Öncelikle izlediğim belgeselden kısaca bahsedeyim. 90 dakika süren belgeselde Alex Honnold’un 508 metrelik dev yapıyı tırmanmasını izlerken anılarım gözlerimde canlandı: İp, emniyet kemeri ve koruyucu gibi hiçbir ekipman olmadan tırmanan free solocuların inanılmaz atletik becerilerine bir kez daha şapka çıkardım. Öncelikle Alex Honnold’u tanıyalım.
Alex Honnold’un hayatı
Alexander J. Honnold (17 Ağustos 1985 doğumlu) büyük duvar tırmanış rotalarındaki serbest solo tırmanışlarıyla tanınan Amerikalı bir kaya tırmanışçısıdır. Honnold, Haziran 2017’de Yosemite Ulusal Parkı’ndaki El Capitan’da 880 metrelik (2.900 ft) 5.13a derecesindeki freerider rotasını serbest solo olarak tırmanan ilk kişi olarak dünya çapında üne kavuştu. Bu, o derecedeki ilk büyük duvar serbest solo tırmanışıydı ve The New York Times’da “Her türden en büyük atletik başarılarından biri” olarak tanımlanmıştı.
2015 yılında, Tommy Caldwell ile birlikte Patagonya’daki Cerro Chaltén Grubu’nun (veya Fitzroy Grubu’nun) beş gün içinde tamamladıkları (Fitz Traverse olarak bilinen) zirveler zinciriyle dağcılık dalında Piolet d’Or ödülünü kazandı. 25 Ocak 2026’da Tayvan’ın Taipei şehrindeki Taipei 101 kulesine serbest solo tırmanış gerçekleştirdi; bu, tarihteki en yüksek binaya serbest solo tırmanış olup yaklaşık 5.11 zorluk derecesine sahipti.
Honnold, (David Roberts ile birlikte) Alone on the Wall (2015) adlı anı kitabının yazarı ve 2018 yapımı, Akademi Ödülü ve BAFTA ödülü kazanan Free Solo adlı biyografik belgeselin konusudur (Wikipedia).
Honnold’u ilginç yapan şey yalnızca tırmanması değil, hayatını neredeyse tamamen bu hedefe göre sadeleştirmiş olması. Onun hikâyesi “modern kahraman” anlatısına uyuyor ama klasik anlamda gösterişli değil: Çok disiplinli, içe dönük, riskle mesafeli ama riski inkâr etmeyen biri. Kendi resmî sitesinde 2017’deki El Capitan çıkışı “tarih yazan” bir tırmanış olarak anlatılıyor ve Free Solo’nun Oscar kazanmış belgesel olduğu belirtiliyor.
Şimdi gelelim Alex Honnold’un 25 Ocak tarihinde gerçekleştirdiği Taipei 101 kulesine tırmanışına ve çektikleri belgesele.
Muhteşem tırmanış belgeseli
Bu belgeseli büyük bir keyifle izledim. Alex’in her şeyden önce özel yeteneklere sahip bir insan olduğu ve adrenalinin kendisi dahil herkes tarafından hissedildiği izlenimini aldım. Burada odaklanılması gereken unsur, insan sınırlarını zorlayan ekipmansız böyle tırmanışların yapılabiliyor olması, teknik tabiriyle “Free Solo” unsuru. Belgeselin gücü sadece sporcunun El Capitan’a ipsiz çıkmasına değil; bu eylemi bir “adrenalin şovu” gibi yansıtmak yerine, neredeyse matematiksel bir hazırlık, tekrar, zihinsel kontrol ve ölümle kurulan soğuk ilişki olarak göstermesine dayanıyordu.
Bu belgesel cesaretten çok hazırlığın estetiği üzerine. İzleyici Honnold’u izlerken şunu fark ediyor: Free solo, dışarıdan çılgınlık gibi görünse de onun dünyasında kontrol edilebilir bir problem hâline getirilmiş. Honnold’un yaptığı insan sınırlarını zorlayan antrenmanlar, fiziksel ve mental hazırlıklar tek bir amaca yönelik: Kontrolün sınırı çok ince ve hata payı yok.
İstisnai özelliklere sahip Alex’in tırmanışını izlerken aklıma hep eskiden beri takip ettiğim benzer özelliklere sahip örümcek adam lakaplı Alain Robert geldi. Alain Robert’le ilgili detaylara inmeden belgeselle ilgili bilgilendirme yapayım:
Alex Honnold’un Tayvan’daki 508 metrelik Taipei 101 gökdelenine hiçbir güvenlik ekipmanı ve ip kullanmadan tırmanışı, “Skyscraper Live” isimli Netflix etkinliğinde yayınlandı. Honnold, binanın bambu yapısındaki balkon ve çıkıntıları kullanarak 1 saat 31 dakika 34 saniyede zirveye ulaşmayı başardı.
Gösterinin Öne Çıkan Detayları
• Zamanlama: Tırmanış hava koşulları nedeniyle bir gün ertelenerek 24 Ocak 2026 tarihinde başarıyla tamamlandı.
• Mesafe ve Süre: Honnold, 508 metre (1.667 fit) yüksekliğindeki 101 katlı binanın tepesine 1,5 saat gibi kısa bir sürede çıktı.
• Platform: Tırmanışın tamamı dünyayla eşzamanlı olarak Netflix platformunda izleyicilere canlı yayınlandı.
• Tasarım Etkisi: Taipei 101’in her sekiz katta bir tekrarlanan “bambu kutusu” tasarımı, Honnold’a tırmanış boyunca kritik dinlenme noktaları sağladı.
Nefes kesici detaylar
Alex Honnold’un Taipei 101 tırmanışını konu alan “Skyscraper Live” belgesel etkinliği, hem teknik arka planı hem de yayıncılık dünyasındaki riskleriyle tarihe geçti. Yapımla ilgili öne çıkan diğer önemli detaylar şunlardı:
1) 10 saniyelik güvenlik gecikmesi (Canlı yayın riski): Tırmanış tamamen ip ve güvenlik ağı olmadan yapıldığı için, olası bir düşme anında yayını anında kesebilmek adına Netflix canlı yayını 10 saniyelik bir gecikmeyle (delay) ekrana verdi.
2) B Planı: Netflix yöneticileri, olumsuz bir durum halinde izleyicilerin travma yaşamaması için kamerayı hemen başka bir yöne çevirecek bir acil durum protokolü hazırlamıştı.
3) Hava durumu ve erteleme krizi (Islak yüzey tehlikesi): Etkinliğin aslında 23-24 Ocak tarihlerinde yapılması planlanıyordu. Ancak Tayvan’daki yağmurlu ve aşırı rüzgarlı hava, cam ve çelik yüzeyleri ölümcül birer kaydırağa dönüştüreceği için tırmanış bir gün ertelendi.
4) Rüzgarlar: Honnold binanın üst katlarına ulaştığında sert rüzgarlarla ve ciddi bir fiziksel yorgunlukla mücadele etmek zorunda kaldı.
5) İlginç sunucu kadrosu: Yayını stüdyodan yöneten ekip oldukça sıra dışıydı. Eski NASA mühendisi ve ünlü YouTuber Mark Rober, WWE şampiyonu Seth Rollins, spor spikeri Elle Duncan ve profesyonel dağcılar yayına eşlik etti.
6) Aile röportajları: Tırmanış esnasında yalnızca Honnold’un hareketleri değil, eşi Sanni McCandless’ın o anki gergin bekleyişi, evdeki iki çocuğuyla olan yaşantısı ve Honnold’un özel antrenman görüntüleri de belgesel kesitleri olarak izleyiciye sunuldu.
7) Tırmanış sırasındaki rahatlığı (Selamlaşma): Alex Honnold, yüzlerce metre yükseklikte üzerinde taşıdığı canlı mikrofonla oldukça sakin bir şekilde konuşmaya devam etti. Hatta tırmanırken binanın içindeki ofis çalışanlarına ve dışarıdaki izleyicilere gülümseyerek el salladı.
8) Zirve ve dönüş: Zirveye ulaştığında her zamanki soğukkanlılığıyla sadece “Harika (Sick)” dedi. Zirve direğindeki tırmanışını bitirdikten sonra ise güvenlik amacıyla halatla 88. kata kadar indi ve binanın içinden asansörle ayrıldı.
9) Kırılan rekor ve tartışmalar (En büyük kentsel tırmanış): Medya bu tırmanışı “tarihin en yüksek kentsel serbest solo tırmanışı” ilan etti. Fransız tırmanıcı Alain Robert’ın 2004 yılında iplerle yaptığı Taipei 101 tırmanış süresini yarı yarıya indirdi. Ancak dağcılık dünyasında bu rekorun, Dan Goodwin’in 1986’daki CN Tower tırmanışıyla karşılaştırıldığında hâlâ tartışmalı olduğunu belirtenler de var.
