Kız isteme ve nişanımız

19/07/2026

1 Yorum

2525 Görüntülenme

6 dakika

Geçen yazımda Rengin’e dolaylı ve direkt evlenme tekliflerimi anlatmıştım. Bu yazımda sizlerle 7 Haziran tarihinde gerçekleşen kız isteme ve nişan töreninin öncesini ve sonrasını paylaşacağım.

Rengin’in ailesiyle tanıştıktan sonra aklımdaki tarihleri kendileriyle paylaştım. 2 haftalık bir ertelemeyle tarihler netleşti. Öncelikle evliliğimizde bir nevi hızlandırılmış bir süreç organize etmeye karar verdik. O yüzden Türkiye’deki gelenek ve göreneklerden yola çıkarak kız isteme ve nişanı birleştirmeye karar verdik. Tarih olarak da 7 Haziran’da kız isteme ve nişan, 26 Haziran’da da nikahımızın kıyılması konusunda anlaşıldı. Fas tatilinden sonra da nikahımızın Fas’ın başkenti Rabat’ta gerçekleşeceği kesinleşti.

Böylelikle ilk olarak kız isteme ve nişanımızın organizasyonu için hazırlıklar başladı. Aslen Diyarbakırlı olan Rengin’in ailesi Diyarbakır’da muhteşem bir organizasyona imza attılar. 7 Haziran Pazar günü yapılacak kız isteme, nişan töreni ve kutlamalar aslında bir gün önceden, 6 Haziran tarihinde başladı.

Çelenk boyutunda çiçek

6 Haziran Cumartesi günü Süzer ailesi büyükleri ve yakınlarımızın oluşturduğu toplamda 15 kişilik grubumuz Diyarbakır’a hep beraber uçtuk. Uçuş sırasında beni en çok zorlayan olay ise bizimkilerin geline verilmek üzere aldıkları adeta çelenk boyutlarındaki çiçekti. Uçağa binmeden bana “Bu damadın görevi, bu çiçeği yolculuğun başından sonuna senin taşıman gerekiyor” dediler ve bu çelenk boyutlarındaki çiçeği bana zimmetlediler. Tabii şaka bir yana ben de çiçeği keyifle taşıdım. Aşağıda çiçeği taşırken ve çiçek yerini bulduğunda çekilmiş görselleri görebilirsiniz.

Cumartesi akşamüzeri Diyarbakır’a vardığımızda sağ olsunlar, Rengin ve ailesi bizleri havalimanında karşıladılar. Havalimanından direkt kalacağımız otele gittik. Otele yerleştikten sonra akşam 7 gibi otelden alındık.

Saat 19.30 gibi Gastronomi Merkezi’ne vardık. Yemekte toplamda yaklaşık 50 kişi, ailemiz ve yakınlarımız Diyarbakır’ın zengin mutfak kültürünü bir araya getiren Gastronomi Merkezi’nde şehrin coğrafi işaretli ve geleneksel lezzetlerini birlikte deneyimledik.

Erken kız isteme girişimi

Duygu yüklü o akşam güzel konuşmalar yapıldı, bol kahkahalar atıldı ve her şeyden önemlisi her iki tarafın ailesi ilk kez bir araya gelip kaynaştı. Açıkçası bir taraf Antepli, diğer taraf Diyarbakırlı, aile kültürleri birbirine yakın, kaynaşma çabuk olur diye düşünüyordum. Benim beklentimin ötesinde çok daha çabuk ve derin oldu. O gecenin aklımda kalan anekdotu, babamın konuşmasına başladıktan birkaç dakika sonrasında heyecana kapılıp “Allah’ın izni, peygamberimizin kavliyle…” diye söze devam etmesi oldu. Ben hemen atıldım ve yüksek sesle kendisine “Baba, kız isteme yarın olacak, bugün değil” diye hatırlatma yaptım. O da hemen hatırlayıp sözünü çevirdi ve değinmek istediği diğer konulardan bahsetti. Tabii bu olayda herkes güldü, güzel bir andı.

Süper kahvaltı ve harika gezi

Ertesi günün sabahında Rengin ve ailesi saat 10 gibi tekrar aile ve dostlardan oluşan 15 kişilik grubumuzu otelden aldılar. Sur Bölgesi’nde Tarihi Konak Kahvaltısı yaptık.

Diyarbakır’ın tarihi dokusunu yakından hissedebileceğimiz geleneksel bir konakta, yöresel ürünlerle hazırlanmış kahvaltıdan herkes büyük keyif aldı. Gaziantep’te en iyi mekânlarda alışageldiğimiz lezzet seviyesini ve çeşit zenginliğini Diyarbakır’da da bulmuştuk. Kahvaltı tek kelimeyle muhteşemdi.

Kahvaltıyı bitirdikten sonra saat 11.30 gibi Diyarbakır’da yine Rengin’in ailesinin organize ettiği şehir turuna başladık. Diyarbakır’ın tarihine kısa bir yolculuk için rehber eşliğinde şehrin gözbebeği noktaları ziyaret ettik:

Diyarbakır Ulu Camii, Dört Ayaklı Minare, Giragos Ermeni Kilisesi, Cemil Paşa Konağı, Hz. Süleyman Camii ve On Gözlü Köprü.

Şehir turu çok güzel geçti. Bir tek öğle saatlerine rastladığı için haziran ayının başlarında bile beliren sıcaklıktan dolayı molaların süresini artırdık. Grubun çoğunluğu bu turu baştan sona büyük bir keyifle tamamladı.

Dünyanın en güzel kahvesi!

Saat 15:00 gibi grubun tamamı otele geri dönüş yaptı. Sonrasında ise nişan için hazırlıklar başladı.

Nişan töreni için saat 19.00’da otelden hareket ettik. 19.30’da Zerzevan Konağı’nda nişan törenimizi başlattık.

Önce gelenek göreneklerimize göre herkes resmi olarak yerlerini aldı. Rengin’le yan yana oturduk. Babam sözü aldı. Kısa bir konuşmadan sonra kız isteme repliğini söyleyerek resmi istemeyi gerçekleştirdi. Rengin’in ailesi önceden konuştuğumuz üzere kabul ettiklerini söylediler. Sonrasında yine gelenek ve göreneklerimize göre el öpme faslı başladı. Büyüklerimizin elini öptükten sonra yerimize oturduk ve hemen ardından bana Türk kahvesi ikram edildi. Normalde ben de dahil herkesin adet olduğu üzere tuzlu ve tadının acı olmasını beklediği Türk kahvesini içtiğimde durumu anlamaya çalışıp kendi kendime “Bu pek tuzlu gelmedi, tadı güzelmiş” dedim. Rengin’in babası bana kahveyi nasıl bulduğumu sorduğunda “Dünyanın en güzel kahvesi!” cevabını verince herkes güldü. Sonradan öğrendiğim kadarıyla kahveyi organizasyon firmasının sahibi bizzat yapmış. Özellikle “Benim de oğlum var, yazık çocuğa” deyip benimle empati kurmuş ve Türk kahvesini tuzsuz, gayet güzel şekilde hazırlamış. Bana acı çektirmediği ve empati kurduğu için kendisine müteşekkirim.

Sahnede çiğ köfte yoğurma deneyimi

Türk kahvesini içme faslından sonra nişan için getirilen yüzükler kurdeleyle bağlanmış bir şekilde ailelerin en büyüğü Rengin’in annesinin babası yani dedesi tarafından sağ elimize takıldı. Daha sonra bu yüzüklerin bağlı bulunduğu kurdele makasla kesildi ve büyük bir alkış koptu. Ardından müzik ve eğlence başladı, yüze yakın davetli için hazırlanan organizasyon harikaydı.

Gecenin yine akılda kalan olayı şu oldu: Rengin Gaziantep’teyken adet gereği yağlı köfte yoğurtmuştuk. Bunu duyan Rengin’in ailesi de müzik eşliğinde beni sahneye davet edip bana çiğ köfte yoğurtturdu. Açıkçası hayatımda hiç çiğ köfte yoğurmamıştım, oradaki yılların ustası sahneye gelir gelmez bana hızlıca “Böyle yapacaksın evladım” diye gösterince tam olarak onun yaptığı gibi yoğurdum, hatta biraz da ötesine geçtim.

Bana hemen “Aferin çabuk kaptın” dedi. Ben de bunun üzerine kendisine “Bu çiğ köfteleri yaptıktan sonra test için tavana atmak lazım ama burada tavan yok, burası açık hava” diye şakayı patlattım. O da beni ciddiye alıp “Yok evladım, burada köfteleri fırlatma” diye beni uyardı. Yanımda bu olaya tanıklık eden Rengin ve ben tabii çok güldük.

Uzun yolculuğumuzun başlangıcı

Tüm gece boyunca yöresel müzik ve şarkılar eşliğinde herkes bol bol dans etti, eğlendi. Her iki aileden de ne cevherler çıktığına o gece tanıklık ettik. Kimi güzel güzel şarkı söyledi, kimi darbuka ve davul çaldı, kimi de dans konusunda tüm hünerlerini gösterdi. Gecenin sonunda çok eğlenmenin ve keyif almanın getirdiği motivasyonla her iki tarafın aileleri kucaklaştı ve geceyi sonlandırdık.

Ertesi gün Rengin’in ailesiyle vedalaştıktan sonra Rengin’in ablası, kayınbiraderi ve erkek kardeşiyle birlikte Mardin’e bienale katılmak üzere yola çıktık. Bienalde gündüz vakti zaman geçirdikten sonra akşamında Cerciş Murat’a yemek yemeye gittik. Restoranın sahibi Fatih Bey’in ev sahipliğinde lezzetli akşam yemeğimizi yedik. Fatih Bey’in eşi Ebru Hanım, o akşam Almanya’da olduğu için aramıza katılamadı ama Fatih Bey’le eski günleri bol bol yad ettik.

Ertesi gün Rengin’le birlikte Mardin’de bienalde görmediğimiz eserleri ziyaret etmeye devam ettik. Hayat bir yolculuksa eğer, harika geçen Diyarbakır sonrası Mardin seyahatimiz, birlikte geçireceğimiz uzun yolculuğumuzun başlangıcı olarak hafızama kazındı.

1 Comment
28/07/2026

Serhan Bey çok şanslısınız. Rengin Hanım vicdanlı, iyi niyetli ve inanılmaz zeki bir kadın. Ailesi bölgenin en köklü ailesi, böylesine güçlü bir gelenekten gelmesi ailenizi kurarken çok önemli bir rol oynayacaktır, eminim. Bir ömür boyu çok mutlu olun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir