Bu konuyu yaklaşık 6 ay önce “Bir ülkeyi çürütüp yok eden eğitim sistemi” başlığıyla kaleme almıştım. https://serhansuzer.com/tr/bir-ulkeyi-curutup-yok-eden-egitim-sistemi/ linkinde okuyabileceğiniz bu yazımdan itibaren geçen zaman zarfında bu olayların bir daha olmamasını sağlamak için her türlü önlemleri almak yerine tam tersine sosyal medyadan etkilenen çocukların şiddet eğilimlerinin artması ve doğru düzgün önlem alınmaması yüzünden okullardaki olayların artarak devam ettiğini gözlemliyoruz. Bu durum beni çok rahatsız ediyor. Öncelikle çalışma arkadaşımın bana ilettiği bir mesajı sizlerle paylaşmak isterim:
Şiddeti çocukların içinden çıkartmak, çocukları şiddetin içinden çıkartmak!
Serhan Bey, her şeyden önce bir anne olarak, bu kimliğimin ötesinde de Çocuk Gelişimi Uzmanlığı ve Oyun Terapisi eğitimi almış bir birey olarak, son zamanlarda her gün, bir yenisiyle karşılaştığımız okul saldırılarının, yetişkinlerin ve özellikle de çocukların üzerindeki etkilerini kaygıyla takip ediyor ve bu etkileri bire bir yaşıyorum.
Geçen gün başıma gelen olayı da sizinle paylaşmak isterim, kızım bildiğiniz gibi 10 yaşında, ilkokul 5. sınıf öğrencisi ve sınıf başkanı olduğu için sınıfında küfür eden bir arkadaşını öğretmene iletmek üzere tahtaya yazmış ve bunun üzerine arkadaşı da gülerek onu yazan arkadaşlarına yarın silahımı getireyim de siz görün diye bir söylemde bulunmuş ve bunu birkaç kez de yineleyince, bunun üzerine öğretmene durum aktarılmış ve çocuk rehberlik servisine ve okul yönetimine bildirilmiş aile ile iletişime geçilmiş ve durum, çocuğun ailesine uyarılmak üzere iletilmiş, okul yönetimince de gereği yapılmış. Günün sonunda çocuğa sorduklarında ben sadece kızdırmak için şaka yaptım diye ağlayarak bütün sınıftan özür dilemiş ve ailesi uyarılarak gerekli önlemler alınmış. Aslında hiç şiddet eğilimi olmayan bu çocuğumuzu ilkokuldan beri tanıyoruz, benim takıldığım konu, bu olaylar çoğaldıkça küçücük çocukların da belki akıllarının ucundan geçmeyecek şiddet eylemlerini normalleştiriyor, bunu şaka konusu yapabiliyor olmaları.
Kızımın “Anne ben doğru bir şey yaptım değil mi, öğretmene söylemeseydim belki de arkadaşım katil olacaktı?” diye muhakeme yapıyor olması ayrıca içimi paramparça etti. Her ne kadar sosyal medyadan ve haberlerden uzak tutmaya çalışsak da sosyal ortamından etkilenen kızımdan duyduğum; “Okulda iyi ki en alt kattayız yoksa bir saldırıda camdan nasıl kaçardık? Ben okulda nereye saklanacağımı planladım, ders esnasında tuvalete gitmiyorum çünkü hep saldırılar ders esnasında oluyormuş beni tuvalette savunmasız yakalamasın” söylemleri durumun vahametini tokat gibi yüzüme vurdu.
Dünyada çocuklarına bayram armağan edilen ilk ve tek ülkeyken neden ve nasıl, ikinci yuva bildikleri yer olan okullarda, çocukların kendini savunması için balistik çanta imalatının yapıldığı bir ülkeye dönüştük (Bkz: https://www.iha.com.tr/ankara-haberleri/okul-saldirilarina-karsi-turkiyede-ilk-defa-balistik-okul-cantasi-gelistirildi-494162184)? Bunu derinlemesine düşünmemiz, okullarda olası yeni saldırılar için önlemler almamız, (ki bence x-ray cihazları olmadan, binlerce öğrencisi olan okullarda çocukların okula girerken çantalarını kontrol etmek imkansız) her evde de çocuklarımız ne izliyor, kimlerle arkadaşlık ediyor, neye ihtiyaç duyuyor diye gözlemlememiz, ruh hallerini anlamamız, psikolojik iyi oluşlarını artırmaya yönelik ne çeşit strateji ve etkinlikler gerektiğine kafa yormamız, görülmeye, değer verilmeye, dinlenmeye ihtiyaç duyan çocuklar için ebeveynler olarak üzerimize düşenleri yapmamız gerekiyor sanırım (Bkz: https://www.sozcu.com.tr/ogrencinin-cantasindan-cikanlar-aci-gercegi-gozler-onune-serdi-iste-okullardaki-vahim-tablo-p367096).
Şimdi gelelim çalışma arkadaşımın başından geçtiği bir olayı anlatmasıyla tekrar yazmaya karar verdiğim okullarda şiddet konusunda son günlerde yaşanan olaylara.
22 Eylül 2026 itibarıyla, son üç haftada okul ve okul çevresinde yaşanan dört ağır saldırı öne çıkıyor: Bunlar birbirinden farklı olaylar; hepsini “öğrenciler arasında kavga” diye tanımlamak doğru olmaz.
22 Eylül — Manisa, Turgutlu: Okula giden 11 öğrenci yaralandı.
İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında, öğrencilerin okula gittiği sokakta silahla ateş açıldı. 11 öğrenci yaralandı; ilk açıklamada ikisinin durumunun ağır olduğu bildirildi. Şüpheli yakalandı. Soruşturmada silahın çocuğun eline nasıl geçtiği, muhafaza koşulları, aile üyelerinin sorumlulukları ve olay öncesinde zorbalık yaşandığı iddialarının araştırıldığı açıklandı. Zorbalık iddiası, saldırının kesinleşmiş nedeni olarak kabul edilmemeli (Bkz: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/manisada-okul-yakininda-silahla-ates-acildi-2si-agir-11-ogrenci-yaralandi/4063971).
28 Eylül — Osmaniye: Bir öğretmen okul bahçesinde öldürüldü.
Osmaniye merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi’nde, Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, okul bahçesinde silahlı saldırıya uğradı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Haberlerde saldırıyı gerçekleştiren kişinin öğretmenin yeğeni olduğu ve aralarında husumet bulunduğu belirtildi. Bu olay, öğrenciler arası şiddetten farklı olarak, okul dışındaki bir anlaşmazlığın öğretmenin çalışma alanına taşındığı bir saldırı olarak bildirildi (Bkz: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/osmaniyede-silahla-vurulan-ogretmen-hayatini-kaybetti/4071609).
6 Ekim — İstanbul, Başakşehir: Bir öğrenci hayatını kaybetti, 7 öğrenci yaralandı.
Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nun bahçesinde, başka bir lisede öğrenim gören 15 yaşındaki bir öğrenci çocuklara bıçakla saldırdı. Hastaneye kaldırılan sekiz öğrenciden Eslem Sare Bulut hayatını kaybetti. Şüpheli, okul güvenliği tarafından yakalanarak polise teslim edildi. İlk haberlerdeki “sekiz yaralı” bilgisi, daha sonra “bir can kaybı ve yedi yaralı” olarak güncellendi (Bkz: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbulda-bir-ortaokuldaki-bicakli-saldirida-1-ogrenci-hayatini-kaybetti-7-ogrenci-yaralandi/4079271).
7 Ekim 2026 — Esenyurt, Sezai Karakoç Anadolu Lisesi: İki öğrenci yaralandı
Öğle saatlerinde, sınıf içerisinde bir öğrenci iki sınıf arkadaşını bıçakla yaraladı. Yaralılar hastaneye kaldırıldı; saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen 16 yaşındaki öğrenci gözaltına alındı. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı. Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu, açıklamasında öğrencilerden birinin hafif yaralandığını, diğerinin tedavisinin sürdüğünü belirtti.
Esenyurt’taki olayın dikkat çeken bir yönü de önceden bilinen uyarı işaretleri bulunduğuna ilişkin haberler. İHA kaynaklı habere göre şüphelinin daha önce okul saldırılarının faillerini öven sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştı ve yargılaması Büyükçekmece 2. Çocuk Mahkemesi’nde sürüyordu. Bu, haber kaynağının aktardığı bir bilgi; dava dosyasını doğrudan incelemiş değilim (Bkz: https://www.memurlar.net/haber/1180297/esenyurt-taki-okul-saldirisinda-yeni-detay-saldirgan-daha-once-okul-katliamcilarini-ovmus.html).
Sadece 4 olayın bilançosu 2 ölü, 20 yaralı
Bu dört olayın bildirilen bilançosu bir öğrenci ve bir öğretmenin ölümü, 20 öğrencinin yaralanması oluyor. Bu, ülke genelinin toplamı değil, ele aldığımız dört olayın toplamıdır. Tabii bu olaylar basına yansımış ve dolayısıyla haberimizin olduğu olaylar. Bir de kimsenin duymadığı üstü kapatılan şiddet olayları var.
Bence olayların birlikte ortaya koyduğu en önemli mesele, güvenliğin okul kapısı, okul çevresi ve erken müdahale mekanizmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği. Turgutlu’da saldırı okul yolunda, diğer iki olayda okul bahçesinde gerçekleşti. Bu nedenle yalnızca girişe güvenlik görevlisi koymakla yetinilemez; tehdit bildirimlerinin takibi, silaha erişimin engellenmesi, rehberlik hizmetleri ve okul–aile–kolluk koordinasyonu da değerlendirilmek zorunda.
