16 Temmuz gecesi Coldplay konserine birlikte giden Astronomer’ın CEO’su Andy Byron ile ona bağlı çalışan İK Direktörü Kristin Cabot, başkalarıyla evli oldukları halde birbirlerine sarılırken kameraya (JumboTron) yakalanınca tüm dünyada viral oldu. Sonrasında bu olay sosyal medyada patladı ve bu gizli ilişkiye tüm yönleriyle vakıf olduk. Bu yazımda kendi tecrübelerimden yola çıkarak ilişkilerde yapılan hataları ve etik sınırları ele alacağım.
Herkes olayı duymuştur ancak duymayanı da vardır diye Coldplay konserindeki olayı kısaca özetleyeyim. 16 Temmuz tarihinde Massachusetts eyaletindeki Foxborough kentinde verilen Coldplay konseri sırasında müziğe ara veriliyor ve halk arasında “Kiss Cam” olarak bilinen, son dönemde de “JumboTron” ismiyle kullanılan bir görüntüleme etkinliği başlatılıyor. Bu etkinlikte çiftler tespit edilip yakın çekimle konser alanındaki dev ekranlara yansıtılıyor ve Coldplay solisti Chris Martin yakın çekimde görüntülenen çiftler hakkında yorum yapmaya başlıyor. Bu görüntülemeler olurken bir anda dev ekrana romantik bir şekilde sarılmış bir çift yansıyor. Kendilerini ekranda gören çift, panikle birbirlerinden uzaklaşıyor. Bunun üzerine Coldplay solisti Chris Martin espri yapıyor; “”Ya yasak ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar.”
Bu anın videosu viral oldu, tüm dünyada milyonlarca kez izlendi, sosyal medyada hızla yayıldı. Tabii bu kişilerin kim olduğu hemen tespit edildi ve ardından sular durulmadı.
Astonomer CEO’su Bryon önce özür mesajı yayınladı, ardından da istifa etti.
Byron’un eşi soyadını kaldırdı, sosyal medyadan kayboldu. Geçen hafta da olayın diğer kahramanı İK Direktörü Cabot da istifa etti. Her ikisinin de evli, çocuklu ve mutlu bir aileye sahip görüntüde olmaları ortaya çıkan dramı derinleştirdi.
İlişkilerdeki etik sınırlar ve hatalar
Yaşanan tüm bu olaylardan sonra medyada ve sosyal medyada “iş yerinde ilişki yaşamak” teması başta olmak üzere ilişkiler üzerinden tartışmalar patladı. Ben de bu yazımda yaşadığım tecrübelerden örnekler vererek ilişkilerdeki etik sınırları ve yapılan hataları işleyeceğim. Konu konu başlayalım:
1) Aynı iş ortamında çalışanların ilişki yaşaması
Ofis ortamında ilişki yaşanmasını doğru bulmuyorum. Böyle bir deneyimi olan çok fazla sayıda insan olduğunu da biliyoruz. Mümkünse iş ortamında bir ilişkiden kaçının. Tabii gönül bu. Bazen kime karşı ilginizin olabileceği sizin elinizde olmuyor. Eğer gönlünüzü iş ortamında birine kaptırdıysanız veya iş arkadaşına ilgi duyuyorsanız hiç değilse belli başlı prensiplerle hareket etmenizde fayda var.
a) Eğer taraflardan biri evliyse kesinlikle böyle bir ilişkiye girmeyin (ki Coldplay olayında birbirine sarılan çiftin her ikisi de evliydi). Bu her açıdan çok yanlış olur. Yeni bir ilişkiye başlamayı çok istiyorsanız, boşanıp böyle bir ilişkiyi planlayabilirsiniz.
b) Eğer iki taraf da bekârsa aynı iş yerinde ilişkiye başlamamak için taraflardan birinin başka bir iş bulup iş yerini değiştirmesi doğru olacaktır.
İş yerinde aşk, eğer güç dengesi içeriyorsa; hele ki biri CEO, diğeri ona raporlayan başka bir kritik roldeki biriyse ilişkiye girmeleri toksik bir ortam yaratır. Üstelik evli olmaları katmerli yanlıştır. Tüm şirketi yöneten CEO’nun, gücünü kullanarak altında çalışan kadınlarla böyle ilişkiye girmesi toksik bir ortam yaratır.
Ayrıca CEO’yla ilişkiye girip onun gücünü kullanan yönetici kadın, kendi pozisyonu ve konumu itibariyle şirkette haksız rekabet ortamı yaratabilir. Hele ki bu kadın tüm çalışanların standartlarını belirleyen ve denetleyen insan kaynaklarının başındaysa sorun iyice çetrefilli hale geliyor. Coldplay konserinde yaşananın da özeti budur.
Şunun tekrar altını çiziyorum. İster şirketin kurucusu olun, ister CEO’su, isterse başka bir pozisyonda yönetici, eğer şirketten biriyle ilişkiye girmek gibi bir dürtünüz oluşmuşsa (ve her ikiniz de bekârsanız), birinizin (sizin veya ilişkiye girmeyi düşündüğünüz kişinin) şirketten ayrılması etik olarak ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçer.
2) Eşini veya partnerini aldatmak
Evlenmediğim için ahkam kesmem doğru olmaz ancak partnerlerimi hiç aldatmadığım için evlendikten sonra da aldatmanın benim için söz konusu olmayacağını düşünüyorum. Eğer başkalarından hoşlanma gibi bir durumunuz varsa onu bir başkasıyla ilişki halindeyken değil, ayrıldıktan sonra yapmanız gerekir. Aldatma bana göre öncelikle kendini aldatmaktan kaynaklanan ve uzun vadede öz saygıyı yok eden bir aksiyondur. Her zaman dürüst kalmak ve bunun için çaba göstermek önemlidir. Kendinize ve etrafınıza dürüst davranarak ışığınızı parlatabilir ve istediğiniz nitelikte bir hayata devam edebilirseniz, geleceğiniz parlak olmaya devam eder.
3) Önemli bir ilişki bittikten sonra yeni bir ilişkiye başlamak
Bana göre hayatınızda gerçekten önemli bir yere koyduğunuz bir ilişkiden çıkmışsanız, bir sonraki ilişkiye başlamak için acele etmeyin. Birini unutmak için klasik tabiriyle “çivi çiviyi söker” kafasıyla hareket ederseniz hüsrana uğrama ihtimaliniz yüksektir. Bana göre yoğun hislerin olduğu bir ilişkinin ardından yeni bir ilişkiye başlama süresi en az 6 ay olmalıdır, hatta mümkünse 1 sene olması daha sağlıklı olur. Böyle bir arınma sürecinden sonra daha sağlıklı kararlar verirsiniz. Her ilişkiye hemen atlamamak kendinize olan öz saygınızı güçlendirir. Ayrıca çok yoğun duygular beslediğiniz eski partnerinize dönmeniz de ihtimal dahilindedir. Hemen biriyle ilişkiye başlarsanız, bu ihtimali ortadan kaldırırsınız, hayatınızın sonuna kadar ayaklarınızı yerden kesebilecek birini tamamen kaybedebilirsiniz. Her ne kadar acı çekiyor olsanız da acıya dayanın, iyi düşünün ve acele etmeyin.
4) İlişkilerde gizlilik ve güvenlik
İlişkinizin detaylarını hiç kimseye anlatmayın. Bu karşılıklı saygının göstergesidir. Türkiye’de maalesef kadınların da erkeklerin de büyük çoğunluğu ilişkilerinin bütün detaylarını arkadaşlarıyla veya yakın çevreleriyle övünmek veya dertleşmek için paylaşırlar. Bu çok yanlıştır. İki kişi arasında olan özel anların anısı o iki kişi arasında kalmalıdır. Geçmişte yaşadığım ilişkileri bana soran çok oldu. Hiçbir zaman anlatmadım, soranı da tersledim. “Herkes anlatıyor, birader, sen neyi saklıyorsun?” diye kendi kafalarınca beni gaza getirmeye kalkanlar oldu. Ben de onları “Ben herkes değilim. Başka biriyle yaşadığım özel anları paylaşmak o kişiye saygısızlıktır.” diye yanıtladım. Bunun yaşananlardan duyulan memnuniyet veya tatminle de bir ilgisi yoktur. İyi veya kötü hiçbir şeyin paylaşılmaması gerekir.
Olayın bir başka boyutu da var. O da özel anları kayda almak. Bunu yapan erkek veya kadınlar var. Eğer gizli yapılıyorsa bu kesinlikle kabul edilemeyecek bir şeydir ve fark edilirse hemen kayıtları sildirip orayı terk etmek, ilgili kişi hakkında da cezai işlem başlatmak gerekir. Ayrıca bir erkek veya kadın partnerine icazeti vermişse bile, olayın keyfiyle ve iyi niyetle yapılan kayıtların dahi içinde bulunduğumuz dijital dünyada başkalarının eline düşme olasılığı var. Buna hiç gerek yok.
Bir de yine içinde yaşadığımız dünyada, telefonların veya laptopların kameralarına dikkat edin. Bir sapığınız veya size takıntılı biri olabilir, siz farkında olmadan sizin telefonunuza casus yazılım yükleyebilir (bunu uzaktan yapmak da mümkün) ve özel anlarınızı kaydedebilir. O yüzden özel anlarda kameraların ekarte edilmesi önemlidir. Kameraların (telefonların ve dizüstü bilgisayarların) yatak odasından çıkarılması en etkin çözümdür. O kadar vaktiniz yoksa bir çekmecenin içine koymak ya da hızlıca yastığın altına yerleştirmek de bir çözümdür. Teknolojinin içinden gelen biri olarak bu tavsiyeyi net bir şekilde verebiliyorum. Masa üstü veya dizüstü bilgisayarların veya cep telefonlarının kameraları tehlikelidir.
5) Partner-arkadaş dengesi
Bazı ilişkilerde birlikte olduğunuz kişinin arkadaşlarının karakteri sizin ilişkinizi de derinden etkiliyor. Çünkü bazı kadınlar veya erkekler arkadaşlarıyla çok iç içeler ve her şeyi birbirlerine danışarak yapıyorlar. İlişkinizin her detayının bir arkadaş grubu içinde konuşulup yorumlanması çok yanlış ve bazı yorumları duyduğunuz zaman “Yuh artık, iyice saçmalamışlar” diyebiliyorsunuz. Bu arkadaşların da büyük çoğunluğu maalesef toksik bir kafa yapısıyla veya kendi menfaatleri için sizi yanlış yönlendiriyor. Hatta meşhur bir atasözünü bu duruma adapte edebiliriz: Yakın arkadaşınız verdiği fikirler ve yaptığı yönlendirmelerle sizi vezir de eder, rezil de.
Şimdi gelelim kesinlikle hayatınızdan çıkarmanız gereken toksik arkadaş karakterlerine. Yazıyı çok uzun tutmamak adına size iki örnek vereceğim ama aslında bu liste uzar da gider. Bu örnekler sayesinde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. İşte sizin hayatınızı çökertme potansiyeline sahip 2 toksik arkadaş tipi:
a) Arkadaş grubunuzu domine etme dürtüsüyle hareket eden “çakma” güçlü kadın/erkek arkadaş modeli: Türkiye’de kadınların veya erkeklerin arkadaş grupları arasında da bazen hiyerarşiye rastlayabiliyorsunuz. Böyle bir grupta bulunanlardan biri, özellikle aileden gelen de bir zenginliği de varsa, bunu bir güç olarak grup içinde kullanabiliyor. Herkes kendi kontrolü altında olsun istiyor ve esasında gruptaki hiç kimsenin kendi koşullarından daha iyi bir koşula sahip olmasını istemiyor ve elindeki gücü de sonuna kadar kendi egosunu tatmin etmek için kullanıyor. Kafanızda daha iyi canlandırmanız için bir örnek vereyim:
Böyle bir kadın grubunda babadan zengin bir kadın (bunun tersi benzer erkek modelleri de var) hayatın kendisine sağladığı imkanlarla her türlü şımarıklığı yapmış, hiç doğru düzgün çalışmamış, üretmemiş, özel hayatında hiç seçici değil, istediği gibi yaşamış ve 40 yaşından sonra lise arkadaşının eski yabancı erkek arkadaşıyla iç güveysi tarzında evlilik yapıyor (iç güveyi/güveysi sözcüğünün anlamını bilmiyorsanız bkz: https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C3%A7_g%C3%BCveyi). Bu kadın modeli kendi grubundakilerle ilişkide olan her erkeği (gruptaki diğer kadınların erkek arkadaşları, partnerleri veya eşlerini) kendi evlendiği yabancı damatla kıyaslıyor. Hatta gruptaki diğer kadınların erkek arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlerden bu kişilerin tüm hayat tarzını anlamaya çalışıyor, sonra da gidip kendi eşine bunu lanse ediyor ve kendini geliştirmesi için telkinlerde bulunuyor. Gruplarındaki kadınlardan biri ekstra özelliklere sahip bir erkekle beraber olduğu zaman içten içe kendi kendini yiyor. Sürekli evde oturan, fazla bir iş yapmayan, kendi babasının imkanlarını (ev, yat, araba vb.) sonuna kadar kullanan asalak tarzda yabancı eşinden üstün olmak çok zor değil elbette, ancak ekstra özellikleri olan bir erkek, grubundaki kadınlarından birinin erkek arkadaşı olunca ve arkadaşı olan kadın da bu adama âşık olunca bu durumdan çok rahatsız oluyor.
Beyin yıkama makinesi
Kıskançlığından dolayı gruptaki arkadaşına sürekli erkek arkadaşını kötülüyor, en sert eleştirileri yapıyor. “Bu adama kendini neden bu kadar ezdiriyorsun, ezik misin?” gibilerinden kadını manipüle edip beynini yıkıyor. Normal şartlarda kadın adama âşık olduğu için çok umursamıyor ancak ilişkilerinde kopukluklar olduğu dönemde, grubun lideri gibi kendini konumlamış bu çakma güçlü kadının eleştirileri etkili oluyor. Hiç alakası yokken adamla ilgili “seni kullanmış” veya “bu adam takıntılı” tarzında tamamen yanlış geribildirimlerle kadının beynini yıkamayı başarıyor. Olumlu özelliklere sahip erkek arkadaşıyla ilgili atıp tutuyor, yaptığı analizler ve yorumlar külliyen yanlış, cevap verecek kimse olmadığı için de arkadaşını kendi toksik fikirleriyle zehirliyor ve gerçekte olan bitenden, karşılıklı hissedilenlerden çok farklı bir resme onu inandırmayı başarıyor. Bunun ardından da onu normalde asla yapmaması gereken aksiyonlara doğru yönlendiriyor ve cesaretlendiriyor. Bu arada çakma güçlü kadın diyorum çünkü bu kadın hayatı boyunca doğru düzgün çalışmamış, üretmemiş. Hayatı gerçek anlamda tanımıyor. Sadece baba parasıyla ve nüfuzuyla kendine güçlü kadın havası verip gruptaki diğer kadınları etkilemeye çalışıyor. Esasında güçlü kadın öyle olmaz elbette. Çok ağır bir hayatı omuzlarında taşıyan nice güçlü kadınlar; çalışan, üreten, ailesinin temel direği konumunda, herkesin motivasyon kaynağı olan nice muhteşem kadınlar var. Bu çakma güçlü kadın, zor ve bazen çekilmez karakterine rağmen kendi yarattığı illüzyona diğer kadınları da inandırmış, kendilerine böyle bir dünya yaratmışlar.
Arkadaş grubunuzda bu karakterde bir kadın varsa ondan hemen kurtulun. Çünkü onun lanse etmek istediği hastalıklı düşünceler sizin hayatınızı derinden etkileyip kaderinizi değiştirebilir, hayatınızı bir çöküşe götürebilir.
b) Her hareketinizi taklit eden ve esas amacı sizi kendi seviyesine düşürmek olan sinsi arkadaş modeli: Bu arkadaş modeli de çok tehlikeli. Yine kafanızda canlandırmak için bu modelde birini size betimleyeyim. Bir kadın düşünün; kendi arkadaş grubundaki bir kadını sürekli taklit ediyor. O ne yaparsa onun aynısını yapıyor. Kendi özel yaşamı ise içler acısı durumda. Hilkat garibesi (anlamını bilmiyorsanız bknz: https://tr.wiktionary.org/wiki/hilkat_garibesi) bir adamla evliliğini bitirdikten sonra özel hayatı son derece özensiz ve fazla hareketli oluyor. Bu kadının gruptaki diğer kadını taklit etmekteki amacı ise onu geçebilmek ya da en azından onu kendi seviyesine düşürerek durumu eşitleyebilmek. Psikolojisinin temelinde bu var. O yüzden hep yakınında olmak istiyor, hep onu taklit ediyor. Yine bu nedenle, taklit ettiği kadının ekstra özelliklere sahip erkek arkadaşından ayrılmasını sağlamak için her türlü telkinde bulunuyor çünkü o seviyeye asla ulaşamayacağını biliyor.
Taklit ettiği kadının erkek arkadaşı kadından ayrılmak istediğini söyledikten sonra kendisine gün doğuyor. Arkadaşının ilişkisi boyunca yaptığı tüm bu negatif ve kadını yanlış yönlendiren yorumlar, bu noktadan sonra tam bir beyin yıkamaya dönüşüyor. Taklit ettiği kadına bu ayrılıktan sonra 5. sınıf bir adamla ilişkiye başlaması için telkinlerde bulunuyor, onu motive ediyor, eski erkek arkadaşını yalan yanlış bir şekilde aşağılıyor. Taklit ettiği kadın, düzeyi son derece düşük, sahtekâr ve kendini sürekli üstün göstermek için göz boyayan bu 5. sınıf adamla ilişkiye başladıktan sonra da acayip rahatlıyor, tatmin oluyor ve kendisini ilk kutlayanlardan oluyor. Görev tamamlanmış, taklit ettiği kadını kendi seviyesine düşürmeyi başarmıştır. Değersizleştirme suikastı başarılı olmuştur.
Bu sinsi arkadaş modelinin taklit ettiği kadının normalde asla muhatap olmayacağı biriyle ilişkiye başlaması, birlikte tatillere gidip tüm çevresiyle paylaşmasının altında şöyle bir psikoloji yatıyor: Sürekli beynini yıkayan ve kendisine kızan arkadaşlarına “yıkılmadım, ayaktayım, onun etkisinden kurtuldum, başkasıyla tatile bile çıkıyorum artık” diye deklare etmesi ve “aşık olduğum adam yüzünden çok ezik durumda kalıyorum, arkadaşlarıma rezil oluyorum” psikolojisinden kurtulmak için de normalde yapmayacağı aşırılıklara kaçabiliyor. Bu da esasında yapılan sistematik manipülasyonun ne denli başarılı olduğunu ve kendisini ciddi hatalara sürüklediğini gösteriyor. Maalesef bu derece yoğun yapılan manipülasyonlar karşısında sergilediği anormal davranışlar ve hatalı kararlar yüzünden tüm hayatının akışı değişmiş, yıllardır arzuladığı “sürüdürülebilir mutlu yaşam” hayalinden hızla uzaklaşıp bir çöküşe doğru gitmektedir.
Hayatının bundan sonraki bölümünde içinde bulunduğu psikolojiden dolayı kendini sürekli değersiz hissedip kendine saygısı ve özgüveni olduğu dönemlerde asla yapmayacağı şeyleri yapıp normal şartlarda asla muhatap olmayacağı kişilere kendini aşağılattığı bir çöküş döngüsüne girmiştir. Bu döngünden çıkabilmesi için kendini bu çöküşe sürükleyenlerden bir an evvel kurtulması gerekiyor, bunun için de ailesinin ve kendisinin gerçek anlamda iyiliğini isteyen yakın çevresinin desteğine ihtiyaç duyabilir.
Eğer bu profilde bu şekilde sizi taklit eden bir arkadaşınız varsa onunla aranıza duvar örün. Kendinize sakın yaklaştırmayın. Ona kendi özel hayatınızla ilgili anlattığınız her şeyin size karşı kullanılacağını ve asıl amacın sizin iyiliğiniz olmadığını, kendi kişisel tatmini olduğunu bilin.
Bu içinizi karartan örnekleri verdikten sonra bir de içinizi açacak gerçekten iyi bir arkadaş tipine de iki örnek vermek isterim:
c) Gerçekten iyiliğinizi düşünen ve sizi zor ama doğru alternatife yönlendiren arkadaş modeli: Bu modeldeki arkadaşlarınız sizin gerçek anlamda iyiliğinizi düşünür. Bu karakterde insan günümüzde artık çok kalmadı. Bu arkadaş modelindeki kişi cevaplarını aradığınız sorunların size her zaman zor ama yapılması gereken çözüm yollarını uygulamanız yönünde telkinde bulunur. Kafanızda canlandırmanız için böyle bir arkadaşı size tanımlayalım:
Üç sene birlikteliği olduğu erkek arkadaşından ayrılan bir kadının en yakın arkadaşlarından biri ona şu telkinde bulunur: “Sakın çivi çiviyi söker kafasında bir başka ilişkiye girme. Ruhunu kirletme. Olayları akışa bırakmak önemlidir, bu yaşadığın negatif deneyimin üstesinden gelebilmek için her şeyi zamana bırak. Zaman her şeyin ilacıdır, bu yaşananları unutup çok daha sağlıklı seçimler yapabilirsin. İntikam veya karşı tarafı kıskandırmak, pişman etmek amacıyla da hiçbir ilişkiye başlama. Bu uzun vadede çok pişman olacağın ilişkilerle kendi ruhunu ve bedenini kirletmene sebebiyet verir. Travman derinleşir. Temiz kal ve gerçekten içine sinen biri karşına çıkana kadar bekle.”
Sizi doğru yönlendiren böyle arkadaşlara sahipseniz bu kişileri hep yanınızda yakınınızda tutun. Zor zamanlarınızda birbirinize destek olun, sahip çıkın.
d) Sizin gerçekten iyiliğinizi isteyen, hayatın içinden geldikleri için nokta atışı analiz yapabilen kişiler: Bu kişiler hiç beklemediğiniz pozisyonlarda karşınıza çıkabilir. Örneğin Türkiye’deki kadınlar için manikür ve pedikür konseptinin önemli olduğunu bilirim. Hatta bu öyle bir hal alır ki, bazı kadınlar çok sık manikür/pedikür yaptırırlar ve manikürcüyle de çok samimi olurlar. Bazen normal ortamınızda çok sohbet etme imkanınızın olmayabileceği, hayatın içinden gelen ve çok insan tanıyan iyi niyetli manikürcüler nokta atışı analiz yapabiliyorlar. Yani olayları analiz ederken kişilerin niyetlerini, duygu ve düşüncelerini net bir şekilde anlayabiliyorlar, size objektif bir şekilde olayını aslını anlatabiliyorlar. Uygulaması zor olan ama sonunda çok büyük bir mutluluk yaşayacağınız tavsiyeleri size kendi tarzlarında verebiliyorlar (örnek veriyorum): “Abla sabırlı ol. Âşık olduğun o adam da seni gerçekten seviyor.” Böyle kişiler etrafınızda varsa (bu manikürcü olur, şoför olur, kapıcı olur, hiç fark etmez, bu insanlar iyi ve karakterli insanlardır) bu kişileri her zaman yakınınızda tutun. Örneğin benim şoförüm yaklaşık 20 senedir yanımdadır. Benim her zaman iyiliğimi düşündüğünü bildiğim için belli başlı konularda bazen onun fikrini sorarım.
6) İlişkilerde özgüven
Bazen öyle biriyle tanışırsınız ki, kadının veya erkeğin kağıt üzerinde her şeyi vardır. Güzel/yakışıklı, iyi okumuş, iyi bir ailesi var, iyi bir çevresi ve arkadaş grubu var (hatta yakın arkadaşlarının partnerleri de düzgün insanlar), işinde başarılı vs. Eğer bu kişi ilişki içinde dengesiz davranıyorsa ve kendinden düşük kalibrede insanlarla birlikte oluyorsa (ekstra nitelikleri olan karşı cinsi kaldıramıyorsa), o kişinin özgüven sorunu var demektir. Kişilikte özgüven önceliktir ve özgüvenin tam olması için gerekli tüm çalışmaları yapmak gerekir (Ör: Psikoloğa gidip özgüven sorununun kaynağının anlaşılması ve sorunun çözülmesi için terapi yapmak gibi). Özgüven, ilişkilerin uzun vadeli olabilmesi için çok önemlidir.
7) Tek gecelik ilişki
Tek gecelik ilişkileri tavsiye etmiyorum. Biriyle tek gece için bile birlikte olsanız o birliktelik ruhların bir bütün olması ve DNA’ların karşılıklı birbirine geçmesine kadar gider. Sırf “keyif alırım” diye yaptığınız bir eylem duygu dünyanızda dengesizliğe veya karşı tarafın sıkıntılarını kendi üzerinize almanıza yol açabilir. Bir de skor yapmakla övünen ergen erkekler dışında hiç kimsenin tam olarak keyif aldığını düşünmüyorum. Güzel bir ilişkinin sonucu olarak yaşanan birlikteliklerin kalitesi tek gecelik yaşanan deneyimden çok daha fazladır.
8) Aile her zaman önceliktir
Hangi konumda ve nasıl bir ilişki yaşıyor olursanız olun, aile her zaman önceliktir. Eğer varsa çocuklarınızı, eşinizi, anne-babanızı ve size emek vermiş tüm aile bireylerini (örneğin benim için babaannem ve halam) el üstünde tutmanız ve onları hayatınızın önceliği haline getirmeniz önemlidir. Bunu size örnekle açıklayabilirim. Örneğin yeni boşanmışsınız, yeni bir ilişkiye başlayacaksınız, heyecanlısınız ancak çocuğunuzun evde ciddi bir ihtiyacı ortaya çıktı. Gerekirse o buluşmayı erteleyin ve mutlaka çocuğunuzla ilgilenin.
9) Eşle bir bütün olabilmek
Bu hayatta belki de sadece 1 kez kendinizi tamamlanmış olarak hissedeceğiniz bir ilişki yaşayacaksınız. Bu kişiyi bulduğunuzda onu asla bırakmayın. O sizi terk etse bile ondan vazgeçmeyin, bekleyin. Eğer ruh bütünlüğünüzü tamamen yakaladığınızı veya ruh eşinizi bulduğunuzu düşünüyorsanız, o kişiden ayrılsanız bile belli bir süre mutlaka bekleyin. Çünkü o kişi sizin gerçek anlamda ruh eşiniz ise tüm negatifliklere rağmen size mutlaka geri dönecektir. Yukarıda belirttiğim gibi bu bekleme süresi bana göre en az bir senedir. Hatta bu muhteşem hisleri yaşadığınız kişiyi daha fazla beklemeye bile değer. Beklemeyip kısa bir süre içinde “Ayrılık acısına artık dayanamıyorum, başka bir ilişki yaşayıp onu unutayım, kendi yolumu çizeyim” demek hayatınızın hatası anlamına gelebilir. Çünkü ruh eşinizi araya başka birini aldığınız için tamamen kaybedersiniz. İlişkinin masumiyeti gider.
Onu tamamen kaybettiğinizi anladığınızda da etrafınıza ve kendinize yalan söylemeniz bir işe yaramaz. Çünkü kendi içinizde hayatınızın sonuna kadar ayaklarınızı yerden kesecek adamı/kadını kaybetmiş, onun yerini hiçbir şekilde tutamayacak adamlara/kadınlara kalmışsınızdır. Hatta bazen büyük hatalar yapıp bozuk psikolojiniz ve sizi yanlış yönlendiren arkadaşlarınız yüzünden kötü niyetli ve sahtekâr kişilerle muhatap olursanız, bırakın ruh eşinizin yerini doldurmayı, kendinizi attan inip sırtlan veya çakala binmiş gibi hissedersiniz (eşek bile demiyorum, çünkü eşek masum bir hayvandır). Belki de hayatınızın sonuna kadar bunu düşündüğünüzde içiniz sızlayacaktır, üstelik dışarıya “güçlü kadın/adam” imajı vermek için çok farklı bir resim yansıtmanız da bir işe yaramaz. Biten bitmiştir.
Kendi gerçeklerinizi sadece siz bilirsiniz ve kendi kendinize kaldığınızda akşamları bu gerçeklerle yüzleştiğinizde içinizden yüksek sesle ağlamak gelir. Ama dışarıya çıktığınızda kuyruğu dik tutarsınız, belli etmemeye çalışırsınız.
O kişiye rastladığınız her yerde, hatırladığınız her anda içiniz sızlar, üzülürsünüz. Bu üzüntüyü üzerinizden atmak için yapacağınız aceleye gelmiş hamleler daha da büyük hatalar yapmanıza sebep olacaktır.
10) Davul dengi dengine
İyi niyetin ve eğitim seviyesinin denk olması önemlidir. Eğer kişilerden biri iyi niyetli diğeri sırtlan gibiyse, o ilişki bir yerde mutlaka inceldiği yerden kopar. Bunun için iyi niyetin suistimal edildiğinin ortaya çıkması yeterlidir.
Aynı şekilde kadının veya erkeğin eğitiminin denk olması önemlidir. Biri daha yerel kafada diğerinin ise uluslararası bir eğitim geçmişi varsa, bu aradaki farklılıklar mutlaka ortaya çıkar. Hiç yoksa seyahatlerde ortaya çok net bir şekilde çıkar. Eğitimi ve altyapısı eksik olanlar uzun süre kendilerini saklasalar ve başka bir imaj yansıtmaya çalışsalar da bir yerlerde mutlaka görgüsüzlüklerini belli ederler. Bu da rahatsızlık yaratır ve ilişki dengesi açısından önemlidir.
11) Ufak tefek şeyleri kafaya takmayın, büyük resme odaklanın
Eğer birini gerçekten çok seviyorsanız, hatta ona “seni benim için yaratmışlar” diyebiliyorsanız, ufak tefek şeyleri kafayı takmayı bırakın. Büyük resme odaklanın. Size hissettirdiklerini ve birlikte yaratabileceğiniz potansiyeli düşünün. Gerisi hikâyedir. O yüzden belli bir süre ayrı kalsanız bile erkeğinizin/kadınınızın arkasında her koşulda durmaya devam edin. İlişki boyunca da önemli olmayan şeylerden kavga/tartışma çıkarmayın, ilişkiyi yıpratmayın. İyi giden bir ilişkiyi akışa bırakın. O akış bozulsa bile akışın tekrar düzelebileceğini ve her şeyin yoluna girebileceğini düşünün.
12) Partnerin potansiyeli
Partnerinizde değerlendirmeniz gereken en önemli kriterlerden biri onun potansiyelidir. Eğer sizin en çok değer verdiğiniz konuda henüz somut bir noktaya gelinmediyse ama o konunun potansiyelini kendisinde görüyorsanız o zaman o doğru insandır. Örneğin “Çocuklarıma iyi bir baba olsun istiyorum” derseniz, o zaman partnerinizin çocuk ve hayvan sevgisine bakmanız gerekir. Çocukları ve hayvanları seviyor, kendi evcil hayvanına özenle bakıyor, eğitim konularına hassasiyetle yaklaşıyorsa o doğru insandır. Ya da “Maddi durumu iyi olsun, beni iyi yaşatsın, istediğimiz gibi yaşayalım” istiyorsanız, o zaman adamın öncelikle kabiliyetlerine ve karakterine bakın. Cömert veya eli açık biri mi? İlla birlikte olduğunuz zaman diliminde zengin olmasına gerek yok, hatta finansal sıkıntı yaşıyor olabilir. Ancak becerikli ve altyapısı olan biriyse, örneğin girişimcilik ruhu varsa ve elindekilerle eli açık biri gibi davranıyorsa o da doğru insandır. Ya da tam tersi parası var (piyasada legal olmayan yollardan para kazanan çok sonradan görme var) ancak cimriliklerini görüyorsanız o doğru bir insan değildir, parası olmasına rağmen ileride size zırnık koklatmaz, pintiliğini her yerde hissedersiniz. “Zengin biriyle evlendim” diye başlarda yüzeysel bir şekilde sevinirken sonrasında çok büyük zorluklar yaşarsınız.
Bir de partnerin karakter olarak potansiyelinin dışında iş yapabilirliğine bakın. Eğer durumu iyi değilse ancak gerçekten iş bilir ve vizyoner bir kişiliği varsa, eninde sonunda işlerini toparlayacağı aşikardır. “Bu adam işleri yeniden toparlar ve durumu iyi olur” diyorsanız, o zaman o da sizin için doğru insandır. Ya da tam tersi, birlikte olduğunuz kişi zengindir ancak hayatı boyunca tek bir iş yapmıştır, yaptığı işin Türkiye’de geleceği yoktur hatta adamın para kaynağının (ilk başta nasıl zengin olduğunu, kara para aklayıp aklamadığını) nereden olduğuna tam olarak emin olamıyorsanız, o adamın işleri gelecekte Türkiye gibi bir yerde mutlaka bir şekilde çöker. O size gösterdiği pembe tablo gelecekte tamamen değişir. O yüzden partnerinizi değerlendirirken mutlaka potansiyeline bakın.
13) Partnerinizin iyi karakterli olması
İlişki yaşadığınız kişinin karakterinin iyi olmasına dikkat edin. Böyle göstermelik veya yapmacık iyilik değil, hakikaten iyi karakterli olması gerekir. Bu başlarda önemli gibi gözükmese de hayatı beraber yürüyeceğiniz kişinin iyi karakterli olması hiç beklemediğiniz anlarda size büyük avantaj sağlayacak, ilişkiyi kritik dönemlerde ayaklandıracak ve enerji verecektir.
14) Partnerinizin iyi ve kötü gün dostu olması
Evlenme söyleminde “hastalıkta sağlıkta, iyi günde, kötü günde” diye bir söz vardır. Bu gerçek hayatta da önemlidir. Partnerinizle gerçekten eğlenebiliyor ve birlikte iyi vakit geçiriyor olduğunuz gibi, kötü günde de sonuna kadar birbirinizin arkasında durabilmeniz gerekir. Bu olmazsa ilişkilerin iyi zamanlarında hep bir şeylerin eksikliğini hissediyor olursunuz, kötü günde de ipler kopar.
15) Konunun özü değerler ve vizyondur
Hayat partneriniz olarak kendi değerlerinize sahip ve benzer vizyonda birini seçmeniz gerekir. Kafanızda canlandırmanız için kendimden örnek vereyim. Şahsen ben değer yargıları maddiyat üzerine kurulu biriyle beraber olamam. Maddiyat belli standartları sürdürmeniz için önemlidir, ancak maddiyattan çok daha önemli değerler vardır hayatta. Örneğin şefkat, vicdan, yaratıcılık, özgünlük, cesaret, sorumluluk alabilme, güvenilirlik, empati kurabilme, sadık olma, merak etme ve kendini geliştirme. Vizyon tarafındaysa yine kendimden örnek vermek gerekirse, hayatını sürdürülebilirlik üzerine kurmuş biri olarak ileride yaratmak istediğim konseptleri (kendi kendine yeten binalar gibi) benim gibi sahiplenecek biri olmasını isterim. Benzer şekilde benim için aile kurmak çok önemli. Güzel bir aile kurabileceğim ve çocuklarımı en iyi şekilde birlikte yetiştirebileceğim birini hayat partnerim olarak seçeceğim.
Tüm bunları farklı hayat deneyimleri yaşamış biri olarak sizlere aktarmak istedim. Hiç kimse mükemmel değildir, herkes hata yapar. Yapılan hatalar fark edildikten sonra bir şekilde düzeltilebilir. Önemli olan sizi bir daha geri dönülemez konuma getirecek bir hata yapmamanızdır. O zaman hayatınız hiç istemediğiniz bir yere gidebilir, bir çöküş yaşayabilirsiniz. Etrafınızda olup bitenleri iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Etrafınızı sizi doğru yönlendirecek insanlarla kuşatmanız, kaderinizi istediğiniz gibi şekillendirmenize büyük katkı verecektir.
İradenin önemi
Bir de irade sahibi olmak çok önemlidir. Bu konuda yüzyıllar önce en güzel sözü sevdiğim ve keyifle okuduğum ünlü mutasavvıf, âlim ve filozof Hacı Bektaş Veli söylemiş: “Eline, beline, diline sahip ol.” Eğer iradenize sahip olabilirseniz, uzun vadede tüm zorlukların üstesinden gelebilir ve hep hayal ettiğiniz geleceğe kavuşabilirsiniz. İradenize sahip olamamak sizi geri dönülemeyecek derecede kötü bir döngüye sokabilir. O yüzden iradenize her koşulda sahip olun. Bana göre irade her şeyin temelidir.
Son olarak kendi geçmiş ilişkilerimde vicdanımın rahat olduğunu söylemek istiyorum. Çünkü yaptığım her şeyi bir vicdan tartısına koyarak yaptım. Bundan sonra da böyle devam edeceğim. Kimi zaman hatalar yaptım ancak yaptığım hataları fark ettiğim an hemen düzeltmeye çalıştım. Her zaman tüm hayatımı iyi niyetle kurguladım. Empati kurmak ve karşı tarafı düşünerek hareket etmek benim en önemli özelliklerimdendir. Bazen karşı tarafı çok üzeceğini bilsem de doğru olanı yapmaktan çekinmedim. Çünkü uzun vadede hayatın akışının yoluna girmesi için zor ve doğru olan seçeneklerle yoluma devam ettim. Bu uğurda üzdüğüm kırdığım kimse varsa affola. Ancak bilin ki aldığım her aksiyonda bu aksiyonlardan etkilenen insanların da iyiliğini düşünerek hareket ettim. Detayları objektif bir şekilde analiz ederseniz bunu daha iyi anlarsınız.
Kartallar yüksek uçar
Kötü niyetle veya kendi kişisel menfaatleri için beni eleştiren, insanları yanlış yönlendirip kaderlerini değiştirenlere de şunu söylemek isterim: “Allah sizi bildiği gibi yapsın.” Bu kişilere kartal-karga kurgusuyla cevap vereceğimi de belirtmek isterim:
Bir kartalı gagalamaya cesaret eden tek kuş kargadır. Kartalın üstüne oturur ve boynunu gagalar. Ancak kartal yanıt vermez, karga ile savaşmaz; Kartal zaman veya enerji israf etmez. Sadece kanatlarını açar ve göklerde yükselmeye başlar. Uçuş ne kadar yüksekse karganın nefes alması o kadar zorlaşır ve karga oksijen eksikliğinden düşer (Bkz: https://www.instagram.com/p/DMf4O-5Rbce/?img_index=6&igsh=MWRkdnM2d2Q4amQxdw%3D%3D)
Hayatım boyunca beni destekleyen tüm aileme, dostlarıma, arkadaşlarıma, paydaşlarıma ve diğer tüm insanlara can-ı gönülden teşekkür ederim. Önümüzde uzun bir hayat var, ilerideki başarılarımı, vatana, millete ve insanlığa yapacağım katkıların hepsini yakın gelecekte kuracağım ailemle paylaşmayı diliyorum.
Ayrıca yazılarımı iyi hislerle okuyan tüm okuyucularımın da kendilerini mutlu edecek ve istedikleri gibi bir yaşamın altyapısını oluşturacak ilişkilere sahip olmalarını dilerim.
Sağlıcakla ve mutlu kalın.





Kaleminize saglik Serhan bey. Kiymetli bilgi ve tecrube birikimlerinizi detayli bir sekilde bizlerle paylastiginiz icin tesekkur ederiz.
Dürüstlük pahalıdır ucuz insanda bulunmaz bu değer yoksa kişi de sadece anı kurtarır bilmez ki o sorun kar topu gibi büyüyerek geri döner ve o çığın altında kalır.