Küllerinden doğan dev çağrı merkezi

Hedeflerim arasında yer almamasına karşın özel bir ihtiyaçla yıllar önce kurduğum çağrı merkezini, iş hayatında kendi ‘ekosistemimi’ oluşturmaya başladığım dönemde ardımda bırakmaya kıyamayıp devralmıştım. Beklenmedik krizlere rağmen sahip çıkıp ayakta tuttuğumuz bu oluşum, geçen ay gerçekleşen birleşmenin ardından bugün EkoCCS adıyla rekor sayıda markaya hizmet veren dev bir merkeze dönüştü. Bu hafta sizlerle inişli çıkışlı bu sürecin ibretlik öyküsünü paylaşıyorum.


2009 senesinin aralık ayında KFC ve Pizza Hut firmamız Turkent A.Ş.’nin %50 hissesini Katarlı ortağımızdan devraldıktan sonra şirkette benim liderliğimde hummalı bir yeniden yapılanma başladı.

Şirketin genel müdürü olarak devraldığım bayrakla finanstan pazarlamaya, insan kaynaklarından operasyona dek birçok önemli alanda değişikliklere imza attık. Bu yapılanmanın planlanması ve tamamlanması 6 ay sürdü. Bu süre zarfında birçok iyileştirmeler de gerçekleştirdik. 6 ayın sonunda çok hızlı hareket eden, dinamik ve kâr odaklı bir şirket ortaya çıkardık. Örneğin görevde olduğum ikinci 6 ayda 25 restoran açtık. Düşünebiliyor musunuz, 21 senelik franchise tarihimizde 81 restoran açmışız ve biz 6 ay içinde 25 restoran açarak sayımızı 106’ya yükselttik. Hem de hiç banka kredisi kullanmadan bunu gerçekleştirdik. O kadar hızlanmıştık ki, sıfırdan 13 gün gibi rekor bir sürede restoran açıyorduk. 

O dönemde şirkette aksayan sorunlu olan her bölüme elimiz değdi. Örneğin çalıştığımız çağrı merkezinde ciddi operasyonel sorunlar vardı. Kayıp çağrı oranımız çok yüksekti. O firmayı bir uyardık, iki uyardık, üçüncüde ‘piyasada bu işi daha iyi yapabilecek hangi firma var?’ diye araştırmaya başladık.

Piyasaya çıkınca gördük ki halihazırdaki çağrı merkezlerinin hiçbiri son derece spesifik bir iş olan gıda perakendesinden, özellikle evlere servis işinden hiç anlamıyorlar. Sonunda stratejik bir karar vererek bunu biz kendimiz yapalım dedik. Ancak bir farkla. Bunu restoran firmamız Turkent A.Ş.’nin içinde değil de ayrı bir firmada gerçekleştirme yoluna gittik. Çünkü restoran şirketinin içinde bir operasyon başlattığımız takdirde istediğimiz profesyonellikte bir yapı kuramayacaktık ve restoranlardan sürekli müdahaleler olacaktı. İşin daha sağlıklı ve profesyonel yürümesi için bizim (aile şirketimiz Süzer Holding) bir başka ‘facility management’ firmamız olan Eko Tesis Yönetimi A.Ş. içinde bu operasyonu başlatalım dedik. (Bu arada, evet, bu firmanın da ismini aile şirketinde çalışırken 2002 senesinde ben koymuştum, çok eskiden beri ‘Eko’ ismine takık olduğum bir gerçek).

O dönemde mülakatları bizzat ben yaptım ve Hollanda’ya hizmet veren bir çağrı merkezini yöneten Serkan Başöz ile Genel Müdür olarak ve yine sektörde eğitim ve iş geliştirme konularında deneyimli Ali Koç ile onun yardımcılığını yapması üzere anlaştık (o dönemde ‘Ali Koç bizim şirkette çalışıyor’ diye bunun çok makarasını yapmışlığım var ). Serkan Bey’in altına restoran tecrübesi olan arkadaşları yerleştirdik. Böylelikle çağrı merkezi tecrübesiyle restoran tecrübesini harmanlayıp sağlıklı bir operasyon ortaya çıkardık. Aşı tuttu.