Olayların ortaya çıkmasının önüne geçmek için eğitim sisteminde kökten değişimler şart!
Eğitimle ilgili çözüm önerilerim
6 ay önce kaleme aldığım yazıda 5 çözüm önerisinde bulunmuştum. Hatırlatmak için özetle bu çözüm yollarını tekrar aşağıda paylaşıyorum:
1) Şiddet içerikli dizilerin ve filmlerin yasaklanması, toplum barışını teşvik eden ve eğiten yayınların süreklilik kazanması.
2) Yurtdışındaki hastalıklı ve toksik kişilerin bilgilendirmeleri ve manifesto tarzı yönlendirmelerine erişimi yasaklamak ve toplumda özellikle hassas durumda olan çocukların ve gençlerin etkilenmelerinin önüne geçmek.
3) Silahlara erişimi kısıtlamak (Ebeveynler için silah taşıma veya evde bulundurma ruhsatları olanların tek silahla sınırlandırılması, bu silahların da evde kimsenin ulaşamayacağı kapalı bir kasada tutulması kuralının getirilmesi).
4) Çocukların birbirlerine zorbalık yapmalarının ve şiddeti körükleyecek herhangi bir davranışın mutlaka önüne geçmek gerekiyor. Bir çocukta davranış bozukluğu veya eğilim görüldüğü anda hemen gereken aksiyon alınıp olası bir olayın önüne geçilmesi.
5) Fazla enerjisi olan çocukların ve gençlerin bu enerjilerini en iyi şekilde harcamalarını sağlayacak, sağlıklarına ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak şekilde spora yönlendirilmeleri.
Yeni bir eğitim sistemi için fikirler
Tüm bu önerilerle birlikte kökten çözüm için eğitim sistemini baştan aşağıya değiştirmek gerekliliğini vurgulamak istiyorum. Nasıl bir eğitim sistemi yaratmak gerektiği konusunda da aşağıda fikirlerin mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor:
1) İnsanlık eğitimi: Son yazdığım Türkiye’nin değerli filozofu İoanna Kuçuradi’yle ilgili makalede değindiğim bir konuydu. Bu yazımda da bunu ilk sıraya koyuyorum. Mesleki bilgiler vermeden önce çocuğa “insanlık eğitimi” vermek gerekiyor. İnsanlık eğitimi derken neyi kastettiğimi de söyleyeyim (insanlık eğitimi örneklerle çoğaltılabilir):
a) Etik ve değerler
b) Felsefe
c) Nasıl iyi bir insan olunur?
d) Mutlu bir yaşam için ne gerekir?
e) Hijyen eğitimi
f) Görgü kuralları
g) Toplumda birlikte düzenli yaşam için yapılması gerekenler
h) Toplumda birlikte düzenli yaşam için asla yapılmaması gerekenler
i) Kendinizi nasıl korursunuz?
j) Issız bir ormanda veya adada kalsanız hayatta kalmak için ne yapmanız gerekir?
k) Dünya vatandaşı nasıl olunur? Neden gereklidir?
l) Bilimin önemi
m) Nasıl düzenli ve disiplinli bir hayat yaşarsınız?
n) Evrensel sevgi ve saygı (Dil, din, ırk, cinsiyet veya ulus farkı gözetmeksizin insanlar sevgiyi, saygıyı ve insan haklarını hak eder)
o) Özgür sorgulama ve eleştirel akıl
Mesleki eğitim öncesi insani eğitimle ilgili daha çok ekleme yapabiliriz. Konuyu daha iyi anlayabilmeniz için son yazımda da değindiğim Kuçuradi’nin bu konuda bir röportajdaki söylemini tekrar hatırlatmak isterim:
Çok genel şekilde söylersem: eğitim, kişilere bilgisel ve etik yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olan bir eğitim olmalı; eğitilenlerin olan bitenlere ödünç gözlerle değil, kendi gözleriyle ve etik değer bilgisi ve insan hakları bilgisiyle bakabilecek duruma gelmesine yardımcı olan – bunun alıştırmalarını yaptıran – bir eğitim olmalı, derim. Ve bu eğitim, ilk ve ortaöğretimde tek tip eğitim olmalı, yani kişilerin insanlaşmasına yardımcı olan ve onları öyle yaşamaya hazırlayan bir eğitim. Böyle bir eğitimle tek tip insan yetişmez. Meslek bilgisi bu temel verildikten sonra verilirse, kişinin o mesleği, etik sorumluluğunu da taşıyarak yapmaya çalışacağı ümit edilebilir.
2) Ebeveyn eğitimi: Ebeveyn eğitimi çok önemli. Bana göre çocuk sahibi olmak isteyenler için devlet ehliyet gibi bir belgeyle izin vermeli. Bu belgeye hak kazanmak için de ciddi bir eğitimden geçilmeli (en önemlisi de tüm ebeveynlerin çocuk psikolojisini öğrenmeleri ve bunun karşılığında evde nasıl bir ortam yaratmaları gerektiğini öğrenmeleri gerekiyor). Ayrıca ebeveynlerin psikolojik testlerden de mutlaka geçmesi lazım. Şiddet eğilimi olan, psikolojik rahatsızlıkları olan anne babalara kesinlikle çocuk yapma izni verilmemesi gerekiyor. Aksi takdirde istediğiniz kadar olumlu bir okul ortamı yaratın, çocuk eve geldiğinde evdeki olumsuz ortam onun kişisel gelişimini son derece negatif etkileyecek ve başa bela gençlik yetişmeye devam edecektir. Konuyu bu sene kaybettiğimiz İlber Hoca’nın bir söylemiyle sonuçlandırmak isterim (bu sözü çalışma arkadaşım bana hatırlattı):
“Ben öğrencilerime, sabah kahvaltıyı birlikte yapamayacaksanız, iyi geceler diyemeyecekseniz, masal anlatamayacak ya da dua okuyamayacaksanız, akşam yarım saat konuşmayacaksanız çocuk doğurmayın diyorum. Anne-babalar çok para kazanıyor, çocuğuna istediğini alıyor ama yanında yok.” Prof. Dr. İlber Ortaylı.
3) Öğretmenlerin eğitimi: Öğrencilerin kişisel gelişimi ve mesleki eğitimleri için öğretmenlerin sürekli eğitilmesi ve geliştirilmeleri gerekiyor. Psikolojik problemleri olan öğretmenlerin meslekten men edilmesi, sıkıntıları olan öğretmenlerin sorunlarının çözülmesi (bunu çözmeye odaklanan bir birim kurulması), öğretmenlere her eğitim döneminin öncesinde, sırasında ve sonrasında her türlü kişisel gelişim eğitimleri (psikoloji, felsefe vb.), vizyon eğitimleri (yapay zekâ, teknoloji vb.) ve meslek eğitimleri (öğrettikleri konularla ilgili son güncellemeler) verilmesi gerekiyor.
4) Öğrenmekten ve okula gitmekten keyif alma: Okulların çocukların eğitim görmekten keyif alacak şekilde yeniden tasarlanması gerekiyor. Oyun oynar gibi eğitilmeleri ve okula hep gelmek istemelerinin sağlanması lazım. Sosyal aktivitesi bol bir sistemle, öğrenmeyi gaming mantığıyla aşılamak gerekiyor.
5) Kendi kendilerini nasıl eğitecekleri öğretilmeli: Her şey okulda öğretilenden ibaret değildir. Çocuklara kendi kendilerini nasıl eğitebileceklerini, bilgiye ulaşabilme nosyonunu ve kendi kendilerini yetiştirebilme özgüvenini aşılamak gerekiyor. Akıllı ve iyi yetişmiş bir insan isterse öğrenme sınırı yoktur.
Kökten değişim şart
Nasıl donanımlı ve iyi bir insan olunur eğitimi verilerek çocukların altyapıları hazırlandıktan sonra üzerine mesleki eğitim verilerek çocukların eğitimlerinin geleceğe uygun şekilde tasarlanması gerekir. Bunları yaparken de bana göre eğitimin bedelsiz olması lazım. Eğitim bence insan hakkıdır. Özel okullar da verdikleri eğitim üzerinden öğrenci başına ücretlerini devletten alabilirler. Tabii doğru düzgün eğitim vermeyen, sadece para kazanmak için bu işin içinde olan özel okulların sistemden temizlenmesi gerekir.
Hiç vakit kaybetmeden eğitim sistemini kökten değiştirmek gerekiyor.
Yapılacak çok şey var. Eğitimdeki yapısal değişikliklere bugün başlasak belki bir jenerasyon sonrasında sonuçlarını alabileceğiz. Bir toplumu veya ülkeyi yavaş yavaş yok etmenin yolu çürük eğitim sisteminin dayatılmasıdır. Bunun önüne geçmek için eğitimdeki kökten yapısal değişimi hiç vakit kaybetmeden başlatmamız gerekiyor.
Sözlerimi yine Kuçuradi’nin sözleriyle noktalamak istiyorum (bu sözü de çalışma arkadaşım benimle paylaştı):
Okullarda felsefe öğretsek 20 yıl sonra farklı bir Türkiye olur. Bilgisizliğin yarattığı sonuçlar yüzünden acı çekiyoruz. Mesleki eğitimden önce “insanlaşma” eğitimi verilmeli.
Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi.




