Bir Galatasaraylı’dan Kartal’a Tebrikler!

Her hafta yeni bir olayla karşılaştığımızdan ve yazılarımda güncel gelişmelere öncelik vermeyi tercih ettiğimden, sıcağı sıcağına Beşiktaş’ın şampiyonluğuna değinmek istiyorum. Birleşmiş Milletler yazımın ikinci bölümünü ise önümüzdeki hafta yayınlamayı planlıyorum.

Öncelikle, bir Galatasaraylı olarak Beşiktaş’ı yürekten tebrik ediyorum. Şahsen Beşiktaş’ı kardeş kulübümüz olarak görüyorum çünkü bizim ailenin yaklaşık %70’i Galatasaraylı, %20’si Beşiktaşlıdır. Geri kalanı ise Fenerbahçe, Trabzonspor ve Gaziantepspor’u destekler. Ayrıca, Beşiktaş’ın stadı ile Galatasaray’ın doğum yeri olan Galatasaray Lisesi birbirine komşu ilçelerde olduklarından her zaman yakın kulüpler olmuşlardır.

Konumuza gelirsek; Beşiktaş bu sene hak ederek, ciddi bir savaş vererek, güzel futbol oynayarak, bileğinin hakkıyla kazandı şampiyonluğu.

Bu başarıya Türkiye’nin en iyi teknik direktörlerinden biri olan Şenol Güneş’in liderliğinde ulaştı. Daha evvel defalarca Şenol Güneş’in Türkiye’nin en iyi teknik direktörlerinden biri olduğunu, 2002 senesinde elde edilen dünya üçüncülüğünün şans eseri olmadığını çalıştırdığı Güney Kore takımını da üst üste şampiyon yaparak ispat ettiğini, Türkiye’de de zor koşullara karşın Trabzon’u en iyi yerlere getirebildiğini yazmıştım.

Ayrıca güzel statlarından dolayı da Beşiktaş’ı tebrik ederim. Stadyumlarının açılmasını şampiyonlukla süsleyerek harika bir bitiriş yaptılar. Hemen arkasında bulunan binanın sahipleri olarak biz de kutlamalara katkıda bulunmak için ilk açılış maçında binanın led ışık sistemli aydınlatmasını o akşama özel olarak siyah-beyaza dönüştürdük. Çok da keyifli bir görünüm oluştu. Bununla ilgili Milliyet Gazetesi’nde Gökhan Karakaş’ın haberini aşağıda bulabilirsiniz:

 

Ayrıca şampiyonluk kutlamaları sırasında çekilen, Süzer Plaza’nın da olduğu bir kareyi sizlerle paylaşmak isterim.

Beşiktaş’ın stadı yapılırken hemen arkasında bulunan Ritz-Carlton Oteli’nin o dönemki Genel Müdürü Max Zanardi ilginç bir uygulamaya imza atmıştı. Stadı yetiştirmek için gece gündüz mesai yapan Beşiktaş’ın inşaat grubunun özverili çalışmasından bir anlamda memnunduk, ancak bir yandan da inşaatın sesi aynen otelin içinde yankılandığından müşterilerden ciddi şikâyet alıyorduk. Bunun üzerine otel yönetimi odalara bizzat Zanardi’nin kaleme aldığı “Tarihe tanıklık ediyorsunuz” başlıklı bir kart yerleştirdi. İtalyan yönetici, karttaki yazısında Beşiktaş kulübünün önemini ve bu stadın onlar için ne anlam ifade ettiği dile getiriliyor, otelden görünen inşaatı ise ‘tarihi bir olay’ olarak nitelendiriyordu.

Eşi de Türk olan Max, Türkiye’de uzun yıllar geçirmiş, Türkleri hem çok iyi tanıyan hem de seven değerli bir yöneticiydi. İtalyanca, İspanyolca, İngilizce, Portekizce ve Türkçeyi ana diline yakın yetkinlikte konuşuyordu. En önemli özelliğiyse getirdiği farklı bakış açısı ve bulunduğu yere güzel şeyler katmasıydı. Ben Max’ı 10 seneden fazla bir zaman önce otelin yiyecek & içecek müdürüyken tanımıştım. Kendisi daha sonra Ritz-Carlton’ın farklı otellerinde kariyerine devam etti ve sonunda otelimize genel müdür olarak geri döndü. Max’ın bu parlak fikri işe yaradı mı dersiniz? Nispeten yaradı diyebiliriz. Müşterilerin tolerans eşikleri bu mesajla yükseltildiğinden, şikâyetler ciddi oranda azaldı.

Konumuza dönecek olursak, bu şampiyonlukla mutlu sona ulaşıldığını söyleyebilir miyiz?

Bence Beşiktaş daha yolun çok başında. Geçmişte yapılanlar geleceğin bir anlamda teminatı. Seveni de sevmeyeni de vardır, ancak hakkını teslim etmek lazım; Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, yönetim kurulu ve ekibi iyi bir iş çıkardılar. Yapılması gerekenleri asgari hatalarla yaptılar ve Beşiktaş artık kabuğunu kırmaya başladı.

Tabii ki, her şey güllük gülistanlık değil. Bana göre Beşiktaş’ın bundan böyle yapması gereken önemli şeyler var. Bu konudaki düşünce ve önerilerimi aşağıda maddeler halinde paylaşıyorum:

  1. Her yönüyle örnek bir takım yaratılması: Yöneticilerin her alanda sporun ruhunu doğru temsil edecek, memleketin ruhsal durumunu olumlu etkileyerek moralini düzeltecek ve toplumu doğru yönlendirecek takımlar kurmaları gerekiyor. Bu anlamda geçmişlerine bakıp Büyük Başkan Süleyman Seba’yı örnek alabilirler. Her yönüyle örnek olabilecek karakterde bir spor kulübü yaratılmak isteniyorsa aşağıdaki aksiyonları almak gerekiyor kanımca (bu yazdıklarım tüm spor kulüpleri için geçerli elbette):

    1. Gökhan gibi sporun ruhuna çok yakışmayan hareketleri yapma potansiyeli yüksek futbolculara sırf iyi futbol oynuyor diye tolerans gösterilmemesi ve prensiplerden şaşılmaması gerekiyor.

    2. Olaylı genel kurulların artık tekrarlanmaması gerekiyor. Bu olaylar Beşiktaş’a yakışmıyor. Burada Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’a önemli bir iş düşüyor.

    3. Küfreden, kavga çıkaran taraftarların stada alınmaması gerekiyor. Beşiktaşlılar da herkes gibi eğlenmeyi çok seviyorlar. Bu çok normal ve sporun güzelliğini yansıtıyor. Ancak maçtan evvel alınan aşırı alkol, statta sporun ruhuna yakışmayan olayları tetikleyebiliyor. Buna tolerans gösterilmeyeceğinin vurgulanması ve ailelerin de rahatlıkla stada gelip maç izleyebileceği bir ortamın yaratılması gerekiyor.

    4. Hemen her maçtan sonra hakemlerden şikâyet etmekten ve kamuoyunu yönlendirme çabalarından vazgeçmek gerekiyor. Bu tür davranışlar Türk sporuna zarar veriyor.

  1. Takımın finansal durumunun düzeltilmesi: Bu konu, diğer takımların olduğu gibi Beşiktaş’ın da en önemli sorunu bana göre. Takımda devamlılığı ve sürdürülebilir başarıyı sağlamak için mutlaka finansal durumu düzeltmek gerekiyor. Genel eleştiri Beşiktaş’ın borcunun 1,3 milyar TL’yi geçtiği yönünde. İş hayatının içinde olan biri olarak, “bu borcu çevirmek için kim bilir ne tür taklalar atılıyor?” diye şahsen merak ediyorum ve bu durumun düzeltilmesi için de bir an evvel gerekli önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorum. Takımın başarılı olması ve büyümesi için daha yüksek bütçelere ihtiyaç duyulmasını, hatta önümüzdeki sene Şampiyonlar Ligi için kadroya takviye yapma gereksinimini anlayabiliyorum. Ancak burada bütçe dengesini sağlamak için çok akıllı işler yapmak gerekiyor. Esasında bir sorunu çözüm yolu önermeden dile getirmek benim tarzım değil. Bu konuda yapılması gereken çok şey var ve benim de bu anlamda yararlı ve yaratıcı olduğunu düşündüğüm fikirlerim var. Milyonlarca taraftarı olan kulüplerin finansal zorluk içine düşmeleri oldum olası tuhaf gelmiştir bana. Spor kulüplerinin daha iyi yönetilmeleri gerekir. Geçmişte çok sayıda fikirlerim ve bulduğum iş modelleri başkaları tarafından çalındığı için burada bunları paylaşmayacağım. İleride Galatasaray ciddi sorunlar yaşar ve benim yardımım istenirse üzerime düşeni seve seve yaparım. Böyle bir durumda Galatasaray’da yapacağımız işlerin diğer takımlara da örnek olacağına inanıyorum. Şimdilik söyleyebileceklerim bu kadar.

  1. Hayatın akışının devam etmesi: Ben de Beşiktaş’ın stadına yakın oturuyorum. Şampiyonluk kutlaması da dâhil son birkaç haftadır maça gelirken sahilde stadın yanından geçen yolu kapatıyorlar. Zaten ciddi sıkıntılı olan İstanbul trafiği o civarda allak bullak oluyor. Beşiktaş bizim bildiğimiz halkın takımıdır. Halkın takımı ‘halka eziyet ediyor’ pozisyonuna düşmemelidir. Çünkü bu yol kapamalar yüzünden birçok insan evine, işine gidemiyor ve ciddi zaman kaybediyor. Bu konuda keyfi uygulamalara bir son vermek gerek.

Bu yazımda hayatımdaki önemli Beşiktaşlılara yer vermeden geçmek de istemem. Öncelikle, yitirdiğimiz koyu Beşiktaşlı amcalarım Cengizhan ve Hüseyin Süzer’i anmak isterim. Allah rahmet eylesin, rahat uyusunlar.

Cengizhan Süzer

Hüseyin Süzer

Bir de ailemizin berberi Turhal Bey ve kardeşi Hüseyin Bey’i buradan tebrik ederim. Biz erkekler berbere sadece tıraş olmak için değil, sohbet etmek, şakalaşmak ve gündemi konuşmak için de gideriz. Babamın da berberi olan Turhal Bey, kardeşiyle birlikte bizi kısa pantolonlu halimizden bugünlere dek uzun yıllardır tıraş ediyor. İki kuşak berberimiz olan, hatta dedemi bile tıraş etmişliği bulunan Turhal Bey, çok özel bir meslek erbabıdır. Gerçekten tatlı bir dili vardır. En önemli özelliğiyse şiiri, edebiyatı, şakaları ve hoş sohbetiyle tıraşı bizim için bir keyif haline dönüştürmesidir. Kardeşi Hüseyin Bey de aynı şekilde beyefendi ve hoş sohbet bir insandır. Dükkanı İstiklal Caddesi’ni kesen bir sokakta olduğu için de Galatasaraylı, özellikle de liseli çok müşterisi vardır. Koyu Beşiktaşlı olan Berber Turhal Bey ve kardeşi Hüseyin Bey söz ettiğim insani özelliklerinden dolayı herkes tarafından çok sevilirler. Bu büyük Beşiktaşlıları da bir kez daha tebrik ederim.

Yukarıdaki resimde Berber Turhal ve ekibini, Turhal Bey’in kardeşi Hüseyin Bey ile selfie’mizi ve beni traş ederken ki resmimizi bulabilirsiniz.

Galatasaray’ımızın toparlanması daha uzun bir süre alacak gibi. Bu dönemde en azından kardeş takımımız Beşiktaş’ın başarılarıyla teselli bulacağız gibi duruyor.

Elbette en büyük temennim, bütün Türk sporcularının ve takımlarının farklı spor branşlarında dünya çapında başarılara imza atmaları ve memleketimizi en iyi şekilde temsil etmeleridir.

Bu vesileyle tüm Türkiye’nin geçmiş 19 Mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutlarım.

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için