İşte 06 Mayıs 2011 tarihinde yaptığımız tarihi açılıştan iki görsel. İlk görselde babamı ve Holding’in yönetim kurulu başkanı Sami Çakır’ı görebilirsiniz. İkinci fotoğrafta de soldan sağa EkoCC genel müdürü Serkan Başöz, Eko Tesis Yönetimi A.Ş.’nin genel müdürü Hür Aktaş, genel müdür yardımcısı Ali Koç ve beni görebilirsiniz.  

 Daha az personel olmasına karşın ilk birkaç ayda kayıp çağrıları %20 oranında azalttığımızı hatırlıyorum. Bu da satışların artması ve evlere servis bölümünün toplam satışta yüzdesinin yükselmesi anlamına geliyordu. Çağrı merkezi iyi bir yönetimle şirket içindeki ağırlığını her geçen gün artırıyordu. Bu operasyonu başlatırken %18 olan evlere servis satışlarının toplam satışlara oranı, şirketi bıraktığım 2011 senesinin Aralık ayında %23’e kadar yükselmişti.

Blöften gerçeğe

Temmuz 2011’de babamın kapısını aile şirketinden ayrılmak üzere ilk kez çaldıktan sonra birkaç ay boyunca gruptan nasıl ayrılacağımı konusunda görüşmeler yaptık. Bununla ilgili detayları daha önce kaleme almıştım: http://www.serhansuzer.com/tr/15-yillik-is-hayatim-ve-gelecege-notlar

Temmuzdan, ayrıldığım kasım ayının sonuna kadar birçok konuyu enine boyuna tartıştık. Sıra çağrı merkezine konu geldiğinde babam “bu işi ne yapacağız?” diye sordu. Şaşırmıştım. İşletmeye devam edileceğini düşündüğümü, hatta istenirse dışarıdan iş bile almaya başlanabileceğini söyledim. Ancak babam “Çağrı merkezi hizmeti bizim ana iş dallarımızdan değil, vizyonumuzla da uyuşmuyor” diyordu. O zaman ne yapılacağını sordum. Tam bilemediğini, muhtemelen ben ayrıldıktan sonra devam ettirmeyeceklerini söyledi.

Bir anda kafamda şimşekler çakmıştı. Görsellerle düşünen biri olarak yaşanacaklar anında gözümde canlandı. Şirketin lağvedildiği, senelerce omuz omuza emek verdiğim çalışma arkadaşlarımın işsiz kaldığını gördüm o an. Tüm bunların benim gruptan ayrılmam yüzünden gerçekleşiyor olması kabus gibi bir his uyandırdı bende. Bu resim hiç hoşuma gitmemişti. Kendimi bir anda sorumlu hissettim.

Huyum kurusun. Bir an bir refleksle, ağzımdan şakayla karışık blöf niteliğindeki şu sözler dökülüverdi: “Bu operasyonu devam ettirmeyi düşünmüyorsan o zaman hiç olmazsa bana ver. Ben bu işi büyütür, Türkiye’nin önemli çağrı merkezleri arasına sokarım.”

Babam birkaç saniye duraksayıp işi büyütmenin öyle kolay olmadığını, sıkıntı yaşayabileceğimi söylediyse de, ardından “Al senin olsun, ama dikkatli ol” diyerek blöfümü gördü. Ben de ona “Merak etme, bu şirketin nasıl sektörün önemli firmaları arasına girdiğini göreceksin” dedim. Tüm bu konuşmalardan sonra babam kurmaylarına direktifi verdi ve tesis yönetimi firmasından çağrı merkezi operasyonu ayrıştırılarak bana şirketin satışı gerçekleştirildi.

Pakistanlı genel müdürün yaşattığı kabus

Hiç aklımda ve vizyonumda olmayan bir sektöre böylelikle girmiş oldum. Aldığı sorumluluğu sonuna dek yerine getirmeye odaklı biri olarak çalışma arkadaşlarımla birlikte hemen kolları sıvadım. Gıda perakendesi işini en iyi bilen çağrı merkezi olarak sektörden iş almaya başlamamız gecikmeyecekti.

İlk işimizi Komşu Fırın’dan aldık. Allah onlardan razı olsun. Sonrasında sırasıyla Aslı Börek, Keskinoğlu (Tavvuk), Tamustumegore.com (ilk e-ticaret işimiz; ilgi çekici bir fikir ve projeydi. 3 sene çalıştık, şu an artık aktif değil) ve Groupon işlerini aldık ve bu liste uzayıp gitmeye başladı.

Gıdanın yanı sıra benzer çizgideki diğer perakende firmalarına ve e-ticaret kuruluşlarına hizmet vermeye başladık. Ancak tam her şey yolunda gidiyor ve işler yuvarlanan kar topu gibi büyüyorken, yıkıcı bir krizle karşı karşıya kaldık.

Ben ayrıldıktan 1,5 sene sonra firmayı aile şirketim Süzer Grubu, markanın sahibi Yum International’a sattı. O satıştan sonra Yum International Türkiye’deki şirketin başına Pakistanlı bir genel müdür atadı. Allah düşmanıma böyle bir genel müdür nasip etmesin. Adam gelir gelmez 1989’dan beri Türkiye’de franchise’ını yaptığımız KFC ve Pizza Hut markalarının bütün hafızasını silmeye ve Süzer ile ilişkili olan her şeyi kesip atmaya başladı. En önemli pozisyonlarda çalışan onlarca yöneticiyi, sırf bize yakınlar diye ya işten attı ya da mobbing yaparak çıkmaya zorladı. Finans, pazarlama ve İK departmanlarını bir kenara koydum da, gıda perakendesi işinin bel kemiği olan operasyonla bu kadar oynanmaz. 20-25 senedir şirketin operasyonunda çalışmış restoran müdürlerini, bölge müdürlerini ve KFC/Pizza Hut’ın operasyon müdürlerini işten çıkardı veya bu deneyimli kişiler çıkmak zorunda kaldılar.

2010 ve 2013 yılları arasında benim dönemimde ve benden 1,5 sene sonra satılana kadar benim kurduğum ekiple devam eden Turkent, tarihinin en parlak dönemini geçirdi. Her tarafından nakit fışkıran, kârlılık rekorları kıran bir firmadan şu anki gibi ciddi zararda olan ve sürekli küçülen bir firmaya dönüşmesi şahsen içimi acıtıyor. 24 senelik emeğin (ki bunun en başarılı son 3-4 senesinde benim ve ekibimin büyük emekleri var) bu derece harcanması şahsen yüreğimi sızlatıyor. Bu konuda ileride daha detaylı yazacağım.

Şimdilik tahminimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Yum International’ın Türkiye’ye gönderdiği aciz ve işi bilmeyen yöneticileri vasıtasıyla kendi markalarını yönetemediği için ileri bir tarihte tekrar franchise vermek zorunda kalacaklarını düşünüyorum. Bunu da hep beraber göreceğiz.


Tamam mı devam mı?

Konumuza dönersek, Turkent A.Ş.’deki tüm bu işten çıkarmalar ve insan kıyımlarından sonra sıra çağrı merkezine geldi. Toplamda 62 müşteri temsilcisiyle KFC ve Pizza Hut bizim işimizin %80’ini oluşturduğu bir dönemde (ki bu oran iş aldıkça azalıyordu), bu Pakistanlı Genel Müdür sırf bu çağrı merkezini bir Süzer işletiyor diye politik bir karar verdi. Hizmet kalitesi bizimkiyle kıyaslanamayacak, fiyatı da bizden daha yüksek olan, kayıp çağrı oranını azaltamadığı için seneler önce çalışmayı sonlandırdığımız bir önceki çağrı merkezine işi verdi. Bizimle kontratını feshetti. Sonrasında evlere satış gelirlerinin hemen düştüğünü ve düşme eğiliminin halen devam ettiğini biliyorum. O Pakistanlı’yı da yaptığı haksızlıklardan dolayı Allah’a havale ediyorum. Çok insanın ahını aldığını biliyorum.

EkoCC olarak bizim açımızdan şirketin %80’ni kaybetmek, şirketi bütünüyle kaybetmeye yakın bir anlama geliyordu. Boks maçında alınan çok sert bir yumruk sonucu nakavtla yüz yüze gelmek gibi bir şeydi bu. Ringde yere düşmüş, hakem 10’a kadar sayarken kendine gelmeye çalışan bir boksör konumundaydık. Bu zorlu aşamada stratejik bir karar vermem gerekiyordu. Tamam mı, devam mı?

Sizce ne karar verdim?

Tabii ki “Devam!”

Huyum kurusun. Yine işin arkasında durmaya karar verdim. Çalışma arkadaşlarımı yarı yolda bırakamazdım. Kendi kendini idare eden ancak ciddi büyüme ivmesi kazanmış bir çağrı merkezi, anlattığım nedenlerle beşte birine kadar düşmüş ve sürekli nakit yakan bir şirket haline gelmişti. Türkiye’deki iş insanlarının %99’u bu durumda kapatma kararı alırdı. Ancak ben içerideki bilgi birikimine ve çalışma arkadaşlarıma güveniyordum. Tekrar toparlayacağımızı düşünüyordum.

O dönemden kalan yöneticilerimizin, en başından beri her defasında şirketin arkasında durmamın ve onları hiçbir zaman yarı yolda bırakmamış olmamın değerini bildiklerini umuyorum. Vefa benim için önemlidir. Bu konuyla ilgili düşüncelerimi “Büyük çoğunluğa göre ‘Vefa’ bir semt ismidir” başlıklı blog yazımda okuyabilirler: http://www.serhansuzer.com/tr/buyuk-cogunluga-gore-vefa-bir-semt-ismidir

Yükselişten birleşmeye

Doğrusunu söylemek gerekirse, özellikle güneş enerjisi yatırımlarına yoğunlaştığım bir dönemde bir de çağrı merkezinin ciddi nakit yakıyor olması hiç hoşuma gitmiyordu. O dönemden sonra geçen 2 sene içerisinde hızlıca iş almaya devam ettik. 130 müşteri temsilcisiyle 30 markaya hizmet veren bir şirket haline geldiğimiz dönemde ben de yavaş yavaş sektördeki oyuncuları tanımaya başlamıştım.

O dönemde tanıştıklarım arasında bizimle aynı kulvarda faaliyet gösteren ve benzer bir iş modeliyle hareket eden Vodasoft firmasını beğeniyordum. Bizim en büyük rakibimiz olmalarını ve ihalelerde hep kafa kafaya gelmemizi bir kenara koyuyorum; tarzları gerçekten bize çok benziyordu. Bizim gibi perakende odaklı çalışıyorlardı. Müşterileri yine hep bizim gibi “incoming call” yani gelen çağrılardan oluşuyordu (bir başka deyişle dışarı satış işi almayı tercih etmiyorlardı). Yine bizim gibi küçük de olsa birçok uluslararası ve ulusal markaya hizmet veriyorlar. Onlar bizden 8 yıl önce bu işlere başlamanın avantajıyla bizden 3 kat daha büyüklerdi ama bizim gibi iş almaya ve büyümeye devam ediyorlardı. Bu firmanın sahipleri CEO ve Genel Müdürlük pozisyonunda çalışıyorlardı. Zekeriya Bey ve Fatih Bey ile ilk tanıştığımda daha da şaşırdım. Daha sonra diğer hissedarlar Seyit Arslan ve Yunus Kaya ile de tanıştım. Bütün hissedarların bizim gibi mütevazi tarzları vardı. Hesap kitaba önem veriyorlar, işleri iyi yapıyorlardı. Genel Müdürümüz Serkan Bey’in zaten Çağrı Merkezi Derneği’nden dolayı özellikle Zekeriya Bey ile bir yakınlığı vardı.

