Yakın çevreme Galatasaray’ın Barcelona’yla kendi sahasında oynayacağı maçla ilgili “Hiç umutlanmayın, son dönemdeki gidişata bakarsak yenilme olasılığımız %80, umarım fark yemeyiz” diyordum. Maalesef haklı çıktım. Fark yedik.
Maçı evden takip ediyordum ve maç gayet iyi giderken ve Galatasaray gol atıp öne geçince çok sevindik. Hemen akabinde eşim Rengin’e “1-1 olacak bu ilk yarı” dedim. Gerçekten içimden geçeni söyledim. Rengin de bana “Göreceksin bu maçı kazanacağız” diyordu. Bunu söyledikten 5 dakika sonra Galatasaray 2. golü atınca Rengin bana “Bak gördün mü? Kazanıyoruz işte” dedi. Hemen ardından VAR’ın ısrarıyla hakem ekrana bakıp golü iptal edince maçın seyri bir anda değişti.
Psikolojinin spordaki güçlü etkisi
Mike Tyson’ı Mike Tyson yapan efsanevi koçu Cus D’Amato’nun tabiriyle boks %25 fiziki ve teknik, %75 de psikolojik bir müsabaka şekli. Esasında aynı şeyi futbol ve diğer sporlar için de söyleyebiliriz.
Galatasaray’ın 2. golü iptal olunca anlamadım ne oldu, bir anda moraller bozuldu, takım düştü ve Barcelona 2. golü yememiş olmanın coşkusuyla saldırmaya başladı ve maalesef aklıma gelen başımıza geldi, ilk yarı bitmeden Barcelona skoru eşitledi.
1-1 biten ilk yarıdan sonra da ikinci yarı hiç iyi geçmeyecek dedim. Seyretmeye başladık. 2-1 oldu, lavaboya gittim, 3-1 oldu. Ardından televizyonu kapattım ve bu maç 4-1 biter dedim. Tam uyuyacakken skoru kontrol eden eşim gözlerine inanamadı ve maçta 4-1’lik farklı bir skorla yenildiğimizi teyit etmiş oldu.
Uyurken Barcelona’ya kızmamak için kendi kendime “Messi’nin canı sağ olsun” dedim. Messi’nin geçenlerde milli takımı bıraktığı aklıma geldi. Ardından bu makaleyi yazmaya karar verdim. Şimdi gelelim, bu futbol efsanesinin milli takım kariyerine. Önce sondan başlayalım.
39 yaşındaki Messi, Arjantin’in Buenos Aires’teki Monumental Stadı’nda Benin’i 3-0 mağlup ettiği maçta bir gol atarak 21 yıllık milli takım kariyerini noktaladı.
Sekiz Ballon d’Or sahibi yıldız futbolcu, Arjantin formasıyla 208. maçında penaltı noktasından fileleri havalandırarak gol sayısını 126’ya çıkardı.
Kalpleri kazanan bir yıldız
Messi, Arjantin ile 2022 FIFA Dünya Kupası, 2021 ile 2024 yıllarında da Kupa Amerika şampiyonlukları yaşamıştı.
Messi’nin milli takıma vedasını, büyük bir kariyerin zamanlaması anlaşılır ve hak edilmiş bir kapanışı olarak değerlendiriyorum. Arjantin’le yaşadığı hikâyeyi özel yapan, yalnızca kazandığı kupalar değil; yıllarca süren eleştirilerin ve kaybedilen finallerin ardından ülkesinin sevgisini kazanması.
Önce tarihleri netleştireyim: Messi, milli takımı bırakma kararını 31 Ağustos 2026’da açıkladı; 6 Ekim’de Buenos Aires’te Benin karşısında veda maçına çıktı. Arjantin’in 3–0 kazandığı karşılaşmada bir gol ve iki asist üretti. Milli takım kariyerini 208 maç ve 126 golle tamamladı. Futbolu tamamen bırakmadı; Inter Miami’de oynamayı sürdürüyor (Bkz: https://apnews.com/article/argentina-lionel-messi-soccer-world-cup-champion-diego-maradona-scaloni-d399457f18032c45a996ef953565d535)
Messi’nin kariyerinin ana durakları şöyle:
| Dönem | Başlıca başarıları ve kariyerindeki yeri |
| Barcelona, 2004–2021 | 778 resmî maç, 672 gol ve 35 kupa. Bunların arasında 10 La Liga ve 4 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu var. Kulübün tarihî gol ve maç rekorlarını kırdı. |
| Paris Saint-Germain, 2021–2023 | İki Fransa ligi şampiyonluğu kazandı. Barcelona sonrasında Avrupa’daki kariyerini sürdürdüğü geçiş dönemi oldu. |
| Inter Miami, 2023– | Kariyerini ABD’ye taşıdı; kulübün 2025’teki ilk MLS Cup şampiyonluğuna liderlik etti. |
| Arjantin, 2005–2026 | A millî düzeyde 2021 ve 2024 Copa América, 2022 Finalissima ve 2022 Dünya Kupası. Ayrıca 2014 ve 2026 Dünya Kupalarında final oynadı. |
| Bireysel başarıları | Sekiz Ballon d’Or ile ödülün rekor sahibi. Golcülük, oyun kuruculuk ve uzun süre en üst düzeyde kalma özelliklerini bir araya getirdi. |
Messi’yi futbol tarihinde efsaneleştiren özelliği hem hücumları kurabilmesi hem de bitirebilmesi. Dar alanda adam geçme, savunmanın arkasına pas atma, oyunun hızını değiştirme ve gol atma becerilerini aynı oyuncuda bu seviyede görmek neredeyse imkânsız. Benim değerlendirmemde, onu yalnızca gol sayıları üzerinden anlatmak kariyerinin önemli bir bölümünü eksik bırakır.
Milli takım başarıları kolay gelmedi
Milli takım hikâyesi ise Barcelona’daki başarılarından daha sancılı ilerledi. 2005’te U20 Dünya Kupası, 2008’de olimpiyat altını kazandı; ancak A millî takımla büyük kupa bekleyişi uzun sürdü. 2007, 2015 ve 2016 Copa América finalleri ile 2014 Dünya Kupası finalini kaybetti. 2016’daki yenilginin ardından milli takımı bırakacağını açıklayıp daha sonra geri döndü (Bkz: https://www.fifa.com/en/articles/lionel-messi-argentina-career)
Bu yüzden 2021 Copa América ve 2022 Dünya Kupası, hikâyenin belirleyici dönüm noktalarıydı. Messi, ülkesinde kendisini kanıtlaması beklenen yıldızdan, şampiyon takımın kaptanına dönüştü. Ardından 2024 Copa América’yı kazandı ve 2026’da bir kez daha Dünya Kupası finaline ulaştı; ancak Arjantin bu kez kendisini de yetiştiren altyapıya sahip İspanya’ya kaybetti (Bkz: https://www.afa.com.ar/es/posts/la-noche-que-nadie-quiere-que-termine-la-seleccion-despide-a-messi-en-una-fiesta-inolvidable-en-el-monumental).
4 makul gerekçe
Milli takımı bırakmasını dört açıdan değerlendiriyorum:
• Zamanlaması makul. 39 yaşında, bir Dünya Kupası döngüsünü daha tamamlamış durumda. Kulüp futbolunu sürdürürken millî maçların seyahat ve hazırlık yükünü bırakması anlaşılır bir tercih. Bu, artık katkı veremeyeceği anlamına gelmiyor; kariyerinin kalan bölümünü nasıl yaşayacağını seçmesi anlamına geliyor. Yine de bence Ronaldo gibi 40 yaşı geçtikten sonra da rahatlıkla milli takımda oynayabilirdi.
• 2016’daki karardan farklı bir bağlamı var. O dönem üst üste kaybedilen finallerin yarattığı hayal kırıklığı belirgindi. Bu kez dünya şampiyonluğu da yaşamış bir kaptan olarak ayrılıyor. Son Dünya Kupası finalinde de sonuna kadar gittiler, kupayı son anda kaçırdılar. Veda mektubunda verebileceği her şeyi verdiğini ve arkadan gelen oyunculara yer açmak istediğini ifade etti (Bkz: https://eldiario.com/2026/08/31/retiro-messi/)
• Arjantin’in işi, Messi’nin görevlerini paylaşmak olacak. Oyun kurma, son pas, duran toplar ve kritik anlarda sorumluluk alma yükünü tek bir “yeni Messi”ye vermek sağlıklı olmaz. Bana göre teknik ekibin başarısı, bu sorumlulukları farklı oyunculara dağıtabilmesine bağlı.
• Son final yenilgisi mirasını küçültmez. Bir futbolcunun kariyerini son maçının sonucuna indirgemek haksızlık olur. 2026’da tekrar finale ulaşmak da başlı başına büyük bir başarı. Dünya Kupası kazanmış olması tarihî önem taşıyor; fakat futbolculuğunun değerini yalnızca o kupayla ölçmek de eksik kalır.
Bence Messi’nin milli takım kariyerinden çıkarılacak en güçlü ders, başarısızlığın ardından yeniden denemek. 2016’da geri dönmeseydi, bugün onun Arjantin hikâyesini tamamen farklı konuşuyor olacaktık. Şimdi ise ülkesine karşı kendisini tekrar tekrar ispatlamak zorunda olmayan, hem başarıları hem de gösterdiği dirençle hatırlanacak bir kaptan olarak ayrılıyor.
Messi İngiltere’de futbol oynasaydı nasıl bir kariyeri olurdu?
Bu yazıyı kaleme alırken hep merak ettiğim bir soruyu da kendi düşüncelerimi yansıtmak adına cevaplandırmak isterim. Bence Messi İngiltere’de de dünyanın en iyi oyuncularından biri olurdu; fakat Barcelona’daki kadar uzun süre aynı futbol düzeninin merkezinde kalıp kalamayacağı, gittiği kulübe ve teknik direktöre bağlı olurdu. “Premier League’de yapabilir miydi?” sorusundan daha belirleyici olan, hangi yaşta, hangi takıma ve hangi rol için gideceği.
Burada iki farklı senaryo var: Genç yaşta İngiltere’de yetişmesi ile Barcelona’da olgunlaştıktan sonra İngiltere’ye transfer olması aynı sonuçları doğurmazdı. Aşağıdaki değerlendirme, kesin sonuçlar değil, futbol açısından olası farklılıklar üzerine.
| Boyut | İngiltere’de olası farklılık |
| Oyun tarzı | Daha fazla geçiş hücumu, açık alanda top taşıma ve erken dikine pas görebilirdik. Topa sahip olan güçlü bir takımda ise bildiğimiz oyun kurucu Messi’ye yakın kalabilirdi. |
| Fiziksel yük | Özellikle genç yaşta gitseydi, temaslı oyuna ve yoğun maç temposuna uyumu daha belirleyici olurdu. Messi’ye denge ve çeviklik avantaj sağlayabilirdi. Aynı Salah gibi. |
| Gol ve asist sayıları | Barcelona’daki üretimini aynen tekrarlayacağı garanti olmazdı. Daha az baskın bir takımda gol sayısı düşebilir, hücumu geriden kurduğu için yaratıcılık yükü artabilirdi. |
| Kupalar ve bireysel ödüller | Takımın istikrarı belirleyici olurdu. Daha az kupa kazanması mümkün; buna rağmen bireysel performansıyla yine büyük ödüllerin güçlü adayı olabilirdi. |
| Kariyerinin uzunluğu | Fiziksel yükün nasıl yönetildiğine bağlı olurdu. Daha çok sakatlanacağını veya daha erken bırakacağını kesin söylemek mümkün değil. |
| Futbol tarihindeki algısı | İngiltere’de de başarılı olması, farklı liglerde kendini kanıtlama tartışmasını zayıflatırdı. Buna karşılık Barcelona’yla kurduğu çok güçlü kulüp–oyuncu bağı aynı biçimde oluşmayabilirdi. |
En büyük fark, gençlik gelişiminde ortaya çıkabilirdi. Barcelona’da yetişen Messi’nin dar alanda paslaşma, pozisyon alma ve topu kaybettikten sonra takım halinde hareket etme anlayışı, yeteneğinin nasıl kullanılacağını şekillendirdi. Genç yaşta daha doğrudan oynayan bir İngiliz takımına gitseydi, ilk dönemlerinde çizgide kalan ve bire birlerle fark yaratan bir kanat oyuncusu olarak daha uzun süre kullanılabilirdi. Merkeze yerleşip hem golcü hem oyun kurucu olduğu rolün gelişmesi farklı bir yol izleyebilirdi.
Ancak olgun Messi’nin İngiltere’ye transferinde uyum riskini daha düşük görürdüm. Kendi oyununu tanıyan, baskı altında doğru kararı verebilen ve maçın ritmini değiştirebilen bir oyuncunun güçlü bir takımda başarılı olma ihtimali çok yüksek olurdu. Açık alan bulduğu karşılaşmalar da onun için ciddi fırsatlar yaratabilirdi. Premier League’i yalnızca fiziksel güçle açıklamak, Messi’yi yalnızca çalımla açıklamak kadar eksik kalır.
Takım seçimi açısından benim varsayımsal değerlendirmem şöyle:
• Guardiola yönetimindeki Manchester City: Bildiğimiz Messi’ye en yakın rolü bulabileceği senaryo. Merkezde yaratıcılık, kısa pas bağlantıları ve ceza sahası çevresinde serbestlik ön plana çıkardı.
• Klopp yönetimindeki Liverpool: Bence Messi’nin en başarılı olabileceği 2. takım Klopp yönetimindeki Liverpool olurdu. Klopp’un futbolcularına değer verişi ve el üstünde tutması Messi’nin oyununu pozitif etkilerdi. Ayrıca Klopp, tarzı gereği Messi’nin yaratıcılığını ortaya çıkarırdı.
• Ferguson yönetimindeki Manchester United: Daha hızlı hücum eden, açık alanda daha fazla tehdit oluşturan bir Messi görebilirdik. Onun etrafında güçlü bir hücum yapısı kurulması mümkün olurdu.
• Wenger yönetimindeki Arsenal: Teknik gelişimi ve pas oyunu açısından uygun bir ortam olabilirdi. Ancak takımın tamamının gücü, bireysel performansının kaç kupaya dönüşeceğini belirlerdi.
Bunlar farklı dönemlere ait senaryolar; aynı yaşta yapılabilecek üç transfer seçeneği olarak düşünmemek gerekir.
Messi’nin profesyonel futbolu bırakış tarihi
Benim kanaatim, Messi’nin büyüklüğünün İngiltere’de de görüleceği; Barcelona’daki istatistiklerin ve kupaların ise bire bir taşınamayacağı yönünde. Hatta daha az gol attığı ama takımını daha fazla taşıdığı bir kariyeri de olabilirdi. Onu tarihin en iyileri arasına sokan yetenekleri vardı; bu yeteneklerin yaklaşık yirmi yıl boyunca nasıl sonuç verdiğinde, oynadığı futbol ortamının da önemli payı bulunuyor.
Benim tahminim, Messi’nin profesyonel futbolu 2028 sezonunun sonunda, 41 yaşındayken bırakması. Ancak bu açıklanmış bir emeklilik tarihi değil. Doğrulanmış bilgi şu: Inter Miami ile sözleşmesi 2028 MLS sezonu sonuna kadar devam ediyor. Sözleşmenin bitişi, mutlaka o tarihe kadar oynayacağı veya tam o gün bırakacağı anlamına gelmiyor. (Bkz: https://www.sozcu.com.tr/arjantinin-yeni-10-numarasi-kim-olacak-lionel-messi-sonrasi-3-aday-p367079).
3 olası gelişme
Bundan sonraki kariyerinde üç gelişme beklerim:
1) Inter Miami’ye odaklanması. Milli takım yükünün kalkması, dinlenme ve kulüp maçlarına hazırlanma açısından avantaj sağlayabilir. Önündeki dönemi yeni bir Avrupa macerasından çok, Miami’de başarılarını artırarak geçirmesini daha olası görüyorum.
2) Sahadaki rolünün giderek değişmesi. Daha seçici koşan, maç içinde enerjisini kritik anlara saklayan; pas, duran top ve ceza sahası çevresindeki kararlarıyla fark yaratan bir Messi görebiliriz. Buradaki belirleyici unsur yalnızca yeteneği değil, takımın onun etrafındaki fiziksel yükü paylaşabilmesi olacak.
