunu düşündüm “Bu zavallı adamın başına kim bilir ne geldi de böyle evsiz konumuna düştü. Sonrasında da kim vurduya gitti ve araba çarpması sonucu çok şanssız bir şekilde hayatını kaybetti!”

Daha o gün kendi kendime bir söz verdim: İleride fırsatım olursa bu şekilde ihtiyaç sahiplerine elimden geldiğince yardımcı olacağım. Hatta mümkünse bunu sürekli hale getirebilmek için bir sistem kuracağım. O gün kendi kendime verdiğim sözü KFC ve Pizza Hut Türkiye’nin CEO’suyken diğer gıda firmalarını da yanımıza alarak tuttum ve milyonlarca insana yardım eden gıda bankacılığı sistemini Türkiye’ye getiren TİDER’i (Temel İhtiyaç Derneği) kurdum. TİDER’deki çok yönlü entegre modelimizi anlamak için https://serhansuzer.com/tr/temel-ihtiyac-dernegi-tideri-anlamak/ blog yazımı okuyabilirsiniz.

TİDER’i kurduktan sonra gerek TİDER vasıtasıyla gerekse başka vesilelerle ihtiyaç duyulan alanlarda imkânım yettiğince sivil toplum işlerim devam etti. Şu ana kadar sivil toplum anlamında gerçekleştirdiğim tüm işleri kategorize ederek sizlerle paylaşıyorum. Gerçekleştirdiğimiz sivil toplum çalışmaları ve yardımlarla ilgili kaleme aldığım yazıları aşağıda okuyabilirsiniz:

Kosta Rika Fahri Konsolosluğu (2008 – 2021): Fahri konsolosluk sürecini de en başından beri iki ülkenin halklarına karşılıklı hizmet sunmaya dayalı bir kamu görevi olarak algıladığım için fahri konsolos olarak yaptığım işleri sivil toplum çalışması olarak nitelendiriyorum.