Vodasoft tarafının da hikayesi de çok uzun. Çok inişler çıkışlar olsa da 15 sene kredi almadan veya herhangi bir dış destek olmadan kendi öz varlığıyla Türkiye’nin bilindik iş ortamında ayakta kalmak çok zor. Bu uzun macerada ayakta kalabilmelerinin ana nedeni onların da işlerini sevmeleri, sahiplenmeleri, beyin takımı olarak dağılmamaları, vefalı ve sabırlı olmaları. Her şeye rağmen Vodasoft da 15 sene boyunca düzenli, istikrarlı büyümüş bir şirket. Bunu sağlayan meziyetlerini artık EkoCCS için kullanıyor olacaklar.

Şirketin ana hissedarı, vizyoneri ve çağrı merkezi sektörünün duayenlerinden Zekeriya Bey’in sektörde ciddi bir ağırlığı var. Bunu sektördeki ilk ve tek terimler sözlüğünü yazarak perçinlemiş. Bu kitap Çağrı Merkezi dünyasında kullanılan yabancı kavramları ve kelimeleri tanımlıyor ve Türkçeleştiriyor.

Ve EkoCCS doğuyor

Serkan Bey’in de yönlendirmeleriyle biz Vodasoft ile bir birlikteliğin nasıl olabileceğini konuşmaya başladık. Satın almadan birleşmeye farklı opsiyonlar konuşuldu. Ancak ilk konuşmaya başladığımız 2014 senesinde bu birlikteliğin nasıl olabileceğine bir karar veremedik. Konu askıda kaldı. Ancak teması hiç kesmedik, ara ara görüşmeleri sürdürdük.

15 Temmuzda başımıza gelen felaketten sonra ertesi hafta ben Serkan Bey’e Zekeriya Beylerle tekrar görüşelim dediğimi hatırlıyorum. Bunun iki nedeni var:

  1. Her ne kadar iş almaya devam etsek de, çağrı merkezi sektörünün bir skala işi olduğunu ve ne kadar büyük olursak o kadar kârlı olabileceğimizi biliyorduk. Çünkü çağrı merkezindeki sabit giderlerin oranı işler büyüdükçe küçülüyor, bu da artı nakit ve kâr artışı sağlıyor.
  2. Çağrı merkezi krizlere gebe bir sektör. Krizden etkilenen firmalar küçülmeye gidince doğal olarak onlara hizmet veren çağrı merkezlerinden aldıkları hizmet de küçülüyor. Bu da sektörde birçok çağrı merkezi firmasının batmasına sebep oldu. Doğal olarak sektörde çağrı merkezi sayısı hızla azalmaya ve konsolidasyon (yani sayısı fazla olan küçük firmaların satın alma yoluyla sayısı daha az olan büyük firmalar haline gelmesi)  durumu ortaya çıkmaya başladı. Krizlere daha dayanıklı olmak için daha büyük olmak gerekiyor.

Benzer görüşlerle Vodasoft ile tekrar bir birlikteliğin nasıl olabileceğini konuşmaya başladık. Sonunda birleşmeye prensipte karar verdik. Birleşme işinin hukuki tarafı için Gemicioğlu Hukuk bürosunu, mali tarafı için de Aresa Mali Müşavirlik şirketini yetkilendirdik. Konuyu birleşmeler ve satın almalar konularında deneyimli Gemicioğlu’nun partneri Bora Gemicioğlu ve Aresa Mali Danışmanlığı ortağı Filiz Yücesoy Eren bizzat takip ettiler. Onlara bizim şirketlerimizi çok iyi tanıyan mali müşavirimiz Alper Gerdaneri büyük destek verdi. Hepsinin sıkı takibi ve hızlı bir çalışmayla süreci en kısa zamanda tamamladık.

