
Batsın bu dünya jenerasyonu: ‘Baby boomer’lar
Geçen yazımda yapay zekanın risklerini anlatırken “Trump gibi baby boomer (bebek patlaması) kuşağından insanların yönettiği ülkeler ise bugün için bırakın kontrol altına almayı, ne olduğunu tam olarak anlamadıkları için tehlikeli geliştirmeyi daha da körüklüyorlar” demiştim. İkinci dünya savaşı sonrası 1946 ile 1964 yılları arasında tanımlanan bu demografik kuşağın yönettiği ülkelerden
Popüler Yazılarım

Dedem Hasan Süzer’le anılar geçidi…


Su altında nefes kesen rekor!


2020 farklı olacak

Japon kültüründe gıpta ettiğim özellikler
Popüler Yazılarım

Dedem Hasan Süzer’le anılar geçidi…


Su altında nefes kesen rekor!


2020 farklı olacak

Japon kültüründe gıpta ettiğim özellikler

Batsın bu dünya jenerasyonu: ‘Baby boomer’lar
Geçen yazımda yapay zekanın risklerini anlatırken “Trump gibi baby boomer (bebek patlaması) kuşağından insanların yönettiği ülkeler ise bugün için bırakın kontrol altına almayı, ne olduğunu tam olarak anlamadıkları için tehlikeli geliştirmeyi daha da körüklüyorlar” demiştim. İkinci dünya savaşı sonrası 1946 ile 1964 yılları arasında tanımlanan bu demografik kuşağın yönettiği ülkelerden

İyiliğe koşanlar yine harikalar yarattı!
Geçen hafta İstanbul Maratonu kapsamında Temel İhtiyaç Derneği için başlattığımız yeni kampanya hakkında yazmıştım. Bu hafta ise 11 Kasım Pazar günü gerçekleşen koşu boyunca ve sonrasında yaşadığım keyifli ve ilginç anları, ardından da koşumuzun asıl hedefi olan bağış kampanyamızın linkini sizlerle paylaşacağım. İstanbul Maratonu ve kampanyamız hakkında bilgisi olmayanlar için

İstanbul Maratonu’nda hep birlikte iyiliğe koşuyoruz
Uzun yıllardır çeşitli sosyal girişimlerde etkin roller üstlenmiş olsam da, pek çoğunuzun bildiği gibi iyiliği çoğaltma yolunda dünyada ve Türkiye’de elde ettiği onur verici başarıları, artan saygınlığı ve aldığı ödüllerle kurucu başkanı olduğum TİDER’in yeri bir başkadır. İhtiyaç sahiplerine verdiğimiz çok yönlü desteğe en önemli katkıyı ise her yıl İstanbul

Birleşik Hoşgörü Toplumu’ndan Şiddetistan’a…
İçinde yaşadığımız topraklar Yunus Emre, Mevlana Celaleddin Rumi ve Hacı Bektâş-ı Velî gibi çok önemli düşünürler yetiştirmiştir. Hepsi öğretilerinde insan sevgisi ve hoşgörüyü aşılarlar. Ancak bugün gelinen noktada bu hoşgörüden eser kalmadığı gibi, bir şiddet ülkesi olma yolunda ilerlediğimizi görüyoruz. Bu süreci tersine çevirmeye yönelik saptama ve önerilerimi sizlerle paylaşmak

Her şeyin başı sağlık
Nereden duyduğumu hatırlamıyorum ama uzun süredir yakın çevreme çok benimsediğim bir söylemi dillendiriyorum: İsterse 1 milyar dolarınız olsun, sağlığınız yerinde olmayınca o paranın hiçbir değeri yok. Aslında tam olarak tanımlamak gerekirse, “sağlık” o 1 milyar doların başındaki 1’i temsil ediyor. 1 ortadan kalkarsa elimizde koca bir sıfır serisi kalıyor. Yani

1 haftada 3 konferansta 3 konuşma ve 1 ödül (2)
Bir önceki yazımda geçen haftanın oldukça tempolu geçtiğini ve günlük yoğun çalışmalarımın yanında, sürdürülebilirlik alanında 3 farklı konferansa katılarak 3 önemli konuda konuşmalar yaptığımı belirtmiştim. Bu yazımda Archisections konferansında “Kendine Yeten Binalar” başlıklı konuşmamdan söz edeceğim. Bu konferansa katılımım, aylar öncesinde sevgili Sevinç Ormancı’nın beni ziyaretiyle başlayan bir sürece

1 haftada 3 konferansta 3 konuşma ve 1 ödül (1)
Ardımızda bıraktığımız hafta oldukça tempolu geçti. Yoğun günlük çalışmalarımın yanı sıra, sürdürülebilirlik alanında 3 farklı konferansa katılarak 3 önemli konuda konuşmalar yaptım. Bu yazımda TİDER’le ilgili katıldığım ilk iki konferanstan ve aldığımız ödülden söz edeceğim. Üçüncü konferansın içeriğine ise bir sonraki yazımda yer vereceğim. Söz konusu konuşmaların ilk ikisinde

Nasihat dinlemeyen Arda’nın önlenemeyen çöküşü
Eşini sözle taciz ettiği iddia edilen şarkıcı Berkay’ın burnunu kıran futbolcu Arda Turan geçtiğimiz hafta yeniden gündem oldu. Hem de bu kez daha önce sergilediği olumsuz davranışların çıtasını daha da yükselterek… Arda’nın uçakta gazeteci Bilal Meşe’ye fiziksel saldırıda bulunduğu olayın ardından, kendisine hitaben kaleme aldığım yazıdaki abi nasihatlerini göz ardı etmesinin

Hayvanları ve tüm canlıları sevmek
Geçtiğimiz hafta hep birlikte kutladığımız 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nün ardından gerek kişisel olarak gerekse iş hayatımda içtenlikle benimsediğim çevreci yaklaşımın gerçek anlamı ve yeşili korumanın yanı sıra hayvanları ve tüm canlıları sevmenin önemi hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Dünya Hayvanları Koruma Günü’yle ilgili içeriği en sağlam ve

Bloğumla ilgili gönülden teşekkürler ve bazı notlar
5 Eylül – 28 Eylül tarihleri arasında yapılan halk oylaması sonucu 16. Altın Örümcek organizasyonunda “Halkın Favorileri” belli oldu. Tüm kategorilerde birinci seçilen ve finale kalan projeleri kutluyor, “Bireysel Blog” dalında finalist olan bloğumu destekleyen herkese ve Altın Örümcek’e içten teşekkürlerimi sunuyor, yarışmanın verimliliği açısından da birkaç yapıcı öneri paylaşmak