Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığım Mühendislik ve Teknoloji Yönetimi yüksek lisansında bu dönem okuduğum ETM 593.01 Materials & Product Selection in Engineering (Malzeme ve Mühendislikte Ürün Seçimi) dersinden çok keyif alıyorum. Geçen hafta Alüminyum İçecek kutularının tasarım mühendisliğiyle ilgili bir yazı kaleme almıştım. Bu sefer yine aynı derste işlediğimiz 2025 Nobel Fizik Ödülü’yle ilgili hazırladığım yazıyı paylaşmak isterim.
2025 Nobel Fizik Ödülü, “Bir elektrik devresinde makroskopik kuantum-mekanik tünelleme ve enerji kuantizasyonunun keşfi” nedeniyle John Clarke, Michel H. Devoret ve John M. Martinis’e ortaklaşa verildi. Detaylara geçmeden önce 2025 Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan bilim insanlarının kısaca özgeçmişlerine bir bakalım.
John Clarke
• 10 Şubat 1942’de Cambridge (İngiltere) doğdu.
https://www.britannica.com/biography/John-Clarke-physicist
• Özellikle süperiletken devreler ve Josephson etkisi üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınır; ayrıca süperiletken manyetik akı detektörleri (SQUID’ler) konusunda öncüdür.
https://www.britannica.com/question/What-is-John-Clarke-known-for-in-the-field-of-physics
• 2025 yılında, “bir elektrik devresinde makroskopik kuantum mekaniği tünelleme ve enerji kuantizasyonunun keşfi” nedeniyle Nobel Fizik Ödülü’nü Devoret ve Martinis ile paylaşmıştır.
https://www.nobelprize.org/prizes/physics/2025/clarke/facts/
Michel H. Devoret
• 1953 yılında Paris’te (Fransa) doğdu.
https://www.britannica.com/biography/Michel-H-Devoret
• Kuantum devre fiziği ve süperiletken kubitler alanında öncü çalışmaları bulunur; özellikle devre kuantum elektrodinamiği (“circuit QED”) konusunda tanınmıştır.
• 2025 Nobel Fizik Ödülü’nü Clarke ve Martinis ile birlikte kazanmıştır.
John M. Martinis
• 1958 doğumlu Amerikalı fizikçidir.
https://www.britannica.com/biography/John-M-Martinis
• Süperiletken kubitler ve kuantum bilgisayar teknolojisi üzerine yaptığı deneysel çalışmalarla tanınır; özellikle yüksek kaliteli kubit üretimi ve kuantum işlemciler geliştirme üzerine odaklanmıştır.
https://www.ucsb.edu/about/faculty-and-alumni/john-martinis
2025 Nobel Fizik ödülünü ortaklaşa kazanan bu bilim insanları, kuantum mekaniği olgularının — örneğin bir bariyer üzerinden tünelleme veya ayrık enerji seviyelerinin yalnızca atomik ya da atom altı ölçekte değil, aynı zamanda gözle görülebilecek ve elle tutulabilecek kadar büyük bir elektrik devresinde de gerçekleşebileceğini göstermişlerdir.
Bu ödül seçimi, yenilik (devrelerde kuantum tünelleme), deneysel zorluk, kavramsal açıklık ve ileriye dönük önem gibi birçok kriteri karşılamaktadır. Fizik açısından ödül oldukça hak edilmiştir. Bu çalışma, yalnızca küçük, izole sistemlerde değil, aynı zamanda inşa edilebilen ve kontrol edilebilen devrelerde de kuantum olgularının var olabileceğini gösteren bir dönüm noktasıdır. Ödül sahiplerinin çalışması, kuantum davranışının sınırlarının beklenenden çok daha geniş olduğunu ortaya koymuştur; sonraki adım ise bu sınırın daha da ötesine geçmektir.
Neden bu keşif bu kadar önemli?
Kuantum ve Makroskopik Arasında Köprü konseptini işlemektedir. Fiziğin büyük kavramsal sorularından biri şudur: “Bir sistem ne kadar büyük olabilir ve hâlâ ‘kuantum’ davranışı sergileyebilir?” 2025 Nobel Fizik Ödülü sahipleri, birçok parçacıktan oluşan süperiletken devrelerin hâlâ kuantum mekanik özellikler gösterebildiğini kanıtlamışlardır.
