Borsa’nın sırtlanları

20/07/2025

Yorum Yok

851 Görüntülenme

12 dakika

Geçen hafta fintech sektöründe işlenen suçlarla ilgili bir yazı yazmıştım. Bu hafta da yine finans alanında fintech sektöründen çok daha büyük boyutta suç unsuru taşıyan kara para aklama, dolandırıcılık, insan kandırma ve sahtekârlıklar üzerine bir yazı kaleme alacağım. Bu yazıdaki konumuz menkul kıymetler veya borsa işlemlerine el atmış suçlular ve suç örgütleri.

 

Yazının hemen başından belirteyim. Bu yazı menkul kıymetler sektöründeki sahtekârlıklar, manipülasyon, spekülasyon ve dolandırıcılık yapanlar hakkında. Sektörde elbette kurumsal ve dürüst bir şekilde gelir kapısı oluşturmaya çalışan yatırımcılar var. Ancak dışarıdan gözlemime göre menkul kıymetlerde faaliyet gösteren dürüst insanların sayısı gün geçtikçe azalıyor. Zaten sürdürülebilir gelir konseptine önem verenler de Türkiye’den belli bir süre sonra çekiliyorlar. Çünkü hem borsadaki şirketlerin birçoğunun durumu Türkiye’deki ekonomiye paralel olarak gittikçe kötüye gidiyor, batık şirketlerin sayısı gün geçtikçe çoğalıyor, hem de Türk lirasının değerinin düşmesi de borsaya yapılan yatırımların döviz bazında getirisini yok ediyor, hatta ortaya döviz bazında büyük zararlar çıkıyor. Dolar ve avronun Türk lirasına karşı değer kazandıkça yapılan yatırımların zararı artıyor, bir noktadan sonra yabancı yatırımcılar zararın neresinden dönsem kârdır diyorlar, piyasadan “Yandım Allah” diyerek ve zarar ederek çıkıyorlar. Bana göre bugün Merkez Bankası sürekli müdahale etmese ve doları bıraksalar, dolar kuru 100 TL’nin üzerine çıkar. Böyle bir şey olsa, piyasalarda oluşabilecek yıkımı düşünebiliyor musunuz?

Tabii böyle bir ekonomik kriz ortamında meydan sahtekârlara ve dolandırıcılara kalıyor. Bu sahtekârlar manipülasyon yapma işini bir hayat felsefesi olarak benimsemişler ve sadece yönlendirdikleri yerli ve yabancı yatırımcılarla değil, akladıkları kara paralarla ve özel hayatlarında da insanları manipüle etmeleriyle ön plana çıkıyorlar. Meydan maalesef bu tip insanlara kalmış durumda.

Zaten kötü olan sektör daha da kötüleşti

Bundan 10-15 sene önce önemli bir menkul kıymetler şirketinin üst düzey yöneticisi olarak çalışan bir kız arkadaşım olmuştu. Ondan menkul kıymetler sektörü ve borsa yatırımlarıyla ilgili detaylı bilgiler aldıkça kafamda sektörle ilgili olumsuz bir intiba oluşmuştu. Bugün geldiğimiz noktada gerek çalışan kalitesi gerekse halka açılmış şirketlerin finansal sürdürülebilirliği açısından sektörün çok daha kötü durumda olduğunu söyleyebilirim.

Özünde çalışkan, azimli ve kendini geliştirmiş biri olan bu arkadaşım dişiyle, tırnağıyla bir yerlere gelmeyi başarmış bir kişiydi. O dönemde bana anlattıklarından aklımda kalanlar şöyle:

– Sektörde çalışanların genel olarak kalitesi son derece düşük. Kağıt üzerinde eğitimli olanların bile özünde bir hazımsızlık ve görmemişlik var.

– İşimiz gücümüz insanların borsaya yatırım yapmalarını sağlamak, sonra da yatırım yaptıkları kağıtlarda işler yolunda gitmezse onları sakinleştirmek ve problem çıkarmalarının önüne geçmek.

