Kanada üniversiteleri neden tercih ediliyor?

Geçtiğimiz haftalarda Kanada Konsolosluğu benimle temasa geçti ve “Kanada Eğitim Haftası” kapsamında bu ülke üniversitelerinden mezun başarılı kişilerle video söyleşisi yaptıklarını, bu bağlamda benimle de görüşmek istediklerini belirttiler. Kanada üniversitelerinin neden giderek daha fazla tercih edildiğine ilişkin görüşlerimi bu vesileyle sizlerle paylaşmak isterim. devamı...

Sık sorulan sorulara cevaplarım 1

Blog’umu aktif kullanmaya başladığımdan beri farklı iletişim kanallarından bana sürekli sorular geliyor. Bu soruların bir çoğu benzer nitelikte. Bu blog yazımda gelen bu sorulara ve cevaplarıma yer vereceğim. Sık sorulan sorular serisi benzer nitelikte farklı sorular geldikçe devam edecek. Her bir seri 10 sorudan oluşacak. devamı...

Sosyal girişimcilik ve kırmızı çizgilerin ihlali

Yazımın içinde alıntı yaptığım makalede de ortaya konduğu gibi ‘sosyal girişimcilik’ aslında doğrudan toplumsal fayda üretmeye dayalı çok değerli bir kavram. Ancak ülkemizde pek çok konuda olduğu gibi sosyal girişimcilik alanında da uygulamalarıyla kavramların içini boşaltan ve sosyal sisteme fayda yerine zarar getiren kişi ve kuruluşlar maalesef mevcut. devamı...

Kendi kapımızın önünü süpürmek

Güzel memleketimizde kronikleşmiş birçok sorunu tek bir kişinin düzeltmesine imkân yok. Ancak herkes kendi evini düzenler, kendi kapısının önünü süpürürse bir şeyler toplu olarak değişmeye başlar. Bu yazımda genelde iş çevremde yaşadığım birtakım yanlışlıkları ve bunları nasıl ele alacağımı sizlere aktaracağım. Öncelikle işyerimizin dışındaki ortamla başlayalım. devamı...

Memleketin DNA’sına askerlikten bir bakış (3)

Güncel bir çağrışım üzerine yazmaya başladığım askerlik anıları dizisinin ilkinde acemilik dönemimi, ikincisinde ise ustalığa geçiş süreci ve koğuş öykülerimi aktarmıştım. Dizinin bu son yazısında ustalık dönemimden bazı anı ve saptamaların yanı sıra, sisteme ilişkin bazı tavsiyelerimi paylaşıyorum. devamı...

Memleketin DNA’sına askerlikten bir bakış (1)

Türkiye’de maalesef güvenliğe ve askeriyeye yönelik bazı üzücü haberler duymadan gün geçmiyor. Örneğin geçtiğimiz haftalardaki yemekten zehirlenmiş askerlerin haberini okuyunca insan ister istemez geçmişte yaşadıklarını hatırlayıp empati kuruyor. Ben de bu hafta 2000’in sonundan 2001 Temmuz’una dek yaptığım 8 aylık askerliğime ilişkin bazı anılarımı paylaşmak istedim. devamı...

Best of Gökçeada

Türkiye’de herkesin bir favori tatil beldesi ve dinlenme yeri var. Benim de en çok keyif aldığım ve kafayı dinlemek, enerji depolamak için ziyaret ettiğim yer Gökçeada. Ada’nın Türkiye’deki diğer adalardan en büyük farkı, doğasının inanılmaz güzel olması. Ada’nın kendi suyu var. Geniş tarım alanları ve harika plajları var. Tam bir ‘kitesurf’ cenneti ve hayvanlar Ada’da özgürce dolaşabiliyorlar.  devamı...

Arda Turan’a abi nasihatları

Arda Turan Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli futbolculardan biri olmasına karşın, gerek kendisi ve sevenleri, gerekse onu örnek alabilecekler açısından çok kritik bir dönemden geçiyor. Ondan yaklaşık on yaş büyük ve pek çok deneyim yaşamış bir abisi olarak bu haftaki yazımı Arda Turan’a bir tanıdık vasıtasıyla ulaşacak bir açık mektuba ayırmak istedim.   devamı...

Jose Sancho Sergisi: Bir sanat ve dostluk öyküsü

Geçen hafta Kosta Rika Fahri Konsolosluğu görevimde ‘tamam mı devam mı’ sorusunun geldiği son noktayı sizlerle paylaşmış ve ‘Pura Vida’ kültürüyle harmanlanmış bu güzel ülkeyle bağımın hiç kopmayacağını vurgulamıştım. Bu hafta ise bu coşkulu, barışçı ve pozitif kültürün en önemli temsilcilerinden olan heykeltıraş Jose Sancho’yu ülkemiz sanatseverleriyle buluşturma maceramızı paylaşacağım. devamı...

Koşu bahane, Bozcaada şahane!

Zorlu parkuruna eşlik eden harika doğası ve tarihi dokusuyla Bozcaada koşusunun benim için diğerleri arasında özel bir yeri var. Ancak Tider gönüllüleri ve Adım Adım’dan dostlarla bu müthiş atmosferde koşmak kadar, koşu öncesi ve sonrasında artık iyice tanıyıp benimsediğim Ada’nın keyifli olanaklarından yararlanmak da ritüelimin bir parçası haline geldi. devamı...

Nişantaşı’na davullu zurnalı veda

10 yıldır yaşadığım ve çok sevdiğim Nişantaşı’ndaki evimden, yeni ufuklara yelken açacağımız Çekmeköy’deki (Taşdelen) ofis binamızın yakınlarında tuttuğum orman içindeki yeni evime taşınma macerama biraz hüzün ve Hıdırellez kutlamalarının etkisiyle bolca ‘coşku’ damgasını vurdu. devamı...

300 Spartalı değil, 22 Tiderli!

Bir Adım Adım kampanyası daha sonuçlandı. Sonuçlarından memnun kalmamız bir yana, bu kampanyaya emek veren herkes sorumluluğunu gerçekleştirmenin çok ötesine geçti. Bu yazımda bize büyük katkı sağlayan bu çabaların kahramanlarına değinmek istiyorum. devamı...

Sizlerle yüz binlere destek vermeye, dünyaya örnek olmaya koşuyoruz

5 Mart Pazar günü Antalya’da gerçekleşecek Runatolia Maratonu’nda ikincisini Bağcılar’da açacağımız Destek Market için koşacağız. Yüz binlerce kişinin gıda, temizlik ürünleri ve kıyafet gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacağımız ve aynı zamanda meslek edindireceğimiz Bağcılar’daki Destek Market için sizlerden destek isteyeceğim yazımı hazırlıyordum. Tam bu sırada çabalarımızı onurlandıran harika bir haber aldık: Dünyadaki benzerlerine örnek oluşturabilecek özgün modeliyle Tider, tüm gıda bankalarının bağlı olduğu Global Foodbanking Network’ün büyük ödülü için finalist seçildi. devamı...

Bir Uzakdoğu Masalı: Tayland - Bangkok

Yılbaşı öncesi ve sonrası Phuket, Bangkok ve Singapur’dan oluşan Uzakdoğu seyahatim hakkında geçtiğimiz hafta kaleme aldığım ilk yazıda Phuket izlenimlerimi paylaşmıştım. Bu hafta gezimin ikinci ayağı olan Tayland’ın başkenti Bangkok hakkında yazacağım. devamı...

Bir Uzakdoğu masalı: Tayland - Phuket

Daha önce Hindistan’dan ötesine gitmediğim için, uzun süredir içimde ukde olan ilk Uzakdoğu gezimi bu yılbaşında nihayet gerçekleştirdim. Deniz ve kumlardaki ‘gizemli’ yaratıkları, enfes yemekleri ve muhteşem doğasıyla Tayland’ın Phuket Adası’nda ve başkenti Bangkok’ta unutulmaz deneyimlerle dolu bir zaman geçirdim. Bu yazımda Phuket’i kaleme alacağım.  devamı...

Hayata dair

Yılbaşını Tayland’ın Phuket şehrinde geçirdim. Gecede beyaz kıyafetlerin giyildiği “White Night” konseptli bir partiye katıldım. Parti öncesinde yediğimiz yemekte sohbet bir ara “kültürlerarası farka” geldi. Masada Uzakdoğu kültürüne vakıf arkadaşlar, beyazın Batı kültüründe saflık ve güzellik anlamına geldiğini, Uzakdoğu’da ise ölümü simgelediğini ve cenazelerde beyaz giyildiğini duyunca çok şaşırdım. Bana beyazın kültürümüzdeki yeri sorulduğunda ise Türkiye’de de beyazın anlamının Batıyla paralel olduğunu belirtip beyazın ölümle bağdaştırılmasının bana garip geldiğini, bizde ise cenazelerde genelde tam tersi siyah veya koyu renklerin tercih edildiğini belirttim. devamı...

Yeni yılda yeni hedef ve umutlarla…

Toplumsal anlamda maalesef pek çok üzüntü yaşadığımız, kendi iş hayatım açısından ise bir yandan riskli zeminde yürüyüp bir yandan pek çok başarıya ve ilke imza attığımız yoğun bir yılı geride bırakıyoruz. 2016’nın bu son yazısında sene boyunca gerçekleştirdiklerimizin bir değerlendirmesi ile 2017 hedeflerimi sizlerle paylaşmak istedim. devamı...