Süreci daha detaylı anlatmak adına şu detayları sizinle paylaşabilirim. Ağustos ve Eylül aylarında birkaç kez toplandık. Niyet mektubu Ekimin ilk haftasında imzalandı. Sonra kasım ayının başında bütün detayları pazarlık ettik, iki tarafın da esnek ve pratik olması sayesinde Birleşme Anlaşmasını hızlıca sonlandırdık ve kasım başında imzaladık. Sonrasında birleşme prosedürü başladı. Süreç yaklaşık 2 ay sürdü. Yılın son günü 30 Aralık’ta şirketlerin birleşme tescil edildi.

Yeni yıl tatili ve kardan dolayı Ocak ayının ortasında ise basın toplantımızı düzenledik, bu güzel haberi kamuoyuyla paylaştık. Düzenlediğimiz basın toplantısının resmini ve videosunu aşağıda bulabilirsiniz.


İlkler ve Enler

Bazı ‘ilk’ler ve ‘en’ler de içeren bu birleşmeye dair öne çıkan ilginç verileri sizlerle paylaşmak isterim.

  • Yeni isim ve logomuz
    EkoCC ve Vodasoft CCS birleştikten sonra yeni adımız EkoCCS oldu. İki firmanın simge ve isimlerini harmanlayarak oluşturduğumuz yeni logomuz ve art direktörümüz Oğuzhan Bey’in logolarla ilgili hazırladığı ilgili animasyonu aşağıda bulabilirsiniz:

 

 

  • En büyük lokasyon
    İnşaatı yakında tamamlanacak olan Çekmeköy’deki yeni yerleşkemiz, 8.500 m² kapalı alanıyla İstanbul’un tek lokasyonda en büyük çağrı merkezi olacak.
  • Marka sayısında rekor
    Birleşmenin ardından eklenenlerle birlikte toplam 110 markaya ulaşan EkoCCS daha şimdiden piyasanın en fazla markaya hizmet veren dış kaynaklı çağrı merkezi oldu.
  • %100 Yerli
    Piyasada ağırlığı olan rakiplerimizden farklı olarak bu birleşme %100 yerli sermayeye dayanıyor.

 

  • Sosyal sorumluluk
    2018 itibarıyla Arap dünyasına da hizmet vermeyi ve sosyal sorumluluk kapsamında ülkemizde yaşayan Suriyelileri ve Arapça konuşan TC vatandaşlarını istihdam etmeyi planlıyoruz. Katar, Abu Dabi, Dubai, Kuveyt, Suudi Arabistan gibi Ortadoğu ülkelerine hizmet vermeyi planladığımız bu iş sayesinde hizmet ihracatı gerçekleştiriyor olacağız. Bu da hem istihdama hem de ülke gelirine katkıda bulunma anlamına geliyor.
  • İlk birleşme
    Ayrıca bu Türkiye’deki çağrı merkezi sektörünün ilk birleşmesi oldu. Bir satın alma olsaydı, sektör yeni firma ile ilgili (sahibi yabancı da olsa) daha fazla endişe ederdi. Bu her iki tarafın müşterileri için de geçerli. Böyle bir birleşme halihazırdaki müşterilerimizi endişeye sokmadan her iki tarafın da en yetkin taraflarını melezleyen daha güçlü bir yapı ortaya çıkaran etkin bir araç oldu bizim için.

Daha evvel hep satın almalara alışık olan piyasadakiler ve bazı basın mensupları birleşmeyi anlamakta güçlük geçtiler. Bize “kim kimi satın aldı?”, “şimdi sahibiniz kim oldu, EkoCC mi Vodasoft mu?” gibi sorular sürekli gelmeye devam etti. Bizse bunun bir birleşme olduğunu, bir firmanın diğer firmayı satın almadığını, hisselerin büyüklüğe göre belirlenerek yüzdelerin oluştuğunu vurguladık. Size sadece şunu söyleyebilirim, bu birleşme sonucunda Vodasoft’un ana hissedarı Zekeriya Bey’in ve benim hisse oranım eşitlendi. En büyük iki hissedar olarak ikimizin müştereken verdiği her karar son karar niteliğinde. Tabii o da ben de çıkan bütün kararların oybirliğiyle diğer hissedarların ve yönetim kurulu üyelerinin hemfikir olmasını sağlayarak vermeye çalışıyoruz. Uyumlu bir ortaklık oluştu diyebilirim.

İlk 3 ayda %15 büyüme

Birleşmeye karar verdiğimiz ilk andan itibaren gelen tepkiler çok olumlu. Ekim başında ilk anlaşmayı imzaladıktan sonra yavaş yavaş müşterilerimize ve piyasaya duyurmaya başladık. Herkes çok olumlu karşıladı. O tarihten itibaren iş almamız hızlandı ve son 3 ayda, henüz resmi duyurumuzu bile yapmadan %15 büyüdük. Benim hep başında söylediğim gibi bu birleşmeyle iki çarpı iki beş etti, yani ciddi sinerji yaratıldı. Bu ivmeyle büyümemiz hızlandı.

Hem kendi işlerim hem de piyasa açısından nabız tutmak amacıyla geçenlerde bir bankadaki toplantıda “Geçtiğimiz yıl piyasalar için zorlu ve sıkıntılı bir sene oldu değil mi?” diye sordum.  Herkesten ‘evet’ yanıtı aldıktan sonra, 2016’nın kendi girişimlerimi başlattığım son 5 yıl içindeki en iyi yılımız olduğunu söyledim. Ardından “Peki bu senenin geçen seneden daha da sıkıntılı olması bekleniyor değil mi?” diye sorduğumda, masadaki herkes kafasını sallayarak yine “evet” cevabını verdi. Ben de bankacı dostlarımıza “Her şeye rağmen bu senenin bizim şirketler, yani Eko Grubu için geçen seneden de daha iyi bir yıl olmasını bekliyorum” dedim.

Çok zorlu geçen 5 senenin sonunda meyveleri almaya başlıyoruz, hem de krizin giderek ağırlaşmaya başladığı bir ortamda. Ne olursa olsun vizyonumuza sadık kaldığımız, çok çalıştığımız ve doğru zamanda doğru kararlar verip hızlıca uyguladığımız için…

Çağrı merkezimiz ise daha şimdiden 450 müşteri temsilcisine ve idari ve lider kadromuzla toplamda 540 personele ulaştık. Sene sonunda çalışan sayımızı 700’e çıkarmayı planlıyoruz.
 

Kurulduğumuzdan günden beri bizde çalışmış veya çalışmaya devam eden müşteri temsilcilerimize, takım liderlerimize ve diğer bütün yöneticilerimize buradan teşekkür etmek isterim. Emeklerinize sağlık!

Bundan sonra da EkoCCS emin adımlarla yoluna devam edecek ve gerek Türk ekonomisine gerekse kendi ekosistemine katkı vermeye devam edecektir. Hayırlısı olsun…

Son olarak hakkımızda çıkan haberlerden bazılarını aşağıda bulabilirsiniz:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.hurriyet.com.tr/eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-guclerini-birlestirdi-40345299

 

http://www.tourismlifeinturkey.com/newsdetail/12578-EKOContactCenterveVodasoftCCSguclerinibirlestirdi.html

 

http://www.cxclub.com.tr/eko-ccnin-ve-vodasoftun-birlesmesinden-dogan-eko-ccsin-rakamlari-ve-planlari-aciklandi.html

 

http://www.haberler.com/cagri-merkezi-sektorunde-buyuk-birlesme-9173918-haberi/

 

http://www.konhaber.com/haber-eko_contact_center_ve_vodasoft_ccs_birlesti-662355.html

 

http://www.haberler.com/eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti-9173590-haberi/

 

http://ekonomi.haber7.com/sirketler/haber/2246047-eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti

 

http://www.memleket.com.tr/eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti-1039306h.htm

 

http://akgundem.com.tr/eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti/26777/

 

http://www.haber50.com/ekonomi/eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti-h170633.html

 

http://ekonomi.haber7.com/sirketler/haber/2246047-eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti

 

http://mavikocaeli.com.tr/eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti/20403/

 

http://www.365haberler.com/eko-contact-center-ve-vodasoft-ccs-birlesti-179492h.htm

 

Sağlıcakla kalın!

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için