Güle güle büyük kaptan Fernando Muslera!

06/07/2025

Yorum Yok

452 Görüntülenme

5 dakika

Galatasaray kaleciler açısından genelde şanslı bir takım oldu. Simović, Tafarel, Mondragon ve Muslera. Hepsi Galatasaray futbol takımının başarılarına büyük katkılar yaptılar. Bu muhteşem dörtlüde de en büyük sükseyi tüm rekorları alt üst ederek Galatasaray’a adeta bir armağan gibi gelen son kaleci Muslera oldu. Bu yazıyı büyük kaleci, örnek insan, harika aile babası ve Galatasaray kaptanı Fernando Muslera’ya teşekkür etmek için kaleme alıyorum.

2011 senesinde Türkiye’ye ilk geldiğinde kimse kendisinden böyle görkemli bir kariyer beklemiyordu. Tam 14 sezon Türkiye Futbol Ligi’ndeki tüm rekorları kırdıktan sonra kariyerinin sonlarında 39 yaşında Latin Amerika’ya dönüş yaptı.  Sizlere Muslera’yı kendi perspektifimden anlatmadan önce onu kısaca tanıyalım (bkz: https://tr.wikipedia.org/wiki/Fernando_Muslera):

Néstor Fernando Muslera Micol (d. 16 Haziran 1986, Buenos Aires), kaleci pozisyonunda oynayan Arjantin asıllı Uruguaylı milli futbolcu. Primera División ekiplerinden Estudiantes de La Plata forması giymektedir.

Kupa rekortmeni

Kariyerine Montevideo Wanderers ve Nacional’da başlayan Muslera, 2007’de Lazio’ya transfer oldu ve kulüpte 2009 Coppa Italia Finalini kazandı. 2011 yılında 6,75 milyon € karşılığında Galatasaray’a transfer oldu ve o zamandan bu yana 8 Süper Lig şampiyonluğu, 5 Türkiye Kupası ve 6 Süper Kupa dahil olmak üzere birçok ödül kazandı. Ayrıca Galatasaray’ın futbol takımında en çok forma giyen yabancı futbolcudur. 25 Ocak 2025 tarihinde Konyaspor karşılaşmasında Galatasaray formasıyla Süper Lig’deki 429. maçına çıkan Muslera, Süper Lig tarihinde en çok forma giyen Galatasaraylı futbolcu oldu. Fernando Muslera, Türkiye ve Galatasaray’da en fazla kupa kazanan yabancı oyuncu unvanını taşıyor.

2009’dan bu yana milli takım formasını terleten Muslera, Uruguay formasıyla 130’un üzerinde maçta ülkesini temsil etti. Beş Copa América turnuvasında oynadı, 2011’de şampiyonluk kazandı. 2010, 2014, 2018 olmak üzere 3 kez FIFA Dünya Kupası’nda ülkesini temsil etti ve 2010’da turnuvada dördüncü sıraya yükselmesine yardımcı oldu.

Muslera’nın kazandığı kupaları ve başarılarını https://www.transfermarkt.com.tr/fernando-muslera/erfolge/spieler/58088 linkinde okuyabilirsiniz.

Avrupa Kupası dışında kırılmadık rekor bırakmayan Muslera hakkında hazırlanmış bu videoyu da izlemenizi tavsiye ederim: https://www.youtube.com/watch?v=cKRoNgnE8T8

Neden “büyük kaptan”?

Şimdi gelelim Muslera’ya neden büyük kaptan dediğimize. İşte kendi perspektifimden Muslera’yı çok değerli kılan özellikler:

1) Muslera’nın pozitif kişiliği ve takımı ateşleyen hırslı yapısı onun en önemli farkı.

2) Muslera’nın ter döktüğü geride kalan 14 sezon boyunca Galatasaray’ın her takımı iyi durumda değildi. 8 lig şampiyonluğunun kazanıldığı sezonlarda bile zaman zaman takımın tel tel döküldüğü ve şampiyonluğun uzak bir ihtimal olduğu dönemler yaşadık. Ama Muslera hep ayakta kaldı ve takımı ateşlemeye devam etti.

3) “Muslera sayesinde bu şampiyonuğu kazandık diyebileceğimiz” sezonlara tanık olduk. Hatta bu dönemlerde “Son anda Muslera” sözü hepimizin kulağına adeta perçinlendi. Kritik maçlarda takımı ayakta tutup maçı kazanmamızı veya fark yiyebileceğimiz maçlarda farkı önleyip maçın en azından berabere bitmesini sağladığı çok maçına tanık olduk. Hepimizin kesin gol oldu diye kafamızı tuttuğumuz anlarda inanılmaz kurtarışlar yaptı ve spikerlerin “son anda Muslera” dediğine defalarca şahit olduk.