– Türkiye’de en teknik yapılmış gibi gözüken analizlerin bile çoğu zaman için boş, iş eninde sonunda insan ilişkilerine dayanıyor. Bu konularda ahkâm kesenlerin çoğu atıp tutuyor. İnsanlar da belli bir süre idare edilebiliyor.

– Türkiye’deki sağlam şirketlerin az sayıda olması sektördeki yatırımların çok sığ olmasına sebebiyet veriyor.

– Türkiye’ye gelen illegal paraların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu paralar borsanın şişmesine neden oluyor.

– Sektördeki eğitim düzeyinin düşük olmasına kimse bakmıyor. İş eninde sonunda insanların nasıl ikna edildiğine bakıyor.

– Menkul kıymetler şirketi kurmak hiç de o kadar dışarıdan gözüktüğü gibi değil. Hiç kârlı değil. Özellikle kendi yatırım firmasını kurup genel müdür pozisyonunda hava atanların büyük çoğunluğu kara para aklıyor.

Tüm bu bilgileri benimle paylaştıktan sonra sektörün dışından benim gibi biriyle flört etmenin kendisine çok iyi geldiğini, içeride çok fazla olumsuzlukla uğraştığını ve bu ilişkinin kendisini rahatlattığını söylüyordu.

Geçen hafta fintech sektöründe yaşanan yolsuzluklar ve suç unsuru taşıyan işlerle ilgili bir yazı kaleme aldıktan sonra finans sektörünün bana göre sicili en kötü ve suç dosyası kabarık sektörüyle ilgili yazı yazmazsam olmaz diye düşündüm.

Eski kız arkadaşımın söylediklerinin yanı sıra beni bu yazıyı yazmaya iten bir diğer unsur da kendi gözlemlediklerim oldu. Zamanında SPK’nın İstanbul merkezi Süzer Plaza’daydı. O zamanlar ben de aile şirketinde çalışırken SPK’da sorgulamaya tabii tutulan veya herhangi bir sebepten dolayı çağrılan yatırımcı ve yatırım firması yöneticilerinin hal, tavır ve tutumlarına birebir tanık oldum.

Kalitesizlik ve yapmacıklık adeta standart

Her tip adam vardı. Mafya görünümlüsü, eski futbolcusu, âdeta dilenci görünümlüsü, aşırı pahalı giyineni, lüks arabalara bineni, göz boyamak için İstanbul’un lüks semtlerinde, boğazda ev ve ofis tutanı, SPK’ya çok neşeli girip inanılmaz somurtuk bir suratla ayrılanı, SPK soruşturmasından hemen sonra tutuklananı gibi her farklı profili bizim Süzer Plaza’da görüyordum. Bu kişilerle binanın girişinde, asansörde, koridorda her yerde karşılaşıyordum.

Gözlemlediğim kadarıyla bu yatırımcıların veya yatırım şirketi kurucu/yöneticilerinin hepsinin ortak bir yanı vardı: Kalitesizlik, yapmacık davranışlar, kendini olduğundan daha yüksekte gösterme çabası, dışarıya, özellikle özgüveni yüksek insanlara karşı duydukları ve belli etmemeye çalıştıkları kompleksleri ve kısa yoldan köşeyi dönme hırsları.

Sahteciliğin 50 tonu

Hal böyle olunca, bu yapıdaki insanlar arasında kimileri hiçbir ahlaki sınır tanımayıp maddi altyapılarını daha baştan yasa dışı yollara, kara paraya dayandırmış olabiliyor. Burada tabii kara paranın birçok tarifi var. Bunu basitçe illegal yoldan para kazananların (uyuşturucu, kaçakçılık vb.) bu paraları bu yatırım firmaları aracılığıyla borsaya yönlendirmeleri veya devletin üst düzeyinde görev yapıp, aldıkları rüşvetleri önce yurt dışına çıkarmaları sonra da yine farklı kanallardan çaldıkları paraları bu yatırım firmaları aracılığıyla yurt içine aktarıp kara parayı aklamaları şeklinde özetleyebilirim.

Tabii bu yatırım firmaları bu gelen paralarla kendi bazlarını oluşturuyorlar, hatta fon bile kuruyorlar. Kendi çaplarınca bu fonlara taklit isimler verip (yabancıyı çağrıştıran veya başarılı olmuş bir kurumun ismini çalarak) bir hava oluşturmaya çalışıyorlar. Sonra bu kara paralarla oluşturulan fonlara küçük yatırımcıları da dahil edip fonların albenili bir hal almasını sağlıyorlar. Sonuçta illegal yollardan kazanılan veya çalınan paraları bu oluşturdukları fonlarla veya özel yatırım kanallarıyla aklıyorlar.

Kör cahillerin dev aynası oyunu

Bir de yatırımcı toplantılarında kendi yatırım stratejilerini ballandıra ballandıra anlatıp en iyi getiriyi kendilerinin sağladığını anlatarak ahkâm kesiyorlar. İnternete çıkıp kendi kendilerine olmadıkları bir imajı yaratmaya çalışıyorlar. Beni en çok güldüren şey; en kapasitesiz olanların bile kendilerine internet üzerinden Dünya çapında tanınan borsa yatırımcılarının muadili gibi göstermeleri. Tabii burası Türkiye. Kapasite o kadar düştü ki, dışarıya ne söylesen bir alıcısı oluyor. Dünya çapında borsa yatırımcıları nere, Türkiye’deki bu kör cahil ve sahtekar yatırım şirketi yöneticileri nere!

Tabii bu kişiler işi biraz bilen yatırımcıların sorduğu teknik analiz sorularıyla karşılaşınca sinirleniyorlar. Yani meydanı boş bulunca bol keseden atmayı biliyorlar ama bilgili birisi onları sorguladığında hemen sinirlenip karşı tarafı bastırmaya kalkıyorlar.

Bir de yaptıklarını kamufle edebilmek ve “Yabancı yatırımcılar benimle çalışmayı tercih ediyor” diyebilmek için yabancıların bulunduğu kanallardaki etkinliklere katılıyorlar. Kendilerine yabancıların tercih ettiği yatırım şirketi süsü vermek için yabancı birilerini bulup para veriyorlar ve sektörle alakası bile olmasa da yönetim kurullarında yabancıları gösterebiliyorlar. Her şeyin bir imajdan ibaret olduğunu bilerek hareket ediyorlar; durumu iyi olmayan yabancıların (Avrupalılar vb.) isimlerini kullanabilmek için para ödüyorlar.

Göz boyamak yaşam biçimleri

Bir diğer taraftan yine göz boyamak için bu kara paraların sağladığı imkanla Boğaz’da ofis tutuyorlar. Bütün yatırımcıları bu ofise getirip fonlarına yatırım yapmaları için ikna etmeye çalışıyorlar. Tabii aklı başında ve sürdürülebilir gelir beklentisi olan yabancı yatırımcılar Türk ekonomisinin durumunu, kur riskini ve onlara bu piyasayı pazarlamaya çalışan adamların yanardönerliğini fark edip yatırım yapmıyorlar veya yanlışlıkla yatırım yapsalar bile kısa süre sonra durumu fark edip çıkmak istiyorlar.

Bu göz boyama olayı sadece ofiste bitmiyor elbette. Yine bu kara paranın sağladığı imkanlarla Boğaz’da evler tutuluyor, özel hayatta da statü atlamış görünme çabası pek çok detayda kendini gösterebiliyor.

Tabii yatırımcılara ve edindikleri çevrelere “kendini olduğundan çok üstte gösterme” gibi en iyi becerdikleri manipülasyon taktiklerini uyguluyorlar. Bu kişilere kara paranın “k”sini söylesen, şiddetle reddederler ve böyle bir şeyi kabul etmezler. Ancak özellikle bu profildeki insanların herkesten sakladıkları karanlık tarafları vardır. Bunu en yakınındaki kişilere bile söylemez, bahsini etmezler. Hele ki etkilemek istedikleri insanın böyle bir olasılığı aklından bile geçirmemesi için her türlü göz boyamayı yaparlar. Gerçek çok farklıdır. Kurdukları karanlık ilişkilerle, hiçbir aklı başında yabancı yatırımcının yatırım yapmayacağı bir piyasaya dışarıdan başkalarının getirdiği paraları aklayarak kendilerine bir baz oluşturur, üzerine de internette vs. kendilerini sanki bir bilirkişiymiş gibi konumlarlar.

Tabii bu hayatta yapılan tüm yanlışlar, kanunsuz işler bir şekilde ortaya çıkar. Çıkmasa bile  ilahi adalet vardır ve eninde sonunda tüm borsa manipülatörlerini, spekülatörlerini, dolandırıcılarını, sahtekârlarını bulur. Bu insanlar yaptıkları kötülüklerin ve insanların hayatlarına verdikleri zararların elbette bedelini kendi yaşamları içinde bir şekilde öderler.

Menkul kıymetler alanında faaliyet gösteren bazı profilleri sizlere anlattıktan sonra Türkiye’de borsada oynanan oyunları detaylandırmaya geçebilirim. Bu konuda yazılmış bazı kapsamlı makaleleri de sizlerle paylaşmak isterim.

Öncelikle Para Analiz’de kaleme alınmış “Borsa oyunu: ‘Keriz silkeleme’den dev operasyonlara uzanan manipülasyon metotları neler?” başlıklı yazıyı paylaşayım: https://www.paraanaliz.com/2025/borsa/borsa-oyunu-keriz-silkelemeden-dev-operasyonlara-uzanan-manipulasyon-metotlari-neler-g-117931/

Bu yazıda önce “Borsada Manipülasyon Nedir, Nasıl Yapılır?” konsepti açıklanıyor.

Manipülasyon; hisse senedi, bono ya da emtia gibi yatırım araçlarının fiyatlarının yalan haberlerle, sahte işlemlerle ya da yanıltıcı emirlerle kasıtlı olarak yönlendirilmesi anlamına geliyor.

Sıklıkla görülen metotlar

Pump and Dump (Şişir-Boşalt): Hisse fiyatı yapay olarak yükseltilip, tepe noktada boşaltılır.

Dump and Pump (Bastır-Topla): Hisse fiyatı düşürülerek ucuzdan toplanır, sonra yükseltilir.

Sahte Emir Taktikleri: Yatırımcıların kararlarını etkilemek için emir defterine yanıltıcı alım/satım emirleri girilip hızla geri çekilir.

Bu yöntemler, özellikle algoritmik işlemlerle milisaniyeler içinde yapılabiliyor.

Manipülasyon ve spekülasyon arasındaki fark ne?

Manipülasyon genellikle hileli niyetle, piyasayı yönlendirme amacıyla yapılırken, spekülasyon piyasa öngörülerine dayalı riskli yatırım stratejilerini kapsar. Spekülatör, fiyat yönü konusunda pozisyon alırken piyasa bilgilerini çarpıtmaz. Manipülatör ise genellikle bilgi kirliliği yaratır.

Borsa İstanbul’da gözler derin aktörlerde

Manipülatif işlemler genellikle düşük işlem hacmine sahip hisselerde yapılır. Ancak son dönemde yaşanan sert hareketlilik, BIST 100 içinde yüksek hacimli ve güçlü hisselere de sıçradı. Bu nedenle uzmanlar, söz konusu dalgalanmaların arkasında büyük sermaye yapıları ve siyasi bağlantılı aktörlerin olabileceği ihtimaline dikkat çekiyor.

Düzenleyici kurumlara çağrı: Güven tesisi şart

Manipülasyonun önlenmesi, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul başta olmak üzere düzenleyici kurumların etkin denetimine bağlı. Yargının da bu konuda sorumluluğu büyük. Aksi takdirde, piyasalara olan güvenin zedelenmesi sadece küçük yatırımcıyı değil, sermaye piyasalarının tüm ekosistemini tehdit ediyor.

Bu yazıda derin aktör diye nitelendirdiği kişilerden bir profili size yukarıda anlattım. Şimdi gelelim “Borsada Manipülasyon” suçunun kapsamına ve cezasının ne olduğuna. Bunun için de Or Hukuk ve Danışmanlık’ın şu kapsamlı yazısını okumanızda fayda var: https://or.av.tr/borsada-manipulasyon-sucu-nedir-cezasi-ne-kadardir/

Buna göre Sermaye Piyasası Kanunu madde 107’ye göre, manipülasyon yapan kişiler hakkında:
2 yıldan 5 yıla kadar hapis
5.000 güne kadar adli para cezası
uygulanabilir. Ancak bu cezalar, suçun kapsamına göre artabilir. Örgütlü şekilde işlenmesi veya kamu görevlilerinin karışması durumunda, cezalar ağırlaştırılır. Kara para aklayan borsa yatırım şirketlerine duyurulur. Bana göre cezanın çok daha ağır olması gerekir ama mevcut uygulama da manipülasyon yapan bir insanın ve yakın çevresinin hayatını bitirmek için yeterlidir. Ayrıca bu makaleye göre:

• Sosyal medyada yapılan bir yorum,
• Telegram, x (twitter) ya da WhatsApp grubundaki alım-satım çağrıları,
• Bilinçsizce yapılan toplu işlemler,
• Aynı IP adresi üzerinden birden çok hesabın aynı anda alım yapması v.b. gibi işlemler “manipülatif hareket” olarak yorumlanabilir.

Bir de manipülasyon suçu kapsamında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşirse, adli sicil kaydınıza işleneceğinin altını çizelim. Bu da:

• Devlet memurluğuna girişte,
• Bankacılık ve finans sektöründe çalışmada,
• Kamu ihalelerine katılımda engelleyici sonuçlar doğurabilir.

Yazının sonunda borsa işinin risklerinden bahsediliyor:

Borsa işlemleri her zaman belirli riskler taşır. Ancak bu risklerin üzerine, yatırımcıların yapay fiyatlamalarla yönlendirilmesi, hem bireysel hem sistemsel zararlara neden olur. Bu nedenle kanun koyucu, manipülasyon suçunu ciddi cezai yaptırımlarla donatmıştır.

Bir de tabii bu manipülasyonun ötesinde kara para aklamanın da ciddi cezai yaptırımları olduğunun altını çizmek isterim. Bunun için Çapa Hukuk bürosunun yazısını okumanızı tavsiye ederim: https://www.capa.av.tr/kara-para-aklama-sucu-ve-cezasi/

Konuyu daha iyi anlatabilmek için kara para aklamanın tanımını yapalım: Suç örgütlerinin kendilerini finanse etmek için öncül suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklaması gerekmektedir. Öte yandan örgütler suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklayarak gelir elde etmeye devam ederse suç işleme potansiyelleri de artar. Bu husus kara para aklama suçunun madde gerekçesinde “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerine meşruiyet görüntüsü verilerek ekonomik sisteme sokulması, suç işlemenin kazanç elde etme açısından cazip bir yol olarak görülmesine neden olduğundan, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması, Türk Ceza Kanun’un 282. Maddesinde suç olarak tanımlanmıştır” şeklinde belirtilmiştir.

Şimdi de biraz kara para yöntemlerine değinelim. Kara para aklama bakımından başvurulan yöntemler bakımından sınır yoktur. Mali Suçları Araştırma Kurulu’nda en çok karşılaşılan yöntemler;

• Oto-finans borç yöntemi (loan-back),
• Paravan veya hayali şirketler,
• Vergi cennetleri (off-shore),
• Parçalama (structuring) yöntemi,
• Şirinler (smurfing) yöntemi,
• Fonların fiziken ülke dışına kaçırılması,
• Kumarhane ve Gazinolar,
• Döviz Büroları,
• Nakit para kullanılan işyerlerinin işletilmesi (göstermelik şirketler),
• Alternatif havale sistemleri,
• Sahte fatura (hayali ihracat),
• İnternet bankacılığı ve
• Sahte faturadır.

Cezalar her şeye rağmen yetersiz

Kara para aklamanın  cezasının da altını çizmek isterim. Kara para aklama suçunun cezası eylemlere göre farklılık arz etmektedir. TCK M.282/1 uyarınca yukarıda bahsettiğimiz üzere seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesi halinde 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Kişi, suçun işlenmesine iştirak etmemiş fakat kara para aklama suçunun konusunu oluşturan malvarlığı değerini bilerek satın almış, kabul etmiş, bulundurmuş veya kullanmış ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Suç eğer ki, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından işlendiği taktirde verilecek ceza yarısı oranında artırılacaktır.

Daha önce de belirttiğim gibi bu cezalar kara paracıların hayatını bitirmek için yeterli olmakla birlikte, bana göre kara para aklamanın cezasının çok daha yüksek olması gerekir. Türkiye’de suç örgütlerinin her tarafta kol gezdiği, sapla samanın birbirine karıştığı, kara para ve manipülasyon gibi suçları işleyip kamufle etmek için her türlü yöntemin uygulandığı bir ortamda yaşıyoruz.

Gerçekten iyiyle kötünün ayrıştığı, ilahi adaletin tecelli ettiği ve insanların hayatlarına büyük zarar veren kötülerin cezalarını sonuna kadar çektikleri adil bir dünya diliyorum.

Bunu sadece dilemekle kalmıyor, böyle adil bir ortamın tecelli etmesi için de hayatımın sonuna kadar elimden geleni yapacağımın sözünü veriyorum.

 

Not: Bu yazıda “sırtlan” kelimesini neden bir insan tipini tanımlamak için metafor olarak kullandığımı açıklayayım. Öncelikle sırtlanlar vahşi doğanın en yırtıcı ve en fırsatçı hayvanlarından biridir. Tekli veya grup halinde bir fırsatını yakaladıklarında avının işini bitirmek için hamlelerini hiç tereddüt etmeden yaparlar. Hele bir de yaralı, koşamayan, tükenmiş ve terk edilmiş bir hayvan bulurlarsa (ceylan gibi) hiç fırsatını kaçırmazlar. Hemen hamlelerini yaparlar ve o kulakları rahatsız eden sesleriyle savunmasız hayvanın hayatını bitirirler.

Borsayı da yönlendiren bu makalede belirttiğim bazı şahıslar aynı sırtlan karakter yapısındadır ve avladıkları savunmasız insanların hayatlarını mahvederler. İnsanların psikolojik olarak zayıfladıklarını hissettikleri anda bunu fırsata çevirirler. Bir de Anadolu’da da çizgili sırtlanlar vardır. Yani kendi topraklarımızdan da bu çirkin ve fırsatçı hayvanlar maalesef çıkabiliyor. Aşağıda izleyeceğiniz “Anadolu Sırtlanları” başlıklı videoda şu tanımı bulacaksınız: Beyaz yelelerinin uçları siyahtır. Bir tehlike anında yelelerini kabartıp kendilerini olduklarından daha büyük göstermeye çalışırlar. Genelde yalnız takılıp avlanırlar ve göç etmezler. İşte Anadolu çizgili sırtlanlarının hikayesi:

https://www.youtube.com/watch?v=lIb26YvDrIg

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir