Genel düşünce olarak nikahımızın yurt dışında kıyılmasını istiyordum. Bunun ana nedeni, Türkiye’de yüzlerce kişinin katılacağı bir düğün yapma fikrinin pek çok nedenle hoşuma gitmemesiydi. Halbuki en yakınlarımızın katılacağı 20 kişiyi geçmeyen bir kitleyle yurt dışında bir Türk büyükelçiliğinde bu nikahın kıyılması fikri bana çok daha sıcak geliyordu. Bu düşüncemi Rengin’le paylaştığımda sağ olsun o da beni destekledi ve aynı fikirde olduğunu söyledi. Türkiye’de o curcunaya girmeden sakin ve pozitif bir ortamda nikahın kıyılması için neler yapılması gerektiğini bilmiyordum.
Bunun için eski bir dostumu aramayı düşündüm. Kanada’nın McGill Üniversitesi’nden okul arkadaşım İlker, artık kıdemli ve tecrübeli bir büyükelçi olarak görev yapıyordu. Son olarak da Fas’ın başkenti Rabat’ta Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi görevini yürütüyordu.
Nikah için yurt dışı destinasyon kriterleri
Telefona hemen sarılıp İlker’i aradım. İlker’le uzun süredir konuşmadığım için birbirimizi güncelleyip neler yaptığımızı kısaca birbirimize aktardıktan sonra İlker’e aklımdakileri aşağıdaki şekilde sıraladım:
“Haziran ayında yurt dışında nikahımızın kıyılmasını planlıyoruz. Tabii bize en yakın aile bireylerinin ve dostlarımızın katılabileceği nikahın destinasyonunu dikkatli seçmemiz gerekiyor. Bununla ilgili aklımda 3 kriter var:
1) Vize kriteri: Türklere vize olmaması gerekiyor. Bu kadar kısa bir süre için vizeyle uğraşamayız. Bütün misafirlerimizin hiç zorluk yaşamadan ülkeye giriş çıkışlarını sağlamamız gerekiyor.
2) Büyükelçilikte iyi hizmet kriteri: Nikahın kıyılması için ciddi bir süreçten geçiyorsunuz ve bu anlamda iyi hizmet veren bir büyükelçilik olması gerekiyor. Dünyanın her yerinde olduğu gibi iyi hizmet verip işimizi kolaylaştıran veya tam tersine kötü hizmetle zorlaştıran büyükelçilikler var.
3) Destinasyonun çekiciliği kriteri: Herkesin görmek isteyebileceği hatta mistik özellikler taşıyan bir yer olması bu etkinliği ve deneyimi unutulmaz hale getirir.”
Tüm bunları İlker’e aktardıktan sonra İlker tek bir cümleyle karşılık verdi:
“Eee abi, o zaman senin nikahı burada Rabat’ta kıyalım. Söylediğini bütün kriterlere bizim büyükelçilik uyuyor.”
Rabat kararı kesinleşiyor
Beklemediğim karşılığı aldıktan sonra 2 saniye duraksamayla İlker’e “Evet, aslında doğru söylüyorsun. Bu kriterlerle sanki senin orayı tarif etmiş oldum. Senin de nikahımı kıyman üniversite arkadaşım olarak ilginç ve güzel bir tesadüf olacak.” dedim.
Karşılıklı gülüştükten ve iyi niyet temennilerinden sonra telefonu kapatıp hemen Rengin’i aradım ve bu fikri paylaştım. O da bana “Fas’ta nikahımızın kıyılması süper olur” diye destek verince konsept olgunlaşmaya başladı.
Tabii o noktada Rengin’e bu işi nasıl kotarabileceğimizi düşündüğümü aktardım. Öncelikle bu fikrimizden emin olmak, gidip yerinde görmek gerektiğini ve yaklaşan bayram tatilinin de bunu gerçekleştirmek için bir fırsat sunduğunu anlattım. “Bayram tatilinde Fas organizasyonunun nasıl olabileceğini kendi gözlerimizle görüp emin olmak için bazı kriterlerimizi test edebiliriz” dedim. Rengin bu fikrimi çok doğru bulduğunu belirterek beni yine destekledi. Ben de bayramda 4 günlüğüne (2 gün Rabat, 2 gün de Marakeş’e) tatil organize ettim.
Gideceğimiz tüm mekânları, kalacağımız oteli netleştirdik. En önemlisi de Rabat’ta Türk Büyükelçiliği’nde kadim dostum büyükelçimiz İlker Kılıç’ı yerinde ziyaret ettik. Ortamı gördük. Özellikle programın Rabat kısmı kafamızda çok netleşti.
Tatilimizin Marakeş kısmı da çok keyifli geçti. Hatta bu yazı serisinde kaleme aldığım gibi Rengin’e resmi teklifimi Marakeş’te yaptım. Bu yazıyı okumamış takipçilerim için “Evlenme teklifim: This is how we do it!” başlıklı blog yazımın linki paylaşıyorum, okumanızı tavsiye ederim: https://serhansuzer.com/tr/evlenme-teklifim-this-is-how-we-do-it/
Oluşturmaya çalıştığımız programın Rabat kısmı netti ancak Marakeş’te bazı detaylardan henüz emin değildik. Tabii bu seyahatte Marakeş’te kaldığımız Nobu Otel’de, tutmayı düşündüğümüz organizasyon şirketi Zeyara Travel’ın kurucuları Murat Bey ve eşi Nabiha Hanım ile tanıştık. Bu tanışmada bize oldukça güven telkin ettiler. Marakeş’teki organizasyonda emin olamadığımız kısımlarda Zeyara Travel’e güvendik. Onlar da güvenimizi boşa çıkarmadılar ve organizasyonun hakkını verdiler.
Tüm bu ön organizasyon ziyaretimiz ve akabinde yaptığımız sayısız online görüşme sonucunda program netleşti.
Fas’a sorunsuz giriş
Nikahımız öncesinde Brezilya’ya Amazon Ormanları’na gittik. Tabii Brezilya seyahati öncesinde tüm detayların üstesinden gelmiştik. Nikahtan 5 gün önce Brezilya’dan döndük ve Fas’a seyahat edeceğimiz 25 Haziran öncesi son birkaç günde de gereken tüm detayları sonuçlandırdık. Artık hayatımızın sonuna kadar kader çizgimizi etkileyecek bu büyük etkinliğe hazırdık. 25 Haziran Perşembe sabahı 12.05 uçağıyla İstanbul’dan Kazablanka’ya 4 saat 50 dakikalık uçuşun ardından vardık. Dünyaca meşhur olan ancak turistik popülerlikte geri planda kalan Kazablanka’da bulunan Mohammed V Havaalanı’na yerel saatle 16.00 civarında ulaştık. Rahat bir uçuşun ardından benim için işin en kritik kısmı olan “immigration” bölümünden 20 misafirimiz, Rengin ve ben, hep beraber sıkıntısız geçtik ve tüm valizlerimizle firesiz, bizim için gönderilen 2 araca saat 16.00 civarında binerek Rabat’ın yolunu tuttuk. Yaklaşık 1,5 saatlik yolculuğun ardından 17.30’da Rabat’taki otelimiz The Ritz-Carlton Rabat, Dar Es Salam’a vardık. Bu arada Rabat’taki Ritz-Carlton’la ilgili şu bilgiyi vereyim: Yeni açılmış olan bu muhteşem otel saraydan otele çevrilmiş bir yapı. Fas mimarisinin tüm güzelliklerini yansıtan yüksek tavanlı bu muhteşem saray, Rabat’ta seyahat edenlerin favorisi konumunda. Hemen yanında da yine harika bir golf sahası, SPA tesisi ve restoranları mevcut.
Check-in’leri hallettikten sonra herkes otele yerleşti ve saat 19.30’da Ritz-Carlton, Rabat’ta havuz başında bulunan Palapa Restaurant’da yemeğimizi yemeye koyulduk.