Şimdi gelelim Alex Honnold’un ilham aldığı ve ekolünü devam ettirdiği Fransız örümcek adam Alain Robert’i sizlere tanıtmaya.
Alain Robert efsanesi
Alain Robert, tırmanış dünyasında “Fransız Örümcek Adam” (The French Spider-Man) olarak tanınan, kentsel solo tırmanışın (gökdelen tırmanışları) dünyadaki en büyük öncüsü ve bunu başlatan kişidir. 1962 doğumlu Fransız tırmanıcı, hiçbir güvenlik ekipmanı, ip veya ağ kullanmadan, sadece tırmanış ayakkabıları ve tebeşir tozuyla dünyanın en yüksek binalarına tırmanmasıyla meşhurdur (gökdelen free solo’cusu).
Alain Robert’in hayatına ve öne çıkan detaylara bakalım:
• Kentsel tırmanışın öncüsü: Dünya genelinde Burj Khalifa, Eyfel Kulesi, Sidney Opera Binası, Empire State ve Petronas İkiz Kuleleri dahil olmak üzere 200’den fazla gökdelene ve ikonik yapıya tırmanmıştır.
• Kaya tırmanışındaki muazzam başarısı: Çoğu insan onu sadece binalara tırmanırken görse de Robert, aslında tırmanış tarihinin en yetenekli kaya tırmanıcılarından biridir. 1991 yılında, tırmanış dünyasında ekstrem bir zorluk seviyesi olan dünyanın ilk 5.13d (8b) dereceli kaya rotasını free solo (ipsiz) tırmanan kişidir.
• Büyük sakatlıklar ve engel tanımazlık: Henüz kariyerinin başlarında (1982’de) yaşadığı feci bir düşüş sonucunda birkaç gün komada kalmış, kemikleri kırılmış ve doktorlar onun bir daha tırmanamayacağını, %60 kalıcı engelli olduğunu söylemişlerdi. Ancak o, kalıcı denge sorunlarına (vertigo) rağmen tırmanmaya devam etmeyi başardı.
• Tutuklanmalar ve aktivizm: Tırmanışlarının büyük çoğunluğunu yasal izin almadan, şafak vaktinde binalara gizce sızarak gerçekleştirdiği için dünya genelinde onlarca kez tutuklanmış veya gözaltına alınmıştır. İlerleyen yaşlarında bu eylemlerini iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi konulara dikkat çekmek amacıyla (binalara dev pankartlar asarak) yapmaya başlamıştır. 60’lı yaşlarında olmasına rağmen hâlâ aktif olarak tırmanmaktadır.
Alain Robert ile tanışmam
İşte ben de böyle bir dönemde Alain Robert’le şahsen tanıştım. Montreal’de okurken mezuniyet yılım olan 1999’da Place de la Cathédrale’e (şu anki adıyla Tour KPMG) izin almadan free solo tırmanış gerçekleştirdi. Kısa bir tutuklanma süresinden sonra serbest bırakıldı.
Ben de bu tırmanışa televizyondan tanık olunca hemen aklıma bir zihni sinir projesi geldi. Tam o dönemde Süzer Plaza’yı açmak üzere olan Süzer Holding’in başında olan babama Alain Robert’i takdim etmek istedim. Kafamda oluşturduğum senaryo şuydu:
Alain Robert İstanbul’a gelecek. Süzer Plaza’yı görecek, çok beğenecek ve tırmanmaya karar verecek. Tırmanışını izin almadan gerçekleştirecek. Çatıya ulaştığında da kendisini çiçeklerle karşılayacağız.
Kafamdaki bu planı gerçekleştirebilmek için Alain Robert’e bir an önce ulaşmam gerekiyordu. Hazır Montreal’deydi. Orada görüşmeyi yapıp işi bitirebilirdim. Alain Robert’e ulaşma konusunda o dönemde Montreal’in en kalibresi yüksek pazarlama firmasında staj yapan yakın arkadaşım Nicolas’dan yardım istedim. O da tanıdıklarına hemen aktardı ve bana geri dönüş yaptı. Güzel haberi bana müjdeledi ve “Alain’e ulaştık. Onu seninle görüştüreceğim” dedi. Bu harika haberin ardından hemen ertesi gün bir kafede buluşma ayarladık.
Alain Robert ile buluşmam harika geçti. Karşımda ufak tefek, kafası zehir gibi çalışan korkusuz bir adam buldum.
Zorlu ikna süreci
Sohbetimiz sırasında bana nasıl tek parmağıyla şınav çektiğini gösterdi. Gözlerime inanamamıştım. Üniversite dönemimde oldukça fit durumdaydım. Tek elle şınav çekebildiğimi yakın çevreme gösteriyordum. Tek parmağıyla şınav çekebilen birini görünce millete hava atmayı bıraktım. Adama şapka çıkardım.
Bir de ilginç bir şekilde bana Türkiye’de tırmanış yapmaktan çekindiğini söyledi. Türkiye’nin imaj konusunda kara lekesi olan Midnight Express filmini seyretmiş. Tamamen yalan yanlış bir senaryoyla oluşturulan hapse düşmüş bir Amerikalının Türk hapishanelerinde çektiği eziyeti izleyince gözü korkmuş.
Ben de kendisine “İzinsiz bir tırmanma olmayacak, dolayısıyla bir tutuklama söz konusu değil. Ayrıca biz Türkler böyle insanlar değiliz, bu tamamen ülkeyi karalamak için oluşturulan manipülatif bir senaryo ile yalan yanlış bilgiler aktaran bir film. Hiç kafanıza takmayın demiştim.”
Tüm bu konuşmalar sonucunda Alain Robert’i İstanbul’a gelmeye ikna ettim. Sağ olsun o tevazuyu görüşme sonunda gösterdi ve bana “İçimi rahatlattın. Eğer böyle bir davet olursa memnuniyetle binanıza free solo tırmanırım dedi. İşin en önemli kısmını halletmiştim. Sırada bizimkilerden onay almak vardı. Büyük bir sevinçle babamı aradım ve durumu izah ettim. Bana “Güzel fikir ama böyle bir riske giremeyiz. Allah korusun adam düşer müşer, sonrasında çok ciddi sıkıntı olur” deyince benim bu zihni sinir projem rafa kalktı.
Tabii bu çıkan sonucu Alain Robert’e de üzülerek aktarmak durumunda kaldım. O da “sağlık olsun” diyerek bu negatif sonucu olgunlukla karşıladı.
Mütevazılık dersi gibi…
Alain Robert’le görüşmemde en dikkat çeken tarafı tek parmakla şınav çekmesi değildi. Bu kadar meşhur, tüm dünyada “örümcek adam” lakabıyla tanınan ve insan üstü riskleri bertaraf etmeyi başaran birinin inanılmaz derecede mütevazı olmasıydı. Halktan hiç kopmamıştı ve tevazusunu konuşmamızın her bölümünde hissettiriyordu.
Benzer nitelikleri Alex Honnold’u izlerden onun belgeselinde yaptığı konuşmalarda da gözlemledim. Olağanüstü işleri gerçekleştiren bu istisnai atletlerin mütevazi olması bence bir tesadüf değil. “Yükseldikçe alçakgönüllü olman gerekir” sözünün canlı bir kanıtı.
İkisini kıyaslarsak elbette bir sürü benzerlikler ve farklılıklar gözlemleyebiliriz. Alain Robert’in efsanesi Honnold’dan farklı bir yerde duruyor. Honnold doğa ve kaya yüzeyiyle özdeşleşirken, Robert şehirle, camla, betonla, yasakla ve kamusal gösteriyle özdeşleşiyor. “French Spider-Man” lakabının kökeni bu: Dünyanın farklı şehirlerinde gökdelenlere çoğu zaman izinsiz ve güvenlik ekipmanı olmadan tırmanması. Kaynaklarda Robert’in “French Spider-Man” olarak tanındığı, genellikle yalnızca tırmanış ayakkabısı ve tebeşirle gökdelenlere çıktığı aktarılıyor.
Alain Robert efsanesi daha “punk” ve meydan okuyucu. Honnold’un anlatısı saf performans ve mükemmeliyetçilikse, Robert’in anlatısı otoriteye, şehre ve imkânsız görünen mimariye meydan okuma.
Alain Robert ve Alex Honnold ilişkisi
Medya ve sosyal medya kullanıcıları, “Tarihin en iyi ipsiz tırmanıcısı kim?” sorusu üzerinden bu ikiliyi sık sık karşı karşıya getirse de, aralarında rekabet değil, 15 yılı aşkın süredir devam eden köklü bir dostluk ve muazzam bir karşılıklı saygı var.
İkilinin ilişkisine dair öne çıkan başlıklar şunlar:
• Nesil Farkı ve İlham: Alain Robert (60’larında) ve Alex Honnold (40’larında) arasında tam bir nesil farkı var. Honnold, Robert’in 80’li ve 90’lı yıllarda doğada ipsiz olarak yaptığı tırmanışların, o dönemin insan potansiyelinin sınırlarını zorladığını belirterek Robert’i tırmanış tarihinin “gerçek efsanesi” (OG) olarak kabul eder.
• Honnold’ın Robert’in imajını koruması: Kentsel tırmanışlar popüler kültürde bazen “şovmenlik” veya “ucuz reklam numarası” olarak küçümsenir. Ancak Alex Honnold, Alain Robert’in tırmanış tekniklerinin kusursuz olduğunu savunmuş ve “İnsanlar binalara tırmanmasını bir şov gibi görebilir ama bu gösterilerin arkasında tırmanış dünyasında eşi benzeri olmayan bir teknik beceri yatıyor” diyerek dostunun hakkını her fırsatta teslim etmiştir.
• Kitap önsözü: Alain Robert’in kaleme aldığı son otobiyografi kitabı olan “Spider-Man, Alain Robert, Free and Unattached” için önsözü bizzat Alex Honnold yazmıştır. Robert, Honnold’un bu jestinden büyük onur duyduğunu dile getirmiştir.
• Taipei 101 bağlantısı: İkiliyi birbirine bağlayan en önemli yapılardan biri Taipei 101’dir. Alain Robert bu binaya 2004 yılında tırmanmıştı; ancak Tayvan hükümetinin güvenlik şartı nedeniyle o dönem tırmanışı iple (toprope) yapmak zorunda kalmıştı. Alex Honnold ise 2026’da aynı binayı tamamen ipsiz (free solo) tırmanarak bir ilki başardı. Tırmanışın ardından Alain Robert, dostu Honnold’u “Muazzam bir zihinsel hazırlık ve harika bir başarı” sözleriyle canlı yayında tebrik etmiştir.
Özetle; biri doğadaki devasa granit duvarların (El Capitan), diğeri ise modern metropollerin beton ve çelik kulelerinin “ipsiz” kralıdır. İkili, tehlikenin sınırında yaşayan az sayıda insandan biri oldukları için birbirlerini dünyada en iyi anlayan iki arkadaştır.
Hata payı en düşük branş!
Free solocular, spor dünyasında hata payı en düşük performansı sergileyen atletlerdir
Free solo yapan bir sporcuda güç, esneklik, denge, teknik, hafıza, rota okuma, nefes kontrolü, stres yönetimi ve ölüm baskısı altında karar verme aynı anda bulunmak zorunda. Birçok sporcu hata yapınca puan kaybeder; free solocuda hata ölüm olabilir. Bu açıdan bakınca free solo, insan performansının en çıplak ve en sert testlerinden biri.
Bir maratoncunun dayanıklılığı, bir jimnastikçinin koordinasyonu, bir yüzücünün fizyolojisi, bir tenisçinin refleksi veya bir futbolcunun oyun zekâsı farklı üstünlük alanlarıdır. Free solocular belki en yüksek risk altında en kusursuz performans göstermesi gereken sporculardır.
Free solo’da mesele sadece fiziksel güç değil; zihinsel berraklık, teknik kusursuzluk ve riskin mutlaklığıdır.
Alain Robert ve onun ekolünden devam eden Alex Honnold free solo dünyasının önderleri olduklarına göre, bu iki muhteşem atletin, gösterdikleri meydan okumalarla insan sınırlarını zorladıklarını ve hata paylarını sıfırlayarak olağanüstü bir performans gösterdiklerini söyleyebiliriz.
Dostluklarıyla örnek olan iki farklı neslin temsilcisi ve aynı ekolün temsilcileri olan bu iki muhteşem atlet ve yüksek karakterli harika insana koca bir alkış.
Not: Bu yazıyı kaleme alırken belli metinsel düzenlemelerde ChatGPT ve Wikipedia’dan faydalandım.




