COP31 Türkiye zirvesi ve yapılması gerekenler

27/12/2025

Yorum Yok

1361 Görüntülenme

5 dakika

Bu yazımı okumadan önce geçen hafta Brezilya’da düzenlenmiş COP30’la ilgili kaleme aldığım “Geriye gidiş zirvesi: COP30” başlıklı yazımı mutlaka okumanızı tavsiye ederim: https://serhansuzer.com/tr/geriye-gidis-zirvesi-cop30/

Bilmeyenler için tekrar hatırlatayım. COP31, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamındaki 31. Taraflar Konferansıdır. Brezilya’da düzenlenen COP30 zirvesinde alınan karara göre bu etkinliğin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da yapılması planlanıyor.

Bu zirvelerde amaç ülkelerin Paris Anlaşması hedeflerine (emisyon azaltımı, uyum, finansman vb.) yönelik yeni taahhütler ve uygulama adımları üzerinde müzakere etmesidir. Dünya liderleri, bakanlar, müzakereciler, bilim insanları, şirketler ve STK’ların katıldığı COP’lar genelde on binlerce katılımcı çeker.

COP31 bilgileri

COP31 zirvesi için şu an net olanları da sıralayalım:

Ev sahibi ülke/şehir: Türkiye – Antalya

Başkanlık modeli (Türkiye–Avustralya): COP30’da varılan uzlaşmayla Türkiye fiziksel ev sahibi ve COP31 Başkanı, Avustralya ise “Müzakerelerin Başkanı / President of Negotiations” rolüyle müzakere sürecini yönetmede öne çıkan bir görev üstleniyor; ayrıca Pre-COP’un Pasifik’te yapılması öngörülüyor.

Gündemin omurgası: COP30’un “uygulama / implementation” hattı üzerinden NDC’lerin (ulusal katkı beyanları) güçlendirilmesi, iklim finansmanı, uyum (adaptasyon), adil geçiş gibi başlıklar COP31’in de ana dosyaları olacak.

Türkiye açısından bu zirveyle ülkenin küresel iklim diplomasisinde görünürlüğünü artırması, ulusal iklim politikalarını hızlandırılması ve Antalya için önemli bir ekonomik ve turistik etki yaratılması bekleniyor. Şimdi detaylara inelim:

COP30’dan devrolanlar

COP30 sorunları masaya koydu ama çözümleri COP31’e bıraktı. COP30 – Belém (Brezilya) zirvesinden COP31 Antalya (Türkiye) zirvesine devrolan konuları da sıralayalım:

NDC (Nationally Determined Contributions – Ulusal Katkı Beyanı) güncellemeleri: Paris Anlaşması kapsamında her ülkenin küresel iklim değişikliği ile mücadeleye yaptığı ulusal katkının beyanı. Ülkeler, kendi koşullarına ve kapasitelerine göre emisyon azaltımı ve uyum hedeflerini açıklıyor. Bu beyanlar belirli aralıklarla güncelleniyor ve zaman içinde daha iddialı hale gelmeleri bekleniyor. COP30’da 1,5°C hedefi vurgusu ve Paris Anlaşması’nın sıcaklık hedefiyle uyum çağrıları metinde korunuyor.

Uyum (adaptasyon) finansmanını büyütme: Enerji dönüşümü yapmak isteyen ancak finansman güçlüğü yaşayan ülkelere büyük ekonomilere sahip ülkelerin finansman kolaylığı sağlamasından bahsediliyor. COP30’da adaptasyon finansmanını büyütmeye dönük hedef/taahhütler öne çıktı; ancak tartışmalı biçimde takvim ve bağlayıcılık eleştirileri de var.

Fosil yakıt kullanımı: COP30 nihai karar metninde “fosil yakıtlardan çıkış” gibi güçlü bir ifade yer almadı; bunun yerine BM süreci dışında gönüllü bir yol haritası etrafında bazı ülkeler ilerlemeyi savundu.

“Adil Geçiş Mekanizması” (Just Transition Mechanism): Bu mekanizma kabul edildi; fakat bunun finansmanı/ölçeği konusunda eleştiriler var (mekanizma var ama para/bağlayıcılık zayıf bulunuyor).

Türkiye açısından çıktılar

9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında organize edilecek COP31 Antalya zirvesinin Türkiye açısından olası gündem ve çıktılarını 5 maddede şöyle özetleyebiliriz:

1) Ulusal hedef güncellemesi (NDC) ve 2030/2053 yol haritası

• Türkiye’nin mevcut iklim hedefleri ile 2030’a kadar emisyon azaltımı ve 2053 net-sıfır söylemini daha net bir sektörel yol haritasına bağlaması beklenir (enerji, sanayi, ulaşım, binalar).

• COP’larda ülkeler “hedef açıklamaları + uygulama planı” baskısı altındadır.

Bana göre Türkiye bu zirvede bir sürpriz yapıp 2053 yılı olarak belirledikleri tarihi 2035 olarak revize etmeli ve zirveye katılan tüm ülkeleri karbon salınımını sıfırlama konusunu öncelikli politika haline getirmeye davet etmeli. Aksi takdirde her sene artarak devam eden iklim krizi derinleşmeye devam edecek.

2) Enerji dönüşümü: Yenilenebilirlik + verimlilik + fosil yakıtlardan uzaklaşma

• COP28’den gelen “fosil yakıtlardan uzaklaşma” ve “yenilenebilirleri üçleme / verimliliği ikiye katlama (2030)” gibi başlıklar, COP31’de uygulama takvimine dönüşmeye zorlanır.

• Türkiye açısından bu; şebeke yatırımları, depolama, izin süreçleri, enerji verimliliği ve kömürün geleceğine dair daha somut mesajlar anlamına gelebilir.

Bana göre Türkiye 2030 senesi itibariyle %100 yenilenebilir enerjiye geçişi duyurmalı ve tüm fosil yakıt enerji santrallerini de kapatacağını teyit etmeli. Bu aksiyon planları Türkiye’nin bu konularda tüm ülkeler arasında fikir önderi olarak konumlanmasını da sağlayacaktır.

3) Uyum ve afet dayanıklılığı (yangın–sel–kuraklık odağı)

• Antalya ev sahipliği, Türkiye’nin yangın, kuraklık ve taşkın riskleri üzerinden uyum yatırımları (erken uyarı, su yönetimi, kent altyapısı, tarımda dayanıklılık) alanında “vitrin” oluşturmasına uygun.

• Bu eksen COP31’de güçlü bir tema olma eğiliminde.

Türkiye, afetlere dayanıklığı artırmak için yeni şehir planlamasını ve düzenini duyurmalıdır.  Bu planlar uyarınca yeni yapılacak binalar daha çok yatay mimariyle, belli bir mantıkla ve oluşturulacak sistemden tav iz vermeden, içinde yaşayacak insanların her türlü konforları sağlanarak, ancak ortaya çıkabilecek potansiyel afetlerde de can ve mal kaybını sıfırlayacak şekilde tasarlanmalı ve inşa edilmelidir.

4) İklim finansmanına erişim: Hibe ağırlığı, düşük maliyetli sermaye ve proje bankası

• “Yeni kolektif iklim finansmanı hedefi (NCQG)” çerçevesinde, özellikle gelişmekte olan ülkeler için borç yaratmayan araçların (hibe/garanti vb.) ağırlığı ve finansmana erişimin hızlandırılması öne çıkıyor.

• Türkiye’nin COP31 sürecinde finansmana erişimi kolaylaştıracak proje havuzu / yatırım paketleriaçıklaması beklenebilir.

Enerji dönüşümünü gerçekleştirmek konusunda ülkelere destek için her türlü finansman kolaylığının (hibe, düşük faizli ve uzun süre terminleri bulunan borç vb.) sağlanması gerekiyor. Bunun için Türkiye ve Avustralya liderliği ele alıp sistemin kurulmasını sağlamalı ve bunu COP31’de duyurmalıdır.

5) Karbon piyasaları ve ETS uyumu (Madde 6 + AB CBAM etkisi)

• Paris Anlaşması Madde 6 karbon piyasaları kuralları ve şeffaflık standartları, ülkelerin kendi sistemleriyle uyumunu hızlandırıyor.

• Türkiye açısından bu; ulusal ETS (emisyon ticaret sistemi), karbon fiyatlama ve AB’nin CBAM (sınırda karbon düzenlemesi) etkisine hazırlık gibi konuları COP31 gündemine daha net taşımak demek.

Türkiye’de iyi işleyen bir karbon emisyon ticaret sistemi kurulmalıdır. Türkiye bu konuya iyi hazırlanıp evindeki zirvede gerekli duyuruları yapıp ETS ve CBAM gibi sistemi olmayan veya oturmamış ülkelere örnek olmalıdır.

Konabilecek 2 önemli hedef

Umarım önümüzdeki sene Kasım ayında bu zirvede Türkiye liderliğinde önemli kararlar alınır ve iklim kriziyle mücadelede iyi anlamda kırılmalar yaşanır. Global ısınma, iklim değişikliği ve krizi konuları, yaşanan kuraklıklar, kutupların erimesi, sularımızın buharlaşması, afetlerin artması, deniz suyu seviyelerinin yükselmesi ve ısınması ve daha nice yaşanan doğa olaylarını artık ciddiye almak zorundayız.

Türkiye’nin kendi sınırları içinde organize edilecek COP31 zirvesini en iyi şekilde değerlendirmesi gerekir. Bana göre gelecek nesillere daha yaşanır bir dünya bırakmak için yapılması gereken binlerce işin icrasını hızlandırmak için Türkiye’nin inisiyatifi ele alması gerekir. Bunun için de öncelikle bu uğurda yapılması gerekenleri Türkiye’de yapmayı hedeflemeli ve COP31 zirvesinde bunu duyurmalıdır. İşte size konabilecek 2 önemli hedef:

– 2030 senesi itibariyle %100 yenilenebilir enerji.

– 2035 senesi itibariyle de karbon salınımını sıfırın altına indirmiş yaklaşık 100 milyonluk bir ülke.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir