Galatasaray’ımızın önlenemeyen çöküşü nasıl tersine çevrilir?

Geçtiğimiz günlerde kendi sahamızda oynadığımız Fenerbahçe maçına gitmedim. İstanbul’da olduğum zaman kendi stadımızda olan maçları kaçırmamaya çalışıyorum. Statta kendi locamız var, yer bulmak hiç sorun olmuyor. İstanbul’da olup da bir Galatasaray maçını kaçırmam çok rastlanır bir durum değil. Hele ki bu bir Fenerbahçe maçıysa ortada gerçekten bir sorun var demektir.

Evet var.

Galatasaray gerçekten kötü yönetiliyor. Buna çok canım sıkılıyor. Şanssızlıklar ve arada sırada yapılan hatalardan bahsetmiyorum. Temel hatalar yapılıyor. Mali durum giderek kötüleşiyor. Bu gidişle büyük sevgiyle bağlandığımız kulübümüz duvara toslayacak.

Aslında bu şimdiki başkana özel bir durum değil. Kendimi bildim bileli bence Galatasaray’ı parlatan ve ileri götüren iki yönetim oldu: Alp Yalman ve Duygun Yarsuvat dönemleri. Kimse kusura bakmasın ama doğru bildiğimi söyleyeceğim; diğerleri hep geri gitmesini sağladı. Bazıları da sportif başarı elde ederken mali açıdan ciddi anlamda sıkıntıya soktu. Örnek Faruk Süren yönetimi. Ya da şimdiki Dursun Özbek yönetimi gibi mali açıdan disiplin sağlamaya çalışırken takımlardaki dengeler sarsılarak sportif açıdan ciddi gerileme oldu. Vasatın altında bir mücadele gücüyle müsabakalarda yerimizi almaya başladık.

Peki sportif başarı elde edilirken mali disiplin sağlanamaz mı?

Galatasaray gibi Türkiye’nin medar-ı iftiharı bir kulüpte elbette sağlanır. Ancak yapılması gerekenlerin tavizsiz arkasında durmak gerekiyor.

Sorunlardan bahsetmekten çok hoşlanmıyorum. Genelde işlerde de hep çözümlere odaklanırım. O yüzden bu yazımın esas konusu Galatasaray’ımızı mali açıdan güçlü ve faaliyet gösterdiği spor dallarının tümünde şampiyonluk mücadelesi verebilecek bir takım haline nasıl dönüştürebileceğimiz. Özellikle mali konularda daha fazla yorum yapabilmem için detaylara inebilmem gerekiyor. Kulüp yönetiminde yer almadığım için (ki öyle bir niyetim yok), dışarıdan gözlemlerimi iletiyor olacağım. Yine de önemli noktalara parmak basacağım için sonuna kadar okumanızda fayda var:

 

1. Liyakat: Kulüp iyi yönetilmiyor. İster Galatasaray Liseli olsun, ister lise dışından, yönetimler başarılı işler çıkarmıyorlar. Galatasaray Kulübü’nün yönetiminde profesyonel olarak gerçekten katkısı olabilecek kişilerin bir plan eşliğinde hareket ediyor olmaları gerekiyor. Şimdiki başkan iyi niyetli ve Galatasaray’ı çok seviyor. Ancak bu yeterli değil. Spor kulübü yönetiminde tecrübesiz olduğu için ve tecrübesizliğini etrafında toplayabileceği danışmanlar veya yönetim kurulu üyeleriyle kapatmadığı için önemli hatalar yapıyor. Galatasaray’ın yönetimi katkı verebilecek kişileri dışarıdan da alabilir. Liseli olması şart değil. Zaten lise dışından olup da Galatasaray’a gönülden bağlı milyonlarca kişi var. Bu güçten faydalanmak gerekiyor.

 

2. Mali Disiplin: Kulübün gelir gider dengelerini gözeterek Galatasaray’ı bir şirket yönetir gibi yönetmek gerekiyor. Bunun için aşağıdaki uygulamaları ortaya koymak gerekiyor:

a. Hesap verme zorunluluğu: Beni en çok şaşırtan konu ise gelen yönetimlerde başarılı sayılabilecek işadamları olması ve bu kişilerin kulüp yönetiminde adeta başka bir kişiliğe bürünmesi. Gerçekten değerli ve kulübe ciddi katkısı olan yöneticilere de tanık oluyoruz ama birçoğu şirketlerinde yapmayacakları mali hataları Galatasaray’da yapabiliyorlar. Çünkü orayı bir dernek yönetimi olarak görüyorlar ve yaptıkları hiçbir işten sorumlu tutulmadıkları için eninde sonunda paçayı sıyırabileceklerini düşünerek hareket ediyorlar. Sonuçta kulübe zarar vermeye devam ediyorlar. Gelen bütün yönetimlerin yönetimde bulundukları süre içerisinde kulübün mali işlerinden sorumlu tutulması gerekir. Artık Galatasaray’da yönetici gömleğini, “isim yapmak” gibi kişisel menfaatlerden arınarak giymek gerekiyor.

b. Menfaat odaklarının bitirilmesi: Belki de en zor işlerden biri budur. Hiç popüler olmazsınız. Ancak dışarıdan gözlemim Galatasaray’ı finansal olarak sömüren birçok menfaat odağının bulunduğu yönünde. Bunlardan ne itiraz gelirse gelsin ödün vermeden hızlıca kurtulmak gerekir.

c. Gereksiz masrafların ortadan kaldırılması: Bundan iki sene önce katılmış olduğum bir genel kurulda GS Store’un operasyonel açıdan zarar verdiği açıklanmıştı. Bu olacak iş değil. GS Store gibi nereye koysanız gelir getirecek bir konseptin zarar vermesi ancak gereksiz masrafların yapılmasıyla mümkün. Örneğin genel giderler, aşırı pahalı kiralar, danışman ücretleri veya şişkin bordro maliyetleri. Bu ve bunun gibi gereksiz masrafların hızlıca ortadan kaldırılması gerekir.
d. Gelir getirmeyen spor dallarının gözden geçirilmesi: Onlarca spor alanında mücadele veren Galatasaray’ımız elbette gurur duyduğumuz bir kulüp. Ancak sponsor bulunamayan, kulübe finansal olarak bir katkısı olma ihtimali olmayan spor dallarını sonlandırıp geri kalanlara odaklanılması gerekir.

 

3. Sportif başarılar için bir ‘master plan’ oluşturulması:
a. Altyapı: Daha önce de dillendirmiştim. Şimdi tekrarlayacağım. Galatasaray’ın ilgili spor dallarında tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde bir altyapı çalışmasına yönelmesi gerekir. En çok yatırımı da altyapıya yapmak gerekiyor. Bu hem ülkemize ciddi katkıda bulunacak bir proje olur, hem de Galatasaray’ın profesyonel sporlarda gelecek başarılarını sürdürülebilir kılar. Gereksiz yapılan bonservis harcamalarının çeyreğini bu işe yatırsalar, ortaya inanılmaz bir değer çıkar. Galatasaray’ın ismi çok büyük. Bu da memlekette böyle bir sistemi kurarken işlerin daha problemsiz ilerlemesini sağlar.  

b. 25 yaş altı büyük yıldız olma potansiyeli taşıyan oyuncuların transferleri: Yaptığımız isimli sporcu transferlerinin önemli bir çoğunluğu 30 yaş üzeri. Bunun değişmesi gerekiyor. Hem ileride transfer ücretlerinden para kazanabilmek için hem de performans olarak en üst düzeydeki genç oyunculardan faydalanabilmek için 25 yaş altı transferlere odaklanılması ve bu oyuncuların kendi potansiyellerine hızla ulaşabilmeleri için de sürekli mentorluk yapıp onlarla özel olarak ilgilenilmesi gerekiyor. Bu hamle hem Galatasaray’ın faaliyet gösterdiği spor alanlarında performansını artırır hem de geleceğini uzun süre garanti altına alır.

c. Her açıdan en iyi teknik direktör ve antrenörlerle çalışılması: Fenerbahçe basketbol takımı koçu Obradoviç bunun için iyi bir örnektir. Geldiğinden beri takım sürekli üzerine koymaya devam ediyor. Fenerbahçe bu düzeni bozmazsa Avrupa’nın en büyük kupasını yakında müzesine götürür. Obradoviç her açıdan örnek bir koç. Kazanma hırsı, doğru taktikler vermesi, takımı en üst düzeyde motive etmesi, maça iyi hazırlaması, oyuncuların kendilerini geliştirmelerini sağlaması başarıyı getiriyor. Bize de bütün profesyonel dalların Obradoviçleri gerekiyor. Tabii sadece kazanma hırsı olup etik açıdan doğru işler yapmayanların da bence Galatasaray’da yeri yok. Hamuru her açıdan sağlam gençleri bulmak ve onları uluslararası arenada en üst düzeyde rekabet edebilecek şekilde yetiştirmek, başlarına da en iyi performanslarını ortaya çıkarabilecek bir teknik ekip (koç, teknik direktör, antrenör vb.) getirmek bu işin sırrıdır.
 

d. Mali işlerin yoluna girmesi: Sportif başarı için Galatasaray’ın mali durumunun iyileşmesi şart. Sportif başarı ve mali düzen tavuk-yumurta misalidir. İkisi de birbirini tetikler. O yüzden mali durumumuzu bir an önce en iyi hale getirmemiz gerekir ki sportif başarılar artsın.