4) Muslera, ailesiyle ilgili ciddi sorunlar yaşadığı dönemler hariç (sağlık, vefat, özlem vb.) hep güler yüzlüdür. Onun o gülen nur yüzlü tavrı hem tüm takımı, maça giden seyircileri ve ekran başındaki milyonlarca Galatasaray taraftarını hep pozitif motive etti, keyiflerini yerine getirdi.

Herkesin sevgilisi

5) Muslera örnek insandır. Bekârken bile hiçbir skandalına tanık olmadık. Profesyonelliğinden taviz vermez. Evlendikten sonra da ondan beklediğimiz gibi harika bir baba olmuştur. Ayrıca Muslera’nın öyle bir karakteri vardır ki, rakip takımın oyuncuları ve taraftarları da onu sever ve saygı duyarlar.

6) Rakip takımın futbolcularının Muslera’yı sevmelerinin başka birçok sebebi de vardır. Muslera’yı rakip takımın genç kalecisini iyi oyunundan sonra tebrik ettiği ve kariyerinde başarılar dilediği, çok gol yiyen rakip takımın kalecisini teselli edip cesaretlendirdiği, kontrolü kaybedip kale direğine çarpmak üzere kayan bir futbolcuyu eliyle itip büyük bir sakatlık yaşamasını engellediği ve bunlar gibi rakipte hep saygı ve sevgi uyandırdığı hareketlerine defalarca tanık olduk.

7) Futbol asla salt olarak bir spor değildir. O kadar popülerdir ki futbolcuları milyonlarca insan takip eder, taklit eder ve bazen yaşanılan büyük zaferlerde tüm ülkenin moralini düzeltirler, büyük coşku yaşamalarını sağlarlar. Muslera böyle bir denklemde Galatasaray’ın Türkiye ve Avrupa maçlarında takımını ayakta tutmuş, neşesi ve motivasyonuyla ülkede milyonların umutlarının yeşerip canlanmasını sağlamıştır.

8) Bir futbol takımının başarısına özellikle iki pozisyonun katkısı büyüktür. “Atan ve tutan” diye nitelendirebileceğimiz denklemde kaleciler ve forvet oyuncuları takımın başarısına doğrudan etki ederler. Galatasaray ne kadar şanslı ki genelde tutanımız hep çok iyi oldu. Muslera da bu şansın en son ve en uç örneğidir.

9) Bir futbol takımının kollektif karakterinin belirlenmesinde kalecilerin rolü büyüktür. Maçı en geriden takip ederler ve ters giden bir şeyler olduğunda yaptıkları kurtarışlarla veya geriden motivasyon vererek takımı ateşleyebilirler, maç içindeki dönüşümü sağlarlar. Ayrıca Muslera gibi iyi karakterli bir rol model, tüm takım için bir örnek oluşturur. Galatasaray’da olduğu gibi diğer futbolcular da Muslera’yı örnek alıp iyi bir aile babası olmaya özenmeye, maç sonu çocuklarıyla birlikte kutlamalar yapmaya, kötü giden bir maçta karakteri ortaya koyup mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeye ve rakiplerinin bile saygı duyduğu şekilde örnek davranışlar sergilemeye başlarlar. Size kalecilerin takımın karakterini ne denli etkileyebileceğine dair iki örnek vereceğim: Bir tarafta Galatasaraylı Fernando Muslera diğer tarafta Fenerbahçeli İrfan Can Eğribayat. İkisinin de karakterine ve oynadıkları takımların karakterlerine bakın. Ne demek istediğimi ve şampiyonluğu tüm engellemelere, yapılan pisliklere ve masa oyunlarına rağmen neden Galatasaray’ın kazandığını anlayabilirsiniz.

Yolu açık olsun!

Tüm bunları söyledikten sonra takıma yine büyük katkılarda bulunan Mertens’in de Muslera gibi büyük bir karakter olduğunun altını çizmek isterim. Bence Galatasaray ne yapıp edip ikisini de takımda bir sene daha tutabilirdi. Muslera şimdilerde bir Arjantin takımı olan Estudiantes’e gitti. Belki ailesiyle birlikte kendi memleketinde veya memleketine yakın bir yerde olmak istedi, bilemiyoruz, ama Muslera ile Mertens birlikte ikna edilerek son bir sene daha büyük katkı vermeleri sağlanabilirdi. Yazık oldu. Sağlık olsun.

Bu vesileyle iyi karakteri, örnek babalığı ve tüm davranışlarıyla Galatasaraylı olsun olmasın tüm taraftarların gönlüne taht kurmuş, Galatasaray futbol takımının son 14 senedeki başarılarına inanılmaz katkı yapmış büyük kaptanımız Muslera’ya kariyerinin son dönemlerinde başarılar ve ailesiyle birlikte mutlu bir yaşam diliyorum.

Büyük kaptan Musleramız, yolun açık olsun. Kalbimiz, kapımız sana her zaman açık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir