Geçtiğimiz hafta sevdiğim 3 insanı kaybettim. Hepsinin kökeninde sigara var. Ayrıca başta annem olmak üzere sevdiğim birçok insanın da sağlığı sigara yüzünden bozuldu. Yine de tiryakiliklerinden dolayı şu lanet sigarayı bırakamıyorlar. İtalyanların Türklerin çok sigara içmesine atfen söyledikleri “Fumare come un Turco” yani “Türk gibi sigara içmek” deyimi bizim için utanç verici ama maalesef gerçeği yansıtan bir ifadedir. Atalarımızdan gelen kötü alışkanlıkları değiştirip İtalyanlara bizim sigara alışkanlıklarımızla ilgili kullandıkları deyimi değiştirtmenin vakti geldi. Yeni deyimi temenni ederek paylaşıyorum: “Türk gibi sigarayı bırakmak.”
Bu ay kaleme aldığım iki yazımda “Orman Yangınları” ve “Ölüm” temalarını işledim. Bu yazımda da her iki temanın ortak noktası olan “Sigara” konusunu ele almak istiyorum.
Hiç lafımı esirgemeden sigaranın benim için “yavaş yavaş ölüme koşmak” veya “yaşam standartlarını aşağıya çekmek” anlamına geldiğini vurgulayarak sözlerime başlamak istiyorum. Buna ister alışkanlık ister tiryakilik ister keyif deyin. Ne derseniz deyin, beni ilgilendirmez. Sigara içmek hem kendinizin hem de yanınızda bulunan insanların sağlığını bozuyor, hatta yavaş yavaş zehirlenerek veya zehirleyerek cana kastetmek anlamına geliyor.
Ancak zamanında İtalyanların atalarımızın çok sigara içmelerine gönderme yaparak kullandıkları deyim bugün için de geçerli. Bu “Fumare come un Turco” yani “Türk gibi sigara içmek” deyimini ChatGPT’ye sorduğumda bana şu açıklamayı verdi:
“Türk gibi sigara içmek” (fumare come un Turco) deyimi, özellikle İtalya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde uzun süredir kullanılan bir ifadedir. Bu deyim, bir kişinin çok fazla sigara içtiğini anlatmak için kullanılır. Türklerle sigara içmenin özdeşleştirilmesi ise tarihsel ve kültürel bazı algılara dayanır.
Tarihsel Arka Planı
• Osmanlı döneminde tütün kullanımı oldukça yaygındı. Tütün, 17. yüzyılda Osmanlı toplumuna hızla yayıldı.
• Avrupalılar, Osmanlılarla ilk temaslarından itibaren onların sigaraya olan düşkünlüğünü gözlemlemişti.
• O dönemde Avrupa’da sigara henüz yaygın değildi, bu yüzden “çok sigara içmek” gibi bir durum gözlemlendiğinde bu davranış “Türkler gibi” olarak tanımlanmış olabilir.
• Bu, zamanla kalıplaşarak deyime dönüşmüş.
Ne Anlama Geliyor?
Deyim, aslında Türklere karşı doğrudan bir hakaret ya da düşmanca bir anlam taşımaz; ancak klişe ve stereotip barındırır. Yani, Türklerin çok sigara içtiği yönündeki bir genellemeye dayanır. Bu tür deyimler, bireyleri veya halkları tek tip davranışla etiketleme eğilimi gösterir.
Modern Açıdan Eleştiri
• Günümüzde bu deyim, kültürel önyargılar açısından tartışmalıdır.
• Sigara kullanım oranları dünya genelinde çok değişkenlik gösterdiği için, bu tür ifadeler artık eskisi kadar geçerli ya da doğru kabul edilmez.
• Ayrıca sağlık bilincinin arttığı bir dönemde, “çok sigara içmek” gibi bir alışkanlığın kültürel kimlikle bağdaştırılması sağlıksız bir normu meşrulaştırma riski taşır.
Türkiye’deki Sigara Gerçekleri
• Türkiye’de sigara içme oranı geçmişte yüksek olsa da, son yıllarda çeşitli yasal düzenlemeler ve sağlık kampanyalarıyla bu oran düşürülmeye çalışılıyor.
• Hâlâ toplumda sigara kullanımı yaygın olsa da, artık bu durum sadece “Türklere özgü” değil; birçok ülke benzer sorunlarla mücadele ediyor.
Sonuç
“Türk gibi sigara içmek” deyimi, tarihsel bir klişeye dayanan, bugün ise giderek geçerliliğini yitiren bir ifadedir. Kültürel stereotipler üzerinden tanımlama yapmak yerine, bireylerin davranışlarını kişisel düzeyde değerlendirmek daha sağlıklı ve saygılı olur.
Peki şunu sormak istiyorum. Bu sadece tarihsel bir klişe mi, yoksa haklılık payı var mı?
Cevabını hemen vereyim maalesef haklılık payı var. Hatta bence bugünkü durumumuza baktığımızda çok daha kötüsünü bile hak ettiğimizi söyleyebilirim. Çünkü:
1) Toplumumuzda maalesef sigara içme oranları çok yüksek,
2) Sigara içenler sigarayı çok pis (her yeri kirleterek ve zehir saçarak) içiyorlar ve
3) Sigara içenler yüzünden başımız beladan kurtulmuyor.
Size ne söylemek istediğimi de daha açık anlatayım.
Sigaranın toplum üzerindeki negatif etkileri
1) Yakınındakilerin sigara dumanından etkilenmesi (zehirlenmesi):
Sigara içenler sadece kendilerine zarar verdiklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. İçtikleri duman yakınındakileri de zehirliyor. Hatta bu sürekli hale gelirse sigara içerken yakınında bulunanlar (ki bu genelde en yakını veya değer verdiği insan oluyor) yavaş yavaş sağlıklarından oluyor. Örnek vermek gerekirse, akciğer kanseri olup da hiç sigara içmemiş hatırı sayılır sayıda insan var. Hiç sigara içmeyip akciğer kanserinden hayatını kaybedenlerin yakınındaki insanlara bakmakta fayda var. Eğer uzun yıllar bir tiryakiyle yaşamışlarsa (eş, hayat partneri vb.), o kişinin neden akciğer kanseri olduğu aşikardır.
Aşırı tiryakilerde sigara içmenin zararlarının nesiller boyu sürdüğünün de altını çizmek isterim. Aşırı sigara içen anne ve/veya babanın bu alışkanlıkları maalesef genlerine kadar işler. İleride çocuk sahibi olurlarsa, o çocuk sigara dumanına hassas genlerle dünyaya gelebilir ve bu o çocuk için bir risktir.
2) Sigara ve izmariti yüzünden çıkan orman yangınları:
Ormana atılan yarı içilmiş sigara atıkları veya hâlâ yanan izmaritlerin orman yangını çıkardığını artık herkes biliyor. İnsanların yanan sigarayı yere atma alışkanlığı ormandayken veya yakınındayken de devam ediyor. Beyinleri hoşafa dönmüş bu insanlar hiç düşünmeden o pis alışkanlıklarını yani izmariti yere atma eylemini ormanda veya yakınında gerçekleştirince bir anda kuru çalılıkların tutuşmasıyla orman yangını çıkarabiliyorlar. Bu sorunu bu ay içinde “Türkiye’nin çölleşmesi orman yangınlarıyla hızlanıyor” başlığıyla kaleme aldığım yazımda (https://serhansuzer.com/tr/turkiyenin-collesmesi-orman-yanginlariyla-hizlaniyor/) dillendirmiştim. İnsan kaynaklı yangınların ilk maddesinde ise şu satırlara yer verdim:
İnsan kaynaklı yangınlar:
• Cahillikten ve kültür eksikliğinden çıkan yangınlar: Anız yakma, sigara izmariti, çöplük ateşleri, mangal gibi ihmal-kaza kökenli yangınlar çok var maalesef. Bu sorunun temelinde insanlarımızın iyi eğitilmemesi yatıyor. İnsanımız orman sevgisi, çevreye saygı gösterme (örneğin Japonlar gibi kendi atıklarını dışarıda, ormanda bırakmama), ülkenin değerlerine ve doğasına sahip çıkma nosyonlarıyla yetişse bu sorunların %99’u ortadan kalkar. Cahilliğimizi ve kültür eksikliğimizi bir kez daha gözler önüne seren bu videoyu izlemenizi tavsiye ederim (her tarafımız dökülüyor): https://www.instagram.com/reel/DMikkFdNjmX/?igsh=ZXk3d201OXY5eHN0
3) Çevre kirliliğine sebep olması:
Başka ülkeleri bilmiyorum ama Türkiye’de insanların çok pis bir huyu var. Sigarayı içtikten sonra izmaritini sorumsuzca ve hiç tereddüt etmeden yere atıyorlar. Bu kötü alışkanlıkları maalesef her türlü eylemi yaparken (araba kullanırken, arkadaşlarıyla dışarıda sohbet ederken, dışarıda yürürken vs.) sürdürüyorlar, sanki normal bir şeymiş gibi izmariti yere atıyorlar. Kültür eksikliğinden kaynaklanan bu aşağılık davranış şekli yüzünden yerler izmaritlerle doluyor ve bunları temizlemek hiç kolay olmuyor. Bir de tabii bu izmaritlerin doğada çözünmesi veya geri dönüştürülmesi çok zor. Bu konuyu ChatGPT’ye sorduğumda da şu cevabı aldım: Sigara izmaritleri biyolojik olarak kolayca parçalanmaz. Plastik bazlı filtreler (selüloz asetat) uzun süre doğada kalır. Bu da çevresel sürdürülebilirliği olumsuz etkiler.
Son olarak sigaranın çevresel zararının çok boyutlu olduğunun altını çizmek isterim. Örneğin susuzluk sorununun giderek arttığı bir dünyada bir sigaranın üretimi için yaklaşık 3,7 litre su harcandığını belirtmek isterim.
4) İklim krizinin ana sebebi olan karbon salınımının artması:
Bu başlığı attım ve ChatGPT’ye sordum. Aldığım cevabı paylaşıyorum:
1) Doğrudan salınım:
• Sigara içildiğinde yanma gerçekleşir. Tütün, kağıt ve katkı maddeleri yanarken karbon dioksit (CO₂), karbon monoksit (CO) ve diğer gazlar açığa çıkar.
• Ortalama bir sigara, yanma süresince küçük miktarlarda da olsa CO₂ üretir. Bu miktar tek başına çok düşük olsa da dünya genelinde her gün içilen milyarlarca sigara toplandığında kayda değer bir karbon salınımı söz konusu olur.
2) Üretim süreci:
• Tütün tarımı için geniş alanlarda ormanlar yok edilir (özellikle tropik bölgelerde). Bu durum hem karbon yutaklarını azaltır hem de ormansızlaşma kaynaklı ek karbon salınımına yol açar.
• Tütün kurutma ve işleme aşamalarında enerji tüketilir, bu da fosil yakıt kullanımına bağlı CO₂ salınımı demektir.
• Sigara paketleri, kağıt, filtre ve nakliye süreci de karbon ayak izini büyütür.
Özetle: Tek bir sigara küçük bir karbon salınımı yapar ama tütün tarımı, üretim, dağıtım ve tüketim zinciri bir araya geldiğinde sigara endüstrisinin kayda değer bir karbon ayak izi vardır.
Bu karbon ayak izini de ChatGPT’ye sorduğumda önüme bir hesaplama getirdi. Aynen paylaşıyorum:
Evet—bilimsel yaşam döngüsü (LCA) çalışmalarına göre bir sigaranın iklim etkisi ≈ 14 g CO₂e (karbon dioksit eşdeğeri). Bu değer tütünün yetiştirilmesi, işlenmesi, paketlenmesi, taşınması ve içilmesi dâhil toplam etkidir. ACS PublicationsPubMedspiral.imperial.ac.ukfctc.who.int
Hızlı hesaplama (14 g CO₂e / sigara varsayımıyla)
Formül: Günlük sigara adedi × 14 g × 365 / 1000 = yıllık kg CO₂e
Örnekler:
• 1 adet/gün: 14 g/gün → 5,11 kg CO₂e/yıl. ACS Publications
• 5 adet/gün: 70 g/gün → 25,55 kg CO₂e/yıl. ACS Publications
• 10 adet/gün (yarım paket): 140 g/gün → 51,1 kg CO₂e/yıl. ACS Publications
• 20 adet/gün (1 paket): 280 g/gün → 102,2 kg CO₂e/yıl. ACS Publications
• 40 adet/gün (2 paket): 560 g/gün → 204,4 kg CO₂e/yıl. ACS Publications
Ek bilgi: Aynı çalışmaya göre günde 1 paket içen birinin 50 yıllık izinin toplamı yaklaşık 5.1 ton CO₂e’dir; bu da literatürde ayrı bir bulgu olarak raporlanmıştır.
Vay canına. Bu kadarını da beklemiyordum desem yeridir. Günde 1 paket sigara içen biri (ki çoğu sigara tiryakisi daha fazla içiyor), 50 yıllık sigara içme sürecinde atmosfere 5.1 ton ek karbon salınımına sebebiyet veriyor.
5) İş yerinde verimsizliğe sebep olması:
İş yerlerinde çalışanların sigara molasına çıkması artık olağandan sayılıyor. Hatta bazı iş yerleri bu çok sık sigara molasına çıkma eylemlerini düzenlemek için “sigara molası saatleri” belirlemişler ve çalışanlara bu saatlerde çıkmalarını şart koşuyorlar.
Bir de “Türkler neden Almanlar gibi verimli çalışmıyor?” diyorlar. Ana sebebi Türklerin goy goy yapma eğiliminin yüksek olması ve en çok goy goyu da sigara içerken yapıyor olmaları.
Çalışanlar çoğu zaman “Bir sigara içip geliyorum” deyip çıkıyorlar ve 45 dakika dışarıda sigara içerek takılıyorlar. Şimdi siz böyle bir çalışandan verim bekleyebilir misiniz?
Açıkçası biz de işe alırken sigara içip içmediklerini soruyoruz artık. Benzer becerilere sahip iki başvuru sahibi arasından sigara içmeyeni tercih ediyoruz.
6) Başka kötü alışkanlıkların önünü açması:
Şöyle bir tespitim var. Sigara içenler esrar, kokain ve eroin gibi uyuşturuculara da meyilliler. Sigara içmeyen birinin uyuşturucu kullanma oranı, sigara içene göre daha düşük. O yüzden sigara gibi tüttürülen ve nikotin bağımlılığı yapan bir alışkanlık, uyuşturucu kullanımına eğilim oluşturabiliyor.
7) Elektronik sigara (e-sigara) ve nargile gibi sigara türevleri:
Kimse kendini kandırmasın, son dönemde sigara içme deneyimini geliştirme üzerine çıkan aletlerin hiçbiri sigaranın zararlı etkisini azaltmıyor. Nargile de dahil, sigara yerine bunları tüttürdüğünüzde yine kendinize ve etrafınıza zarar vermeye devam ediyorsunuz. Kimse kimseyi kandırmasın.
8) Hem bireysel hem de kamusal ekonomik zarara sebep olması:
Önce bireysel ekonomik zarardan bahsedelim. Ciddi bir tiryakilikleri varsa bireyler günde 1-2 paket sigara içiyorlar ve bu, ayda 30-60 paket sigara tüketmeleri anlamına geliyor. Sigara fiyatlarının sürekli arttığını varsayarsak, kendilerini yavaş yavaş öldüren bir nesne için dünyanın parasını verdiklerini söyleyebilirim. Sigara için ödedikleri paraları hayatlarına pozitif etkisi olabilecek işlere harcayabilirler.
Sigaranın bireysel ekonomik zararından sonra bir de kamusal ekonomik zararına değinelim. Yabancı sigaraların ekonomiye negatif etkilerinden başlayalım. Bu sigaraların ithal edilmesi ekonomimize zarar veriyor. Düşünsenize; milyonlarca vatandaşımızın içtiği yabancı menşeli sigaralara ülke kaynaklarından milyarlarca dolar (veya euro) aktarım yapılıyor. Bu da ülkenin ithalat/ihracat dengesini negatif etkiyor ve ithalatımız ihracatımızdan daha fazla olduğu için de cari açığımız artıyor. Buna bir de sigaranın ülkenin başına açtığı sağlık sistemi üzerindeki sorunların ağırlığını ekleyebiliriz. Sigaradan dolayı çok fazla sağlık sorunu yaşayan insan var. Başta akciğer kanserinden tutun da, damarların tıkanmasıyla oluşan rahatsızlıklar, genel fonksiyonların etkilenmesi gibi daha birçok sağlık sorunlarına sebep oluyor. Tabii bu sağlık sorunlarının tedavisi için de ülkenin sağlık sisteminin üzerinde ciddi bir yük oluşuyor. Bu hastalanan insanların tedavileri için ülke kaynaklarından çok ciddi bir pay ayrılıyor ve onlarca milyar dolar (veya euro) harcama yapılıyor.
Sigara şirketleri insanların, toplulukların ve ülkelerin başına bu kadar iş açtıklarının, onları her anlamda negatif etkilediklerinin farkındalar mı? Örneğin yukarıda belirttiğim insanların sağlığına ne denli etki ettiğini ChatGPT’ye sorduğumda aşağıdaki cevapları aldım:
Sigaranın sağlığa zararları:
1) Kanser Riski
• Akciğer kanserinin %85-90’ı sigaraya bağlıdır.
• Gırtlak, ağız, yemek borusu, pankreas, mesane ve böbrek gibi birçok kanser türünde de risk artar.
2) Solunum Sistemi
• Kronik bronşit ve amfizem (KOAH) gelişir.
• Akciğer kapasitesi azalır, nefes darlığı ve öksürük oluşur.
3) Kalp ve Damar Sistemi
• Kalp krizi, felç (inme) ve periferik damar hastalığı riskini artırır.
• Damar sertliği (ateroskleroz) sürecini hızlandırır.
4) Bağımlılık
• Nikotin, beyin ödül sistemini etkiler ve güçlü bir bağımlılık yapar.
5) Hamilelik ve Çocuk Sağlığı
• Düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve bebek ölümlerine yol açabilir.
• Pasif içicilik çocuklarda astım, bronşit, kulak enfeksiyonu riskini yükseltir.
6) Diş ve Cilt
• Diş sararması, diş eti hastalıkları ve ağız kokusu yapar.
• Ciltte erken yaşlanma, kırışıklık ve mat görünüm oluşur.
ChatGPT’nin bu kısa özetine daha birçok ekleme yapabiliriz. Bunu bu konunun uzmanı doktorlara sormak lazım, yukarıdaki maddeler çok daha artar. Ben hemen aklıma gelen bir zararını ekleyeyim: Erkeklerin damarlarının uğradığı zarardan dolayı erkeklik fonksiyonlarının negatif etkilendiğini, kadınların hormonal dengelerinin bozulduğunu söyleyebiliriz.
İnsanlığın laneti
Tüm bunları söylemişken yukarıda üstüne basa basa yazdığım bireysel ve toplumsal zararlarından ötürü sigarayı “insanlığın laneti” gibi gördüğümün altını çizmek istiyorum. Lanet gibi güçlü bir kelimeyi burada kullanıyorum çünkü insanları hem bedensel hem zihinsel olarak etkileyen, geri götüren, sağlıklarını kaybettiren bir musibetten söz ediyoruz ve yeryüzünde bunları bile bile bu kötü alışkanlıklarından kurtulamayan milyarlarca insan var.
Hal böyleyken geldiğimiz yerden ve Türklüğüyle gurur duyan biri olarak insanlığın laneti gibi gördüğüm sigaranın tarihsel bir klişeye dayandırılıp Türklerle bağdaştırılmış olmasından çok rahatsızlık duyuyorum.
Ne kadar uğraştıysam anneme bir türlü sigarayı bıraktıramadım. Sağlığı gözümün önünde sigara kaynaklı olarak kötüye gidiyor ve maalesef tiryakiliğinden dolayı buna engel olamıyorum. Bu konuya gerçekten çok içerliyorum. Çünkü annemin dışında değer verdiğim birçok insan sigara kaynaklı (akciğer kanseri, kalp krizi, emboli vb.) hayatını kaybetti. Sigarayla mücadele konusundaki önerilerimi aşağıda paylaşmak isterim.
Sigarayla mücadele için önerilerim
1) İnsanların farkındalığı: Sigaranın zararlarının çok kapsamlı bir kampanyayla insanlara sürekli anlatılması gerekiyor. Televizyonda, sosyal medyada, yazılı basında bu konuda hiç soluk aldırılmaması, her çıkan negatif haberin yaygınlaştırılması ve bu konunun devlet nezdinde her gün iletişiminin yapılması lazım.
2) Aşama aşama sigaranın yasaklanması: Bu sigara içenlere veya özellikle tiryakilere radikal bir adım gibi gelebilir ama insanlarımızın sağlığı için yapılması gerekir. Sırasıyla şu aşamalardan sonra sigara yasaklanabilir:
a) Geniş kapsamlı kampanya: Yukarıdaki maddede belirttiğim gibi sigaranın zararları konusunda dev bir kampanya organize edilmesi ve sigaranın zararlarının her gün tüm mecralarda anlatılması.
b) Devlet desteği: Devlet bir irade koyup halkı yeterince bilinçlendirdiği zaman sigara bırakma yollarının (ikna ederek, nikotin bandı kullanarak veya akupunktur gibi farklı yöntemlerle) yaygınlaştırılmasıyla birlikte insanların sürekli bırakmaya teşvik edilmesi gerekiyor. Sigarayı bırakmak isteyenlere ihtiyacı olan tüm koşullar ve ürünler devlet tarafından bedelsiz sağlanmalıdır.
c) Vergi artışı: Sigara üzerindeki vergileri her ay ciddi oranda artırmaya devam etmek gerekiyor.
d) İçme yerlerinin sınırlandırılması: Bir süre sonra sigara içim yerlerini iyice sınırlamak gerekiyor. Örneğin bunlar sadece iç mekânla sınırlı kalmamalı (bu arada “burası kış bahçesidir, açık alan sayılır” diye işin sahtekarlığına kaçıp iç mekânlarda sigara içtirenlerin işletmelerini hiçbir uyarı vermeden süresiz kapatacaksın). Bir süre sonra iç mekân dışında ABD gibi dış mekânda da binanın belli bir mesafesine kadar sigara içiminin yasaklanması gerekiyor.
e) Dünyaya duyuru: En sonunda da dünyanın ilk sigaradan arınmış ülkesi olarak tüm dünyaya duyuruda bulunmak gerekiyor. Bu aşamadan sonra sigara içen turistler de gelmesinler. Zaten sigara içmeyen ve sigaradan nefret edenlerin sayısı her geçen gün arttığı için turist sayısında uzun vadede artış olacağını gözlemleyeceğiz. Sigara yasaklandıktan sonra da kaçak sigara ticaretiyle aktif olarak savaşmak ve bu suçu işleyenlere göz açtırmamak gerekiyor.
3) Sigara şirketlerine çok büyük tazminat davaları açıp oradan elde edilen meblağın sağlık sistemine aktarılması: Bu bölüm çok önemli. Sigarayı yasaklamadan önce ilgili sigara şirketlerine ciddi davalar açmak gerekiyor. Yasakladıktan sonra da sigara şirketlerinin hepsini kapatıp, o davalardan ciddi tazminat alınması sağlanmalıdır. Sigara şirketlerinden elde edilecek tazminatların sağlık sistemimize aktarılması, sigaradan zarar görmüş vatandaşlarımızın tedavisi ve sigara bırakmak isteyen vatandaşlarımıza destek için (nikotin bandının bedava verilmesi, akupunktur tedavisinin devlet tarafından karşılanması gibi) bu meblağlar kullanılmalıdır.
4) Tüm dünyada devletlerin sigaraya karşı ortak hareket etmelerinin sağlanması: Bu son aşamada ülkemizi sigaradan arınmış bir hale getirdikten sonra, diğer tüm ülkelerin de açtığımız yoldan devam etmeleri için her türlü görüşmelerin yapılması ve teşviklerin sağlanması gerekiyor. Çünkü sigara yasaklandıktan sonra vatandaşlarımız yurtdışında da sigara içmeye devam edebilirler. Burada tüm devletlerin ortak hareket etmeleri sağlanmalıdır.
Bu arada içki içilmesini yasaklamayla sigara içilmesini yasaklama arasında büyük bir fark olduğunu hatırlatmak isterim. Benim görüşüme göre içkiyi yasaklamaya gerek yok. Sadece insanlarımızın efendi gibi içmelerinin sağlanması gerekiyor. Yani içki içip araba kullanmanın yasaklanması (hiç üflemeye falan girmeyelim; bence araçların sıfır alkolle kullanılması gerekir) veya alkol kullanıp ortalığı karıştıran, kavga çıkaran ve diğer insanlara saldıranların en ağır şekilde cezalandırılması gerekir.
Sigaranın zarar farkı
Sigaranın durumu ise farklı. Alkol alan kişi içkiyi fazla kaçırır veya sürekli içki içerse aslında kendisine zarar verir. Ancak sigara içenler aynı zamanda çıkardıkları dumandan yakın çevrelerini de zehirliyorlar. Size hemen birkaç örnek vereyim:
1) Kocasının içtiği sigaradan akciğer kanseri olup hayatını kaybedenler,
2) Anne ve/veya babası sigara tiryakisi olan evlatların ebeveynlerini akciğer kanserinden dolayı kaybetmeleri ve hatta ebeveyn genlerinin sigara içmeyen çocuklarında dahi akciğer kanseri riski yaratması,
3) Yoğun sigara içilen iş ortamında sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan çalışanların bir süre sonra damarlarında sertleşme veya pıhtı atması gibi ciddi hastalıklara maruz kalmaları,
4) Sürekli sigara içen arkadaşlarla takılan birinin bir süre sonra cildinin sararması,
5) Hamile kalıp sigara içmeye devam eden veya sigara içen arkadaşlarının/kocasının yanında takılan kadının düşük riskinin artması veya doğacak çocukta çeşitli komplikasyonların olması.
Yukarıdaki liste uzar da gider. Yani sigara içenler alkol tüketiminde olduğu gibi sadece kendilerine değil yakın çevrelerine de ciddi zarar veriyor. Açık havada dahi bu dumana maruz kalabiliyorsunuz.
Kül tablasını yalamak
Kendimden örnek vereyim. Bu konularda büyük konuşmamak lazım ama sigara içen bir kadını kesinlikle tercih etmem. Şakayla karışık söylenen bir tabir vardır ya: “Sigara içen birini öpmek kül tablası yalamaya benzer” diye. Esasında bu tabir doğrudur. Aynen ben de öyle düşünüyorum. Bir de arabamda sigara içilmesinden hiç hoşlanmam. Gerçekten kıramayacağım biriyse bile ona izin verebilirim ama camı açtırtırım ve bundan hiç hoşlanmadığımı açık açık söylerim. Çünkü o sigara dumanının kokusu arabanın koltuklarına siner. Siz camı açsanız bile siner. Sigara içmeyen biri bu kokuyu rahatlıkla alır.
Diğer taraftan sosyal çevrelerde açık havada içilen sigara veya puro, pipo gibi muadillerinin dumanı da beni çok rahatsız eder. Örneğin bir Galatasaray maçına gittiğimde yan locada birisi kocaman purosunu tüttürüp bütün dumanı üzerimize geldiğinde illet olurum. Bir süre bu yanlışı düzeltmesi için ters ters bakarım. Eğer hâlâ düzeltmiyorsa, içtiği puronun dumanının üzerimize gelip rahatsız ettiğini o kişiye direkt söylerim.
Bu yazımı okurken sigara içme özgürlüğünden dem vuranları duyar gibiyim. Onlara da şunu söylemek isterim (daha net anlaşılması için büyük harflerle yazıyorum):
SİZİN SİGARA İÇME ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ BAŞKA İNSANLARIN SAĞLIĞINA VE REFAHINA ZARAR VERMEMENİZLE SINIRLIDIR. SİZ KEYİF YAPACAKSINIZ DİYE İNSANLARIN SAĞLIKLARIYLA VE REFAH DÜZEYLERİYLE OYNAYAMAZSINIZ.
Zaten bence sigara ve diğer bağımlılıklar bir duygu eksikliği nedeniyle var. Toplumun sigaradan kurtulması için manevi olarak güçlenmesi lazım. Türk toplumunun manen güçlenmesi için de daha çok yolumuz var. Bu da ayrı bir blog yazısı konusu.
Sigarasız sağlıklı günler dilerim.





Benim de eklemek istediğim bir konu var.
Bütün zararlarının yanında sigara ciddi bir ekonomik kayıptır. Türkiye’deki sigara tiryakileri, harcadıkları para ile Türk borsasından hisse alsalar, bir kısmı ile girişim fonlarına para aktarsalar çocuklarına, torunlarına hatırı sayılır bir varlık bırakmanın yanında; ekonomiye de çok ciddi katkıları olur.