Aşı olun!

Aşılama konusunda sürekli bir polemik var. Bir tarafta kafaları karıştıran komplo teorisi tadında aşı karşıtlığı dezenformasyonu, diğer tarafta virüsü yenebilmek için herkesi aşılama çabası. İnsanlığın kaderini şekillendirecek bu mücadeleyi her zamanki gibi bilim aklının kazanmasını diliyorum.

Gün geçmiyor ki Covid-19 aşılarıyla ilgili bir haber okumayalım. Bunun da ötesinde özellikle sosyal medyada yayılan yanlış bilgilendirmelere sürekli yenileri ekleniyor. Aşı kısırlık yapıyor, yok, aşı varyantlara karşı etkili değil, yok, BioNTech aşısını çıkaran Türk çift kendilerine bile aşı yapmamışlar, bu mRNA yeni bir yöntem ne olacağı belli değil vs. vs. Bu sonu kesilmeyen yanlış bilgilendirmeler yüzünden insanlar aşı olmaktan kaçıyorlar. Ya da aşıdan korkanlar bu komplo teorilerini aşı olmamak için bahane olarak kullanıyorlar. Bu da virüsle savaşımıza darbe vuruyor. İnsanlığın yine en büyük düşmanı kendi içlerinden çıkan zihniyeti çarpık veya korkularının üstesinden gelemeyen insanlar oluyor.

Şimdi bu yanlış bilgilendirme kampanyaları yüzünden insanların diline pelesenk olmuş bazı yanlış bilgilendirmeleri düzeltelim (ara başlıklarda yanlış bilgilendirmenin doğrusunu yazacağım):

1) Hastalık kısır yapıyor, aşı bu sorunu düzeltiyor

Bunun cevabını geçenlerde okuduğum bir yazıda aldım. Bu yazıda aşının değil, hastalığın sperm sayısını yarı yarıya düşürdüğü, aşının ise bu durumu tam tersine düzelttiği belirtilmiş. Yazıdan iki önemli alıntıyı paylaşmak isterim:

“Kovid-19 enfeksiyonunun akciğer gibi erkek üreme sistemini de çok sevdiğini söyleyen Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, ‘Çünkü ACE2 reseptörleri, testiste de akciğerdeki gibi son derece yoğun ve virüs, bu reseptörlere bağlanarak hücreleri etkiliyor. Bunun sonucu olarak testiste iltihap (inflamasyon) gelişiyor, ‘leydig’ hücrelerinden testosteron salgılanması azalıyor, hormonlarda sorun oluşuyor, immünolojik birtakım hadiseler meydana geliyor. Aynı zamanda ateş yükselmesi de testisleri olumsuz etkiliyor. Kovid hastalarındaki 37,8’in üzerindeki ateş, testis açısından olumsuz etkilere yol açıyor. Buna bağlı olarak genital sistemde yani üreme sisteminde olumsuz birtakım değişiklikler oluyor. Sperm sayısı yüzde 50 oranında düşüyor. Sperm hareketliliği azalıyor. Aynı zamanda spermlerin canlılığında da olumsuz etkilenme oluyor’dedi.



Aşının bu sorunu düzelttiğine dair de şu bilgi paylaşılmış:

“Dünyanın en saygın tıp dergilerinden biri Amerikan Tıp Cemiyeti yayını JAMA’da yayınlanan çalışmayla aşının erkeklerdeki üreme sisteminde bir olumsuzluğa yol açıp açmadığına bakıldığını anlatan Prof. Dr. Kadıoğlu, şu bilgileri verdi:

45 erkekte aşı öncesi (aşıdan 7 gün önce) ve aşı sonrası (70 gün sonrasına kadar) meni analizi, semen parametreleri değerlendirilmiş. Bu değerlendirmeler sonucunda görülüyor ki, sperm hacminde, sayısında, hareketliliğinde, total ileri sperm sayısında artışlar var. Örneğin sperm sayısı santimetreküpte 26 milyondan 30 milyona kadar çıkmış. Sperm hareketliliği ise yüzde 58’den yüzde 65’e yükselmiş. Bu çalışmada çok özel bir grup daha var, 8 kişinin sperm sayısı aslında normalin de altında. Aşıdan sonra görülmüş ki bu hastaların 7'sinde de olumlu yönde değişiklik olmuş. Bu kişilerde santimetreküpteki sperm sayısı 8,3 milyondan, 22 milyona çıkmış.”

Yazının tam metnini 'Aşı kısırlık yapıyor' polemiğini bitirecek araştırma! (msn.com) linkinde okuyabilirsiniz.

Sonuç olarak üreme fonksiyonlarını bozan Covid-19 virüsüdür, aşı da bu sorunu düzeltir.

2) BioNTech Delta varyantı gibi tüm varyantlara etkili

Geçenlerde BioNTech’in kurucusu Uğur Şahin, “Şu anda aşımızı mevcut varyantlara uyarlamanın gerekli olduğuna dair bir kanıt yok" dedi. Üçüncü aşının da gerekli olabileceğini vurgulayan Şahin, “Üçüncü doz aşının bağışıklığı yenilemek için yüksek bir değere sahip olabileceğini varsayıyorum. Ancak, (üçüncü doz) takviye aşılamanın ne zaman ve ne sıklıkta gerekli olacağını henüz bilmiyoruz" dedi. Bu konunun yer aldığı haberi Uğur Şahin: BioNTech aşısı Delta varyantına karşı etkili (msn.com) linkinde okuyabilirsiniz.

Tabii yeni çıkan Delta ve Delta Plus varyantları ve ileride oluşacak daha güçlü varyantlar için aşıyı güncellemek ve 3. doz aşıların bu güncellenmiş versiyonlarından olmak gerekebilir. Ancak bugünkü verilerle buna gerek yok gibi gözüküyor. Ancak BioNTech'in kurucularının geçenlerde buna ilişkin "Gerekirse 100 gün içinde yeni bir Covid-19 aşısı geliştirilebilir" diye beyanatı oldu. İlgili yazıyı BioNTech kurucuları: Gerekirse 100 gün içinde yeni bir Covid-19 aşısı geliştirilebilir (t24.com.tr) link'inde okuyabilirsiniz.

Sonuç olarak BioNTech bütün varyantlara karşı hala etkinliğini sürdürse de üstesinden gelemeyeceği veya etkinliğini çok düşüren bir varyant çıktığı takdirde o varyanta karşı en geç 100 gün içinde geliştirilmiş BioNTech aşısı çıkarılabileceği beyanatı hepimizi rahatlatıyor. Gelişmeleri takip edeceğiz.

3) BioNTech’in kurucuları ve tüm çalışanları aşı oldu

Prof. Şahin 22 Aralık 2020 tarihinde DW’ye verdiği röportajda Almanya'da yürürlükte olan yasaya göre aşı önceliği bulunan grupta yer almaması nedeniyle COVID-19 aşısı olmasına izin verilmediğini ve BioNTech çalışanlarının da bu nedenle aşı olamadıklarını belirtmiş. BioNTech çalışanlarının da COVID-19 aşısı olmasının yasak olduğunu belirten Şahin aşı üretiminde sıkıntı olmaması için yasal ve adil bir çözüm üretileceğini bildirmiş. 19 Mart 2021’de verdiği mülakatta ise BioNTech çalışanları ile birlikte aşılandığını belirtmiş. Detayları BioNTech CEO’su Uğur Şahin’in COVID-19 Aşısı Olmadığı İddiası | Doğruluk Payı (dogrulukpayi.com) linkinde okuyabilirsiniz.

Sonuç olarak başta BioNTech'in kurucuları olmak üzere tüm BioNTech çalışanlarının aşı olmadığını söylemek büyük bir yalandır. Aşı olmalarındaki gecikme de Alman Yasalarına göre hareket etmelerinden ibarettir. Her şeyi Türkiye'deki gibi "aşıyı ben buldum, ilk kendime ve yakınlarıma yaparım" kafa yapısıyla düşünmek geri kafalılıktır. Ülkedeki kanun ne diyorsa odur, kimseye ayrıcalık yoktur. 