Kuantum teknolojisinin temelini atıyor
Bu çalışma, gelecekteki kuantum hesaplama, kuantum sensörleri ve kuantum metrolojisi için bir temel oluşturmuştur. Nobel Komitesi, kuantum mekaniğinin “eski” bir teori olmasına rağmen, günümüzün kuantum teknolojilerinin artık günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi nedeniyle bu tür keşiflerin yeni sürprizler getirdiğini vurgulamıştır.
Deneyin zarafeti
Soyut bir fikri (kuantum tünelleme, enerji kuantizasyonu) ölçülebilir ve kontrol edilebilir bir devreye dönüştürmek hem teknik olarak zor hem de kavramsal olarak son derece nettir. Örneğin, John Clarke’ın süperiletken girişim aygıtları (SQUID) üzerindeki çalışmaları bu çizginin bir parçasıdır.
Sonuçlar ve etkiler
Sonuç olarak, 2025 Nobel Fizik Ödülü için bu seçim hem “derin bilimsel içgörü” hem de “geleceğin teknolojisinin temeli” kriterlerini karşılamaktadır. Kuantum fiziğinin mühendisliğe dönüşümünde önemli bir dönüm noktasını işaret etmektedir.
Bu buluş, “kuantum fiziğinin mühendisliğe dönüşümünde bir dönüm noktası” olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda ödülün önümüzdeki yıllarda aşağıdaki çalışmaları tetiklemesi beklenmektedir:
1) Süperiletken kuantum devreleri ve qubit geliştirme
Ödül, süperiletken devrelerin hâlâ kuantum özellikler sergileyebileceğini gösterdiği için, Josephson eklemlerine dayalı kubitlerin geliştirilmesini hızlandıracaktır. Bu, kuantum bilgisayarların daha kararlı, ölçeklenebilir ve düşük hata oranına sahip hale gelmesi açısından kritik öneme sahiptir.
2. Kuantum teknolojilerinin yaygınlaşması
Ödül, kuantum fiziğinin yalnızca temel bir teori olmadığını, aynı zamanda günlük yaşamda kullanılabilir teknolojilerin temelini oluşturduğunu göstermektedir. Bu, kuantum sensörleri, kuantum metrolojisi ve kuantum iletişimi gibi alanlara yatırımın artmasını teşvik edecektir.
3) Kuantum davranışının makroskopik sistemlerde incelenmesi
Araştırmacılar, “Kuantum davranışı ne kadar büyük sistemlerde korunabilir?” sorusuna yanıt aramaya devam edecekler. Bu, dekoherans (kuantum tutarsızlık), hata düzeltme ve ölçekleme üzerine yeni deneysel ve teorik çalışmaları tetikleyecektir.
4) Fizik eğitiminde yeni yaklaşımlar
Kuantum fenomenlerini soyut kavramlar olmaktan çıkarıp, gerçek devreler ve ölçülebilir sistemlerle ilişkilendiren bu keşif, fizik eğitiminde kuantumun pratik yönlerine daha fazla vurgu yapılmasına neden olacaktır.
5) Temel fizik ile uygulamalı bilimin buluşması
Son olarak bu ödül, “temel fiziğin modern mühendisliğe yön verdiği” anlayışını pekiştiriyor. Bu, akademi-endüstri iş birliklerini, hibrit kuantum sistemleri araştırmalarını ve kuantum teknolojisinin ticarileşmesiniteşvik edecektir.
Kısacası, 2025 Nobel Fizik Ödülü yalnızca geçmiş bir keşfi onurlandırmakla kalmayıp, geleceğin kuantum teknolojilerinin inşası için yeni bir çağın başlangıcını temsil etmektedir.
Not: Bu yazıyı ders için hazırladığımız ödevlerden alıntı yaparak kaleme aldım. Buna vesile olan hocamız Prof. Sabri Altıntaş’a teşekkürlerimi iletmek isterim.