Aile bireylerimiz yemekten sonra odalarına çekildiler, biz de yakın dostlarımızla birlikte havuz başında takılmaya devam ettik.

Enfes brunch’ın ardından nikah hazırlıkları
Ertesi gün sabahtan brunch öncesi sporumu yapıp ter attım. Sabah 10.00’da Otel’deki Rihla Restaurant’da brunch organize ettik. Saat 13.30’a kadar süren brunch’ta yok yoktu. Büfeleri çok başarılı hizmet kalitesi yüksekti.
Brunch’ın sonuna doğru herkes odalarına çekilip nikah öncesi son hazırlıklarına başladı. Bu arada davetlilerimizin hazırlıklarını yapabilmeleri için ‘glam’ servisleri (kadınlar için saç & makyaj) saat 12.00 gibi başladı, 16.00’ya kadar sürdü. Biz de Rengin’le son hazırlıklarımızı saat 15.30 gibi tamamlayıp lobide buluştuk. Takdir edersiniz ki bir erkeğin hazırlanması yarım saat sürüyorsa, kadınların hazırlıkları çok daha komplike olduğu için saatleri bulabiliyor.
Hızlı ve pratik hazırlanma ve gerek gelinin gerekse misafirlerin tatmini için organizasyon şirketinin ayarladığı saç ve makyajı yapacak olan profesyonellere bu noktada önemli bir iş düşüyor.
Şehir turunda halktan yoğun ilgi
Saat 15.30 gibi Rengin’le lobide buluşup oteldeki yarım saatlik fotoğraf çekiminden sonra bizim için ayarlanan klasik Mustang otomobiline bindik ve fotoğraf çekimi için şehir merkezine doğru yola çıktık.

Mustang’in içinde bizi gören Faslıların tepkileri çok sempatikti. Üstü açık otomobil olduğu için Rabat’ta resmen halkı selamlıyor gibi olduk. Çok fazla otomobiliyle korna çalanlar, bize el sallayanlar, selamlayanlar oldu.

Bir de anekdot: Öğrendiğimize göre Fas Kraliçesi de Rengin gibi kızılmış. Bizim gelin damat gibi üstü açık klasik bir otomobille çıkıp şehir merkezinde tur atmamız sanırım Fas halkına dejavu yaşattı.
Fotoğraf çekimi sırasında da bize gelip kutlayan çok oldu. Yanımıza gelip “Çok yakışıyorsunuz” diyenlerden tutun da Rengin’e gidip “Çok güzelsin, peri masallarındaki gibisin” diyenler de oldu.
Andalousian Garden’da harika resimler çektik ve hemen ardından büyükelçiliğin yolunu tuttuk. Bu resimleri aşağıda paylaşıyorum.
Büyükelçilikte organize ettiğimiz gibi 18.00’deki tören başlamadan önce son hazırlıklarımızı tamamladık ve Rabat’taki büyükelçiliğe giriş yaptık. Biz içeri girer girmez büyük bir alkış koptu.
Kocaman birer EVET!
Tören tam olarak planlandığı gibi gitti. Büyükelçimiz ve benim de üniversiteden arkadaşım İlker Kılıç öncelikle resmi hoş geldiniz konuşmasını yaptı. Ardından evlilik bütünlüğü hakkında tavsiyelerde bulundu ve nikah şahitlerini çağırdı. Sonrasında da nikahı kıymak üzere resmi metni okudu. Rengin ve benden koca bir “EVET” cevabını aldıktan sonra şahitlerin de onayını aldı. Tüm bu sürecin sonrasında bizi karı-koca ilan etti.


Sonrasında sözü bana verdi ben de o anki duygu ve düşüncelerimi aktardıktan sonra sözü eşim Rengin’e verdim. Rengin de duygu dolu bir konuşma yapıp katılımcıları ağlattıktan sonra büyük bir coşkuyla alkış aldık ve töreni sonlandırıp resim çekme faslına geçtik.


Tüm aile bireyleri ve dostlarımızla resmimizi çektikten sonra hep beraber büyükelçilikten ayrılıp tarihi Chellah Kalesi’nde bulunan Le Patio restoranına yemeğe gittik.

Fas ve Akdeniz mutfağının seçkin yemeklerini sunan Le Patio’da akşam yemeği saat 19:00 gibi başladı ve akşamın ilerleyen saatlerine kadar sürdü. Yemek sonrası Chellah Kalesi’ndenin tüm şehri kucaklayan manzarasında toplu resim çektirdikten sonra etkinliği sonlandırdık ve otelimize dönüş yoluna geçtik.

Marakeş’e yolculuk ve büyüleyici atmosfer
Ertesi gün sabah 10.30 gibi Marakeş’e gitmek üzere yola çıktık. Seyahatin bu bölümünde gerçekten ilginç olaylara tanık olduk. Çünkü otel personelinin valizleri bizim taşıtlara yerleştirmeleri ciddi zaman aldı, arada bir de başka bir müşterinin valizini bizim valizlerle karıştırmışlar. Otelden bizi aradılar. Otobanın kenarında durup otelden gönderilen aracı bekledik. Öncesinde bize ait olmayan valizleri tespit edip ayırdık ve gelen araca yükledik. Sonrasında yolumuz devam ettik.
3 saatlik yolculuğun ardından Rabat’tan Marakeş’e vardık. Bu valiz olayından ve planladığımızdan daha geç çıkmış olduğumuzdan, vakit kaybetmeden hemen Marakeş’teki ilk durağımız olan Majorelle Bahçeleri’ne gittik. Majorelle Bahçeleri’nin büyüleyici atmosferinde keyifli bir keşif ve fotoğraf çekimi için yaklaşık 2 saat geçirdikten sonra, son olarak Yves Saint Laurent Müzesi’nden çıkıp otelimize hareket ettik.
Fas’ta kendi iç bahçesi olan yapılara “riad” adını veriyorlar. Biz de bu riad’lardan birini kutlama yemeği için geceliğine kapattık. Misafir sayımız riad’daki oda sayısından biraz daha fazla olduğu için yandaki riad’dan 2 oda daha rezerve ettik.
Çatıdan bahçeye uzanan kutlama
Otele dönüp odalarımıza yerleştikten sonra son hazırlıklarımızı tamamlayıp o akşamki kutlamaları riad’ın çatısında başlattık. Güneşin batışına kadar süren roof bardaki eğlence, mistik Fas müzikleri ve danslarla geceye neşeli başladık. Ardından iç bahçede kurulan masayla tüm gece dans edip eğlendik.


O gece herkesin keyfi son derece yerindeydi. Yerel Fas müzikleri ile tüm davetlilerin dansları ve unutulmaz anılarla Fas’taki etkinlikler silsilesini çok keyifli kapatmış olduk.






Ertesi gün sabah kahvaltısını yaptıktan sonra tur rehberi eşliğinde Medina gezisine katıldık. Fas’ta Medina “Eski Pazar” anlamına geliyor. Türkiye’yle kıyaslarsak, İstanbul’daki Kapalıçarşı ve çevresine bir nevi Medina diyebiliriz.
Masalsı anıların ardından dönüş yolu
Marakeş’teki Medina’ya birlikte gittik. Hep beraber bol bol alışveriş yaptıktan sonra Medina’nın içinde benim de favorilerimden olan Le Jardin du Lotus (Lotus Bahçesi) restoranına gidip öğle yemeğimizi yedik. Saat 13.30 civarında restorandan kalkıp Marakeş Menara Havaalanı’nın yolunu tuttuk.
Havalimanında da check-in’lerin yapılması ve sonrasını badiresiz atlattık. Yorulmuştuk ancak hepimiz mutlu ve gururluyduk. İstanbul’a hayatları değişmiş bireyler olarak eşimle, ailelerimizle ve dostlarımızla dönüş yaptık.
Nikah kıyılırken söylendiği gibi “iyi günde kötü günde” hep beraber olarak, yaşamımızı hep üstüne koyarak devam ettirmek ve geleceğimizin her zamankinden daha fazla parlaması için çalışarak, haklı gurur yaşayacağımız günlerin pek yakında gelmesi dileğiyle.




