Festival tadında bir koşu: Runatolia 2017

Bu ara her şey üst üste geldi. Bir türlü oturup yazı yazamadım. Sonunda ‘jet lag’ olmuş bir şekilde bir Pazar günü oturup yazılarıma başlayabildim. Sizlerle öncelikle iki hafta önce gerçekleşmiş olan Antalya’daki koşunun, Runatolia’nın anılarını paylaşmak isterim. Tider ekibi olarak Bağcılar’da açacağımız yeni Destek Market’e katkı sağlamak ve dostumuz Murat Bakan’ı anmak amacıyla koştuğumuz Runatolia bu yıl da rengarenk görüntülere sahne oldu.

3 Mart Cuma akşamı yoğun geçen bir günden sonra Sabiha Gökçen’den Antalya’ya uçtum. Bizi havalimanında Adım Adım’ın hem gönüllüsü hem de organizatörü Ali Gültiken karşıladı. Organize edilen araçla havalimanından Akra Barut Otel’e gittik.

Adım Adım’ın böyle bir havası var. Birlikte gittiğim gruptan hiç kimseyi tanımadığım halde bir aile ortamının içinde gibi herkes birbirini önceden tanıyormuşçasına hareket ediyor, sohbet ediyor. Bu rahatlık ve pozitif ortam ister istemez keyfinizin yerine gelmesini sağlıyor.

Akşam geç saatte ulaştığımız otelde işle ilgili hallettiğim birkaç şeyin ardından uyuma vakti geldi.

Cumartesi sabahı da Adım Adım antrenmanıyla başladık güne. Gün boyu birçok aktivite vardı. Antalya’da yalnız başıma olduğum için bu aktivitelere katılma imkânım pek olmadı.

Sabah sabah Antalya’daki odamdan çektiğim harika Antalya manzarası. Deniz ve tepesi karla kaplı dağ bir arada.

 

Adım Adım’ın bizler için hazırlamış olduğu Runatolia 2017 Programı Cuma gününden başlıyordu.

 

Ancak sabah antrenmanını kaçırmak istemedim. Benimle birlikte gönüllülerimizden Işıl, Hande ve Nurten de buna katıldılar. Adım Adım’ın diğer katılımcılarıyla birlikte yaklaşık 25-30 kişi hep beraber keyifli bir antrenman yaptık.

Tabii bu antrenman Antalya koşusundan bir gün önce olduğu için kesinlikle vücudu yoracak cinsten olmaması gerekiyordu. Son derece bilinçli hareket eden Adım Adım’ın gönüllü coach’ları sadece kasları ısındırma, ter atma antrenmanları yaptırdılar bize. Farklı driller attık ve oyunlar oynadık. Yaklaşık 1,5 saatlik ter atmanın ardından otele dönme vakti geldi. Burada duş alıp hemen kahvaltıya indik. Sonrasında da genelde lobide oturduk. Kendi tişörtlerimizi astık, broşürleri ortadaki masaya bıraktık, farklı flama ve çantalarımızla lobide bekledik. Böyle pozitif ve herkesin içinin fıkır fıkır ettiği bir ortamda bulunmak bile insana moral oluyor.

Murat Bakan anısına AKUT’lu pankart

Tider’i merak edenler bizlerle gelip konuşmaya başladılar. Bir ara resepsiyonda AKUT’un genel müdürü Jülide Ergin’i gördüm. Kendisine Murat Bakan için koşacağımızı ve Murat için pankart açıp AKUT’u desteklemek istediğimizi belirttim. Hazırladığımız pankartı açıp gösterdim. Bunu çok pozitif karşıladı, duygulandı ve teşekkür etti. Adım Adım’ın fotoğraf çekiminden sonra bir araya gelmek üzere sözleştik. Ayrıca resepsiyonun hemen yan tarafında Adım Adım standında bizimle röportaj yapıp resimler çektiler. Derken öğleden sonra grubun geri kalanı gelmeye başladı.

Gelen Tider gönüllüleriyle saat 16.30’da Adım Adım fotoğraf çekimleri için sözleştik. Sonra lobide buluşup hep beraber fotoğrafın çekileceği alana indik. Drone ile yapılacak çekim için Adım Adım’ın logosu olan küçük A ve büyük A harflerinin bulunduğu alana birçok kişi girmişti. Bizim arkadaşlardan da hemen A’ların içine giriverdiler. Ben ve benim gibi 7-8 Tiderli A’ların içi hınca hınç dolduğu için giremedik. Orada bulunanları ve drone’u kenardan seyretmekle yetindik. Ortaya aşağıdaki gibi bir kare çıktı.

 

Bu çekimden sonra Akutçuları bulduk. Sözleştiğimiz gibi, koşumuza bizim için özel bir anlam yükleyen Murat Bakan adına AKUT’lu kardeşlerimizle buluşup bu anı ölümsüzleştirdik ve aşağıdaki pankartı birlikte açtık.

 

Dostumuz Murat Bakan’ın kaybı hepimizi derinden etkiledi. Onun hikâyesini bir önceki blog yazımda kaleme almıştım: http://www.serhansuzer.com/tr/sizlerle-yuz-binlere-destek-vermeye-dunyaya-ornek-olmaya-kosuyoruz

Florya’daki sunumda Murat’la aramızda şakalaşmaya yol açan ifadeyi slogan haline getirip hep beraber Murat’ın anısına paylaştık: “AKUT hayat kurtarır, TİDER hayata bağlar.” 

Ertesi gün de AKUT’a söylediğimiz gibi hepimiz göğsümüzde Murat Bakan’ın resimleriyle koştuk.  Murat Bakan’ın mekânı cennet olsun!

Gönüllülerimizle fasıl başkadır...

Daha sonra akşam yemeği için tüm gönüllülerimizle sözleştik. 22 gönüllümüzden 15’iyle birlikte otelin yakınında bulunan Nejat Balık’a birlikte yürüdük. Fasıllı harika bir balık ziyafetinden neşelenen bazı gönüllülerimiz göbek dansı marifetlerini sergiledi. Gönüllülerimizden Oğuzhan Bey (kendisi gerçek anlamda yetenekli bir müzisyen aynı zamanda) fasıl ekibinin yanına geçip isteğimizi kırmayarak bir şarkı söyledi. Geceyi çok keyifli bir şekilde noktaladık. Ertesi sabah için sözleştik. O akşam balıkçıda çektiğimiz bir kareyi paylaşmak isterim:

 

Pazar sabah 7’de kahvaltı salonunda buluştuk. Neredeyse bütün gönüllüler hep beraber kahvaltı yaptık. Ortaya aşağıdaki kare çıktı.

Sonra kısa bir hazırlıktan sonra 8’e doğru otelden çıktık ve ilk bulduğumuz otobüsle birlikte koşu alanına gittik.

Koşu alanı yine tam bir festivale dönmüştü. Adım Adım platformunda bulunan STK’lar hep birlikte çok eğlenceli bir ortam yaratmışlardı. Dans edenler, eğlenceli bir şekilde ısınanlar, sohbet edenler, gürültülü tezahürat yapanlar; keyif adına ne ararsanız vardı, herkes ortamın tadını çıkarıyordu. Hava da çok güzeldi.

Biz 22 Tider’li olarak birlikte ısınma hareketleri yaptık, diğer STK’larla sohbet ettik, tezahürat yaptık, resim çektik. Bütün önemli ortamlarda bizimle birlikte olup video ve resim çeken İhsan da Antalya’da yanımızdaydı. Bu anlarda çekilmiş kareyi paylaşmak isterim.

 

Saat 9’da 21 km koşanlar start aldılar. Saat 9.30’da da 10 km koşanlar başladı. Bizim grupta bir tek Adım Adım STK temsilcimiz Pınar 21 km koştu. Geri kalan herkes 10 km’ye katıldı. Ben de gönüllülerimizle birlikte koşuya başladım. Biz Tider olarak en arka sıralardaydık. O yüzden ciddi bir kalabalığın içinde kaldık. Dolayısıyla ilk 2 km düşük tempoda gönüllülerimizle şakalaşarak koştuk. Sonra yol biraz açılınca ben bizimkilerden izin istedim ve tempomu artırdım. Bu süreçten sonra tempomu sürekli artırarak koştum.