4) mRNA eskiden beri kullanılan, sonuçları belli olan bir yöntem

Uğur Şahin ve Özlem Türeci çifti 25 senenin üzerinde sadece bu yöntem üzerinde çalışmışlar. Kanser için geliştirdikleri mRNA’yı şimdi bulaşıcı hastalıklara da uygulayarak yeryüzündeki en etkin aşıyı ortaya çıkarmış durumdalar. mRNA yönteminde ne olacağı belli; yeni bir yöntem değil mRNA.

Nasıl çalıştığını öğrenmek istiyorsanız https://popsci.com.tr/yeni-mrna-asilari-nasil-calisiyor/?utm_campaign=later-linkinbio-popularscienceturkiye&utm_content=later-18237065&utm_medium=social&utm_source=linkin.bio linkindeki yazıyı okuyabilirsiniz. Bu yazıda aşının nasıl çalıştığını anlatıldığı bölümü paylaşmak isterim:

mRNA aşıları nasıl çalışıyor?

mRNA aşıları, iki önemli bileşene sahip: Bunlardan biri mRNA dizileri, diğeriyse onları taşıyan lipit nanoparçacıklar. Adından da anlaşılacağı üzere lipit nanoparçacıklar, hücrelere daha kolay şekilde emilebilen ve mRNA dizilerinin tek başlarına yapabileceğinden çok daha uzun süre bozulmadan kalan ufak, yağlı parçacıklar.

Hücrenin içerisine girdiği zaman, ribozom adı verilen bir organel bu mRNA dizisini okuyor ve onu bir proteine çeviriyor. Bu işlem tekrarlandıkça, proteinlerden bazıları hücrenin dışına naklediliyor ve bazıları içeride kalıyor. Nihayetinde, bağışıklık hücrelerinin fark edeceği miktarda protein oluşuyor ve bağışıklık hücreleri, bu yabancı proteinlere sıkıca bağlanan antikorlar üretmeye başlıyorlar. Bu antikorlar, diğer bağışıklık hücrelerine gelip bu patojeni yok etmesi için işaret veren sinyal ışığı görevi görüyor. Yeteri miktarda antikor, enfekte olmuş bir hücreyi desteğe ihtiyaç kalmadan da alt edebiliyor.

Burada önemli olan şey, kişinin bağışıklık sistemi belirli bir protein için nasıl antikor yapacağını bildiği zaman bu bilgiyi bellek hücreleri şeklinde koruyacak olması. Eğer bu kişi o proteini barındıran bir patojenle karşılaşırsa, doğru antikorları üretme sürecinden geçmesi gerekmeyecek ve bağışıklık sistemi, gidip doğrudan o patojeni ortadan kaldırabilecek. mRNA aşıları bir patojenin yalnızca ufak bir kısmını kodladığından, enfekte olmanıza da sebebiyet veremez.

Protein alt birim tipi aşılar gibi diğer aşılar, bağışıklık sistemini canlandıran yardımcı bir maddeden faydalanıyor. mRNA aşıları ise yardımcı maddelere ihtiyaç duymuyor çünkü mRNA dizileri, çift sarmallı RNA şeklindeki katışıklar ile beraber bağışıklık sistemini harekete geçiriyor.

Sonuç olarak aşı karşıtlığı konusunda geçenlerde https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/harvard-tip-profesoru-gokhan-hotamisligil-asi-karsitligi-salginin-kendisi-kadar-vahim-1848144 linkinde okuduğum 'Aşı karşıtlığı salgının kendisi kadar vahim' diyen Harvard Tıp Profesörü Gökhan Hotamışlıgil’e kesinlikle katılıyor ve aşı karşıtlarına taviz vermemek gerektiğini düşünüyorum.

Kendi işyerimde de aşılamayı mecbur tuttuğumuzu (ki biz kural olarak koymadan bizim bütün çalışanlar kendileri aşı olmaya başladılar) belirtmek isterim. Başkalarının hayatlarını tehlikeye atacak hiçbir şeye izin verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ben de şahsen aşımı oldum. Her iki aşımı da tamamladıktan sonra antikor seviyem 31.659 çıktı (normalde bağışıklık sisteminin virüsle etkin mücadele edebilmesi için antikorun 50'nin üzerinde olması gerekiyor).

Kabul ediyorum, benim vücudum aşırı antikor üretmiş olabilir ki bu iyi bir şey esasında). Şu anda içim rahat olmasına rağmen tedbirleri elden bırakmıyorum. Örneğin dışarıda her zaman maske takıyorum.

Bir de BioNTech (çoğu yerde dağıtımı yaptıkları için Pfizer olarak biliniyor) aşısının mRNA dışındaki metodlarla üretilen aşılara göre çok daha fazla antikor ürettiği biliniyor. İşte Hong Kong'da yapılan bir çalışma sonucuna BioNTech'in Sinovac'a göre 10 kat daha fazla antikor ürettiği ispatlanmış: Covid-19: Hong Kong study shows BioNTech vaccines create 10 times more antibodies than Sinovac | Hong Kong Free Press HKFP (hongkongfp.com)

Yazımı Gökhan Hoca’nın aşılamayla ilgili sözleriyle bitirmek istiyorum:

“Dünya eğer aşılanma hızını kaybetmezse -ki bu Türkiye için de geçerli- artık virüsün hareket alanı daralmaya başlıyor. Daralmaya başlayınca da yeni mutasyonların ortaya çıkma olasılığı çok düşüyor. Bu tamamen sayı oyunu... Her mutasyon, virüsün davranışını biraz olsun değiştirebilir.  Ancak bu sonsuz bir şey değil. Bir aşamadan sonra virüsün de artık çok fazla hareket alanı yok.


Şu anda mRNA aşılarından tamamen kaçan bir varyant yok. Bu aşılar şimdiye kadar çıkan bütün varyantlara karşı da çok etkin bir şekilde koruma profillerini korudu. Delta’ya karşı korumada hafif bir düşüş var ama hâlâ çok önemli oranda koruyucu. Dolayısıyla en üst profile sahip aşılara bakarsanız şu ana kadar varyantların bu aşıdan kaçması gibi bir problem yok. Fakat bu aşının hızla toplumun yüzde 70-80'ine yapılması gerekiyor ki artık bu varyantların bulaşma ve yayılması engellensin.”

Virüse hareket alanı bırakmayalım

En kısa sürede BioNTech olun ve çevrenizdekileri de bu yönde teşvik edin. Tüm ülkeyi BioNTech’le aşıladığımızda ülkemizde virüsün hareket alanı kalmayacaktır.

Tüm Dünyayı aşıladığımızda bu virüs ortadan tamamen kalkacaktır. Özellikle tüm dünya mRNA yöntemiyle üretilen BioNTech ve Moderna’nın en hızlı şekilde kullanımının artmasını diliyorum.


Bonus: Covid-19 aşısı sonrası spor yapmakla ilgili Decathlon tarafından yayınlanan bir makaleyi sporseverlerle paylaşmak isterim: https://blog.decathlon.com.tr/2021/07/05/covid-asisi-ve-spor-asi-sonrasi-bilmen-gerekenler/

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 1 )
  1. Ateşböceği
    2021-07-16 12:26:26

    Yine bir skeç tadında yurdum insanı. Tam bir Yine bir skeç tadında yurdum insanı. Tam bir ortadoğu zihniyeti endişesi. Ölmekten, başkasının ölümüne sebebiyet vermekten kaygılanmıyorlar da üreyememek telaşına düşüyorlar. Açıklamalar umarım o kesimi rahatlatır, korkmayın! çoğalabilirsiniz. Özlem Türeci ve Uğur Şahin gibi bilim insanları yetiştirirler umarım.

Yorumlarınız için