 

4. Etik konularda gerekli özenin gösterilmesi: Etik konularda gerekli özenin gösterilmesinin bize birçok açıdan olumlu yansıması olacaktır. Belki başlangıçta çok zorlanılacak ama uzun vadede Galatasaray’ımızın hak ettiği konuma gelmesindeki kapıları açacaktır. Bu konuda yazacak çok şey var. İlk aklıma gelenler şunlar:

a. Yöneticilerin, teknik ekiplerin ve sporcuların iletişimde gereken özeni göstermeleri: Memlekette zaten ortam gergin. Bu gergin ortamı yumuşatacak pozitif bir dille iletişimimizi sürdürmemiz gerekir. Bazı yöneticilerimiz, teknik ekipte çalışanlar ve sporcular bunun tam tersi hareket edebiliyorlar. Bu tavrın en tepeden sergilenip herkesin kendine bir çeki düzen vermesi gerekiyor.

b. Küfrün ve saldırı kültürünün yok edilmesi: Bu konuda etkin çalışmak ve açık bir tavır gerekiyor. İçinde bulunduğum localarda bile belli seviyenin üzerinde insanlar bazen ağza alınmayacak küfürler edebiliyorlar. Eski Açık ve Yeni Açık tribünlerinde edilen küfürleri, hakaretleri ve fiziksel kavgaları hiç saymıyorum bile. Bu çirkin yaklaşımın sonlandırılması için bire bir çalışmak ve gerekenleri yapmak gerekiyor. Başka bir deyişle, en azından küfür edenlerin, diğer insanlara saldıranların stada alınmaması ve bu kişilerin afişe edilmesi gerekir. Belki yaptıklarından utanırlar. Bunun için de gerekirse teknolojiyi kullanabiliriz (kendi işim olduğu için bunun yapılabileceğini biliyorum). Sonuçta spor müsabakaları esasında bir arena. Sporcusuyla, seyircisiyle herkesin topluma örnek davranışlar sergiliyor olması gerekir. Zaten gergin olan toplumumuzun buna çok ihtiyacı var. İşin özeti sahalarımızda çoluk çocuğuyla gelen aileleri görmek istiyoruz. Deşarj olmaya gelenlerin, sağa sola saldıranların statlarımızda ve salonlarımızda yeri yok.

c. Diğer takımlarla ilişkilerimiz: Beşiktaş Lyon’a elenince Galatasaray’ın sosyal medya mecrasında bizim 17 sene önceki başarılarımıza yönelik post’ların olması utanç verici. Ben yönetimde yetkili olsaydım, bunu yapan ilgili kişiye ertesi gün kapıyı gösterirdim. Diğer takımlara karşı bu saldırgan ve incitici tavrın bir son bulması, aksine kardeşlik bağlarının kurulması gerekiyor. Benzer bir şekilde zamanında Beşiktaş’ın ihtiyacı olduğunda stadımızı onlara açmamamız da büyük bir hatadır. Bunu geçmişte de defalarca söyledim. Bu bencillik Galatasaray’ın her zaman konuştuğu evrensel değerleriyle örtüşmüyor.

Yukarıda söz ettiğim yapılacak işler listesine ekleyebileceğim birçok başka detay var. Şimdilik burada duracağım. Ancak ayrıntılı bir çalışma istenirse Galatasaray için komple bir ‘master plan’ hazırlayacak ekibin içinde yer alabilirim.

Bu master planın uygulama tarafında ise gerçekten etkin, iş bitiren ve sadece Galatasaray’ın menfaatini düşünen bir yönetim olması gerekiyor. Aksi takdirde hazırlanacak herhangi bir plan raflarda bir anı olarak yerini alacaktır.

Bu çalışmaların hızlıca tamamlanıp aksiyona geçilmesi gerekiyor. Yapılmazsa korkarım 1905 yılında kurulmuş ve birçok tarihi başarılara imza atmış kulübümüz mali açıdan çökmenin eşiğine gelecektir.

Mali açıdan duvara toslama da ‘Game Over’ anlamına geliyor. Bunu hiçbirimiz istemediğimize göre, işlerinde en başarılı ve sadece Galatasaray’ı düşünen, başka hiçbir menfaatin peşinde olmayan Galatasaraylıların kolları sıvayıp katkıda bulunmaları gerekiyor.

Galatasaray asla sahipsiz değildir. Bunu kimse unutmasın.

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için