Antrenmansız ilk 70’e girmek iyi derece

Yarışı da 47 dakikada tamamladım. Bu net süreydi. Brüt süre olan 49.59’luk ölçüme baktığımızda, yarışa başlamak için start verildikten sonra arka sıralarda 3 dakika beklediğimiz anlaşılıyor. 47 dakikalık süreyle yaklaşık 3.500 koşucu arasında 70. olmuşum. 40 yaşına merdiven dayamış biri için, son bir aydır antrenman yapmadığım da düşünülürse hiç fena bir sonuç değil. Performansımdan şahsen memnun kaldım.

Yarışta mutlu olmadığım iki konu oldu. Birincisi finiş çizgisini geçerken göğsümdeki Murat Bakan’ın resmini çıkarıp öne doğru tuttum. Tezahüratlar eşliğinde finişi gördüm. Bu anı çekecek kimse yoktu. Herkes koştuğu için maalesef bizim İhsan çantalarımızın olduğu yerde bizi bekliyordu. 

Bu anın ölümsüzleştirilmesini isterdim. Yarışı nispeten erken bitirdiğim için oralarda bulunan başka bir arkadaşımız da yoktu. Neyse, bir dahaki sefere artık.

Beklenmedik bir üzücü haber daha

Bir de esas canımı sıkan yarış sırasında birinin hayatını kaybettiği bilgisinin gelmesiydi. Gönüllü koşucularımızdan Doktor Hande finiş çizgisine vardığında yere yığılmış bir koşucuya kalp masajı yapıldığını görmüş. Bizim WhatsApp grubundan bunu bize ilk o bildirdi. İsminin daha sonra Zeynel Murat Batur olduğunu öğrendiğim kişinin profiline baktığımda iyi bir sporcu olduğunu ve maalesef koşuda son 300 metre kala kalp krizi geçirdiğini öğrendim. Bununla ilgili çıkmış bir haberi paylaşmak isterim: http://www.hurriyet.com.tr/maratondaki-olumun-nedeni-belli-oldu-40386136

Akut’taki arkadaşımız Murat Bakan’ı da aynı sebeple kaybettik. Allah rahmet eylesin!

Yarıştan sonra çantaları bıraktığımız yere, İhsan’ın yanına çıktım. Ona “sen finiş çizgisinin oraya gidebilirsin, ben burada çantaları beklerim” dedim. O da işini tutkuyla yapan bir arkadaşımız olarak bunu sevinçle karşıladı ve hemen ekipmanlarını alıp finiş çizgisinin olduğu yere ve festival alanına indi. Sonra gönüllülerimiz teker teker geldiler.

2 saat içinde bütün koşucular tamamlandığında birlikte biraz daha vakit geçirdik. Resimler çektik, anılarımızı paylaştık, aşağıya inip dondurma aldık. Sonrasında da 12 gibi otobüslere binip otelimize doğru yöneldik.

Koşudan sonra bazı gönüllülerimizle beraber çektiğimiz bir resim

 

Otelde herkesle vedalaştık, görevini yerine getirmiş olmanın tatminiyle odama çıkıp duşumu aldım. Sonrasında askerlik arkadaşım Ozan’ı aradım. Antalya’da yaşayan Ozan kızıyla birlikte geldi, beni otelden aldı. Beraberce balık yemeğe gittik.


Destek Market hedefine doğru adım adım

Antalya’da falezlere karşı harika balık yedik. Keyfim yerine gelmişti. İstanbul’a inene kadar da hiçbir şey düşünmemeye çalıştım, Antalya’da kalan saatlerde anın keyfini çıkardım.

Runatolia’nın gerçekleştiği hafta sonu gerçek bir karnaval havasında geçti. Amaç güzeldi, insanlar güzeldi, hava güzeldi, ortam güzeldi. Daha ne isterdim ki!

Bağcılar’da açılacak Destek Market için yeterli fonu toparlayabilmeyi isterdim. Hedeflerimizi tutturabilmek için iyi başlayan kampanyamızın koşu sonrasında hızlanması gerekiyordu. İstanbul Maratonu’nda 150 gönüllümüzle birlikte yaklaşık 120.000 TL toparlayabilmiştik. Runatolia’da ise kampanya açan 22 gönüllümüz için 50.000 TL yüksek bir hedefti. Ancak yüreğini ortaya koymuş 22 Tiderli için imkânsız değildi.

Bu konuyu kaleme alacağım bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Sağlıcakla kalın.

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için