Yaşam kalitesini artırmak için spor yapın

Sporun sağlığa faydası herkesin malumu olan bir gerçek. Ancak bu yalnızca tek boyutlu bir sebep sonuç ilişkisi değil. Daha kapsamlı bakıldığında, sporun yaşam kalitemize topyekûn bir katkısı olduğu görülebilir. Uzun yıllar sonra yeniden ilk gençliğimdeki formuma yaklaştığım şu dönemde, bunun altyapısını ve sporla ilgili kişisel saptamalarımı sizlerle paylaşmak istedim. devamı...

İstismara dair yasa teklifinin düşündürdükleri

Ülke çapında tepkiye yol açan ve kısaca ‘cinsel istismar yasası’ olarak anılan yasa teklifi, birçoğumuza kendimizin veya yakın çevremizdeki kişilerin maruz kaldığı travmatik olayları hatırlatmış olmalı. Teklifin komisyona geri çekildiği haberi elbette yüreğimize bir nebze su serpti. Yine de bu çok hassas konuya ilişkin bazı anı ve düşüncelerimi paylaşmakta yarar görüyorum.   devamı...

#AdımGibiBiliyorum değiştirebiliriz, çoğalabiliriz!

“Önemli olan kişilerin kendi ayaklarının üzerinde durabilmesidir.” Bu, 2010 senesinde Gıda Bankacılığı Derneği olarak kurduğumuz ve 2014 senesinde gerçekleştirdiğimiz yeniden yapılandırma ile ismini ve yapısını değiştirdiğimiz Temel İhtiyaç Derneği’mizin, kısaca Tider’in mottosudur. Dernek için faaliyet gösteren herkes bilinçaltında bunu bilerek hareket eder. Tider’in logosu bile bunu temsil eder.   devamı...

‘Bayan’dan ‘Kadın’a; eşitlik mücadelesinde laftan ötesi…

İlk kez yıllar önce eski bir arkadaşımın dikkatimi çekmesiyle haberdar olduğum ‘bayan’ ve ‘kadın’ sözcükleri arasında cinsiyetçi bir fark olduğu görüşünü halen biraz şekilci bulsam da, eğitimden spora, iş yaşamından ailedeki konumuna dek Türkiye’de kadınların toplumsal eşitliği yönünde kat edilmesi gereken çok mesafe olduğuna inanıyorum. Bu haftaki yazımda, kişisel deneyimlerim ve attığım bazı somut adımlar üzerinden kadın meselesine yaklaşımımı sizlerle paylaşmak istedim.   devamı...

McGill ünlüleri ve ‘yer altından’ notlar

Geçen hafta kaleme aldığım yazıda McGill Üniversitesi’ne nasıl girdiğimi ve orada edindiklerimin yaşamıma ne tür önemli katkıları olduğunu paylaşmıştım (http://www.serhansuzer.com/tr/ufuk-acan-bir-deneyim-mcgill-yillarim). Bu hafta sosyal yaşamının önemli kısmı yer altında kurulmuş olan Montreal şehri ve dünyaya pek çok değerli bilim ve sanat insanı kazandırmış üniversitem hakkında daha detaylı ve özel bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.   devamı...

Ufuk açan bir deneyim: McGill yıllarım

Mezunu olduğum McGill Üniversitesi’nin geçtiğimiz hafta İstanbul’daki bir etkinliğine katıldım. Bu güzel davet beni yıllar öncesine götürürken hayatımda önemli yeri olan birçok anımın da yeniden canlanmasına vesile oldu. Böylece okuduğum üniversiteyle ilgili yaşadıklarımı, hayatımdaki yerini ve etkilerini paylaşmak istedim bu hafta sizlerle. devamı...

Tam Bir Kabus: 15 Temmuz Darbe Girişimi

Bu hafta canım hiçbir şey yazmak istemiyor. Kendimi zorlayarak da olsa özet olarak 15 Temmuz’da yaşadığımız olaylarla ilgili düşüncelerimi aktarmak istiyorum.     devamı...

Biz bitti demeden bitmeyecek ego!

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ülkemizin aldığı başarısız sonuçlar, büyük oranda bunun altında yatan ego problemleri üzerine bir kez daha düşünmeme yol açtı. Futboldan okul yaşamına, iş dünyasından gündelik hayata dek şişik bir egonun göstergesi olan tavırların, gerçek anlamda güçlü olmakla çeliştiğini gözlemlemişimdir hep. Bunu örneklendiren çeşitli deneyimlerime yer verdim bu haftaki yazımda.   devamı...

Boyun eğmeyen bir efsaneden öğrendiklerim

Geçen hafta efsanevi şampiyon boksör Muhammed Ali’nin ölümünü öğrendiğim an, yıllar öncesinden başlayan ve her defasında kendimi ona biraz daha yakın hissetmemi sağlayan, dünya boks ve insanlık tarihine damgasını vurmuş sporculuğu, aktivist yönü ve hafızalardan silinmeyecek sözleri art arda zihnimde canlanmaya başladı. devamı...

Büyük çoğunluğa göre ‘Vefa’ bir semt ismidir

Güzel Türkçemizde iğneleme amacıyla kullanılan böyle mecazi bir deyim vardır. Kimilerine göre ‘Vefa’ İstanbul’da bir semtin ismidir, bu kelime başka bir anlam ifade etmez. İğnelemenin hedefi olan kişiler kimseyi umursamaz, bencildirler. Kimileri ise ‘vefa’nın hakkını vererek yaşar. Kendilerine değer verenlere, iyi hissetmelerini sağlayanlara, katkı verenlere vefalarını çeşitli yollarla gösterirler. devamı...

Sık sorulan sorulara cevaplarım 2

Bir önceki yazımda yeri geldikçe sık sorulan sorulara eklemeler yapacağımı belirtmiştim. Geçtiğimiz hafta da önemli sayılabilecek sorular gelince bu seriye devam etme kararı aldım. Önümüzdeki hafta ise Kosta Rika ile ilgili yazımı paylaşacağım. Şimdi geçen hafta yanıtladığım 10 soruya devamla, kaldığımız yerden yeni sorulara cevaplarımı aktarıyorum. devamı...

“EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM” İŞTE BÜTÜN MESELE BU…

Son yazımda Türk sporundaki problemlerin çözümünün eğitimden geçtiğini yazmış, çocukların gençlerin eğitiminin yanı sıra, ebeveyn ve eğitici eğitimlerini de çok daha ciddiye almamız gerektiğini söyleyip bu konuda üzerime düşeni, elimden geldiğince yapmaya çalıştığımı eklemiştim. devamı...

Germanwings Faciası ve Bize Öğrettikleri

Dayatılmış kimi keyfi kuralların sorgulanmak, değiştirilmek hatta bozulmak için var olduğu söylenebilir. Ancak pek çok insanın hayatını ilgilendiren ölüm kalım meselelerinde, yılların deneyimiyle ortaya konmuş kurallara kayıtsız şartsız uymaktan başka seçenek yoktur. Aksi takdirde bu yazıya konu olan türden felaketler kaçınılmaz olacaktır.  devamı...

Türkiye’de Kadına Şiddetin neden önüne geçilemiyor?

Şöyle bir baktım da en son yazımı 5 ay önce yazmışım. Her şey üst üste geldi. Vakitsizlikten bir türlü yazamadım. Ancak bu kez gerçekten tepem attı ve yine yazmaya karar verdim. devamı...

“Pura Vida” veya Yaşamı Anlamla Donatmak

Sevgili Dostlar, İncelemekte olduğunuz web sitesini yayına açmakla, yıllar öncesine uzanan bir hayalimi daha gerçekleştirmiş bulunuyorum. Siteyi hayata geçirmemin üç temel nedeni var: Sizlere kendimi doğrudan ifade edebilmek, bilgi ve deneyimlerimi paylaşmak ve pozitif kültürün yaygınlaşmasına katkıda bulunmak. devamı...

Bugün Doğum Günüm, Yaş 35, Yolun Neresindeyim Ben de Bilmiyorum

Cahit Sıtkı Tarancı’nın o meşhur “Otuz Beş Yaş” şiirinden esinlenerek arkadaşlarıma son birkaç gündür “yolun yarısına geldik” diye takılıyorum. devamı...

Maalesef Atatürk’ün Manevi Kızı Ülkü Çukurluoğlu Adatepe’yi Kaybettik

Belleğimde Ülkü Hanım ile ilgili kazınmış çok belirgin anılar var. Herşeyden önce sevdiğim ve saydığım bir insanı kaybettiğim için üzüntülüyüm. devamı...

Hayat Bir Bayrak Yarışıdır Aslında

Hayat çabuk geçiyor. Her bir evreyi hızla atlatıyor ve hepimiz gün geçtikçe daha yaşlanıyoruz. Evet, hayat bir bayrak yarışıdır. devamı...

İletişimi Bir Türlü Beceremiyoruz!

Oldukça yoğun geçen bir haftanın sonunda rutin pazar işi olarak Amerika’da kaldığım otel odasında e-mail’larımı temizliyor ve haftalık programımı oluşturuyordum. Bir yandan da televizyonda, başlamasına dakikalar kalan 84. Oscar ödül töreninde yapılan röportajları izlemekteydim. Tam o sırada gözüme bir e-mail çarptı. devamı...