3) Futbol sonrasında da sporun içinde kalması. Genç oyuncuların gelişimi, kulüp projeleri veya temsilcilik gibi alanlarda etkili olabileceğini düşünüyorum. Messi şimdiden futbol kulübü satın almaya başladı. Teknik direktörlüğe geçeceğini ise varsaymam; büyük futbolcu olmak ile günlük antrenörlük hayatını istemek farklı şeyler. Messi her ne kadar oyuncu olarak bir efsane olsa da bence teknik direktör olamayacağını kendisi de biliyor.
Bırakma zamanına ilişkin senaryoları şöyle değerlendiriyorum:
| Zaman | Benim değerlendirmem | Belirleyici olabilecek durum |
| 2026 sonu–2027 | Daha erken veda ihtimali | Sakatlıklar, toparlanma güçlüğü veya oynama isteğinin azalması |
| 2028 sezonu sonu | En olası senaryo | Sözleşmesini tamamlayıp planlı bir veda yapması |
| 2029 ve sonrası | Mümkün, fakat daha düşük olasılıklı | Sağlıklı kalması ve daha sınırlı sürelerle oynamaktan memnun olması |
Bunlar istatistiksel olasılıklar değil, benim futbol açısından tahminlerim.
Barcelona’ya dönüş konusunda da bir veda maçı veya törenini, yeniden uzun süreli oyunculuk yapmasından daha olası buluyorum. Böyle bir etkinlik, kulüple bağını taçlandırabilir; fakat gerçekleşeceğine dair kesin bir plan varmış gibi konuşmak doğru olmaz.
Bence bırakma kararını en çok şu soru belirleyecek: “Hâlâ istediğim seviyede oynuyor ve bundan keyif alıyor muyum?” Sağlığı ve motivasyonu korunursa 2028’e kadar devam etmesi mantıklı.
İçimden geçeni söyleyeyim. Keşke 45 yaşında kadar oynasa ve milli takıma geri dönse. Messi, Allah vergisi tekniğiyle ve oynadığı takımlara katkılarıyla bunu rahatlıkla yapabilir. Tabii isterse.
Messi’den sonra milli takımda 10 numarayı 3 futbolcudan birine verebilirler. Bence en güçlü adaylar: Nico Paz, Lautaro Martinez ve Juan Alvarez.
Messi’nin veda mesajı
Sözlerimi Messi’nin milli takım mesajıyla kapatmak istiyorum (Bkz: https://www.instagram.com/p/DeM7w8vjIk6/?utm_source=ig_embed&ig_rid=AqqVzTU5YydDkMLNm8hDZcL):
Dün son maçıma çıktım; açık mavi-beyaz formayı giymeyi şimdiden özledim. Doğru kararı verdiğimi biliyorum. Neşe ve zaman zaman hüzünle dolu, inanılmaz bir yolculuktu; ancak attığım her adımın buna değdiğinden eminim.
Söylenecek daha çok şey var. Hissettiklerimin tamamını birkaç kelimeye ya da tek bir paylaşıma sığdırmam imkânsız. Bu yolculuk, her zaman yanımda olan ve özellikle en zor anlarımda, en çok ihtiyaç duyduğum zamanlarda beni destekleyen ailem olmadan mümkün olamazdı. 🙏
Dostlarım, birlikte forma giydiğim tüm takım arkadaşlarım, antrenörlerim ve teknik ekipleri de çok önemliydi. Ülkemizi hak ettiği yere taşıyan Diego’dan da bahsetmem gerek; her zaman söylediğim gibi, hem aramızdayken hem de cennetten, attığımız her adımda bize destek olduğunu biliyorum.
Formasını giydiğim kulüplere, duygularıma her zaman saygı duydukları ve milli formayı giymem gereken zamanlarda kendimi ülkeme adamama izin verdikleri için teşekkür ederim. Ve elbette Tanrı’ya şükürler olsun; O’nun rehberliği ve iradesi olmasaydı, bugün bulunduğumuz noktaya ulaşmayı hayal bile edemezdik.
Minnettarlıkla doluyum. Hepinizi seviyorum, sizi özleyeceğim; yanımızda —yani benim yanımda— durduğunuz için her zaman minnettar kalacağım.
Güzel bir mesaj. Yakışır sana efsane kaptan!




