Kronik basın hastalığı: Stereotip gazetecilik

27/10/2026

Yorum Yok

151 Görüntülenme

5 dakika

Geçtiğimiz haziran ayında Fas’ta nikahım kıyılmıştı. Özellikle ailelerimizden gelen taleplerle de geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’da düğünümüzü organize ettik. Düğünümüzün basında yer almasını temenni etmiyorduk o yüzden basınla herhangi bir paylaşımımız olmadı. Sanırım düğüne katılan bazı misafirlerimizin sosyal medya paylaşımlarından sonra düğünümüz basında yer aldı. Çıkan haberlerde maalesef kronik basın hastalığı baş gösterdi. Resimleri bir yerden alıp altını doldurdular yani kafalarındaki stereotip neyse onu yazdılar. Örneklerle anlatacağım.

26 Haziran’da Fas’ta yapılan nikahımızdan sonra temmuz ayında evliliğe giden tüm süreçlerimizi anlatan bir yazı dizisi kaleme aldım. 5 yazıdan oluşan bu seriyi yazıların kısaca içeriğini anlatarak ve linklerini aktararak aşağıda tekrar paylaşıyorum:

1 Temmuz 2026: Hayat arkadaşımı buldum, evlendim

Başlangıç yazısı. Basın bültenimizi paylaştım. Yazının linki: https://serhansuzer.com/tr/hayat-arkadasimi-buldum-evlendim/

4 Temmuz 2026: Hayat arkadaşımla tanışma hikâyemiz

Eşimle tanışma hikayemizi detaylı anlattım. Yazının linki: https://serhansuzer.com/tr/hayat-arkadasimla-tanisma-hikayemiz/

9 Temmuz 2026: Evlenme teklifim: This is how we do it!

Fas’ın Marakeş şehrinde evlenme teklifini nasıl yaptığımı detaylı anlatıyorum. Yazının linki: https://serhansuzer.com/tr/evlenme-teklifim-this-is-how-we-do-it/

19 Temmuz 2026: Kız isteme ve nişanımız

Eşim Rengin’in memleketi Diyarbakır’da kız isteme ve nişan törenimizin nasıl organize edildiğini detaylı anlatıyorum. Yazının linki: https://serhansuzer.com/tr/kiz-isteme-ve-nisanimiz/

26 Temmuz 2026: Fas’taki masalsı nikahımız

Fas’ın başkenti Rabat’ta bulunan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde nikahımızın nasıl kıyıldığını ve sonrasında Marakeş’te nasıl kutlama yaptığımızı detaylı anlatıyorum. Yazının linki: https://serhansuzer.com/tr/fastaki-masalsi-nikahimiz/

Halka açık olan bloğumdaki bu yazılara Google dahil herhangi bir arama motoruna “Serhan Süzer düğün” yazıp rahatlıkla ulaşmak ve buradaki tüm bilgilerden faydalanmak mümkünken, bizim basının yine kronik hastalığı baş gösterdi. Resimleri sosyal medyadan çekip altını doldurdular, bunu da klasik bir şekilde kendi kafalarına göre stereotipleme yaparak haberleştirdiler. Hatta bir haberde resmimizi bile değiştirmişler. Ne demek istediğimi anlatmak açısından size aşağıda 3 örnek vereceğim:

1) Haber Hürriyeti: https://www.haberhurriyeti.com/haber/29049347/milyarderin-oglu-corba-icerken-aski-buldu-sosyete-dugune-akin-etti

Yukarıda resmini gördüğünüz haberde yanlış olan ve beni rahatsız eden iki konu var. Birincisi bu haberde sosyal medyadan resmimizi alıp yapay zekayla netleştirmişler ve bizimle alakası olmayan bir resim ortaya çıkmış. Yukarıdaki haberdeki görselin sol tarafındaki kısma bakın. Bir de aşağıdaki ismini burada vermeyeceğim bir katılımcının sosyal medyasında kullandığı resme bakın.

Yani anlayacağınız resmi yapay zekayla netleştireceğim diye bambaşka iki insanın resmine dönüştürmüşler.

İkinci sorun da bizi tanımlarken yine kolaya kaçıp hiçbir araştırma yapmadan stereotipleme yapmış olmalarıydı. Yazıda bizi tanımlarken şunu söylüyor: “Süzer Holding Onursal Başkanı Mustafa Süzer’in oğlu Serhan Süzer ile Gajah’ın kreatif direktörü Rengin Arzu.”

Olanı görmeyip, önyargıdan haber yapmak

2011 senesinden beri girişimciyim. 7-8 başarılı exit’im var. Güneş Enerjisi ve Fintech (Ödeme Kuruluşu) alanlarında öncülerden biriyim. Örneğin Moka Ödeme Kuruluşu A.Ş.’yi İş Bankası’na sattım, portföyümdeki bir rüzgar santralini Enerjisa’ya sattım. Bu girişimlerin hepsini kendim yaptım. Aile şirketinden de 2011 senesinde ayrıldım.

Bloğumu okumuyorlar bile. Okusalar yaptığım bütün işlerin şeceresini öğrenecekler. Kendi bildikleri stereotiplemeyi “zengin adamın oğlu güzel kız aldı” tarzında yansıtmaları ayıp oluyor.

2) Oda TV: https://www.odatv.com/magazin/suzer-holding-veliahti-serhan-suzer-ve-rengin-arzu-evlendi-120168442?sayfa=3

Alın size stereotip haberciliğine bir örnek daha. Burada da yanlış bulduğum ve beni rahatsız eden üç unsur var. Birincisi başlık. Allah aşkına dünyanın neresinde “Süzer Ailesi düğün yapmaya doyamadı” diye başlık atılır? Bu haberi yapan arkadaşa şunu sormak isterim: Hakaret mi etmek istiyorsun, haber başlığı mı atıyorsun? Bize gıcık olduğun bir konu mu var? Konu zenginlikse, o zaman objektif gazetecilik yapmıyorsun demektir. Bir kere başlık da yanlış. Çünkü sadece 1 kez düğün yaptık. Herhalde ayrı yapılan nikahı ve nişanı da düğünden saymış bu haberi yapan arkadaş. Negatif duygularla haberi resmen çarpıtmış.

Dilsel problemler de cabası

Beni rahatsız eden yazının içeriğindeki diğer yanlışlar. “Venedik’teki evlilik teklifinin ardından Gaziantep’te nişanlanan çift, Fas’ta nikah masasına oturdu.” diyor. Küçük bir araştırmayla blog yazılarımı okusa bu yanlışı yapmazdı. Düzeltiyorum: “Marakeş’teki evlilik teklifinin ardından Diyarbakır’da nişanlanan çift, Rabat’ta nikah masasına oturdu” yazmaları gerekiyordu. Bir kere önce şehir isimlerinden gidip sonra ülke ismiyle bağlayamazsın. Paralellik olması için ya şehir isimlerinden ya da ülke isimlerinden gitmen gerekir. Yazıdaki en temel kuraldır bu. Ülke isimlerinden gitseydik, şöyle yazması gerekirdi: “Fas’ta evlilik teklifi ve nikah, Türkiye’de nişan ve düğün yaptılar”

Son olarak yine tek vasfım Mustafa Süzer’in oğlu olmak gibi stereotipleme yaptıklarından onlar da beni direk bu şekilde tanımlamışlar. Bloğumdaki “Hakkımda” bölümünü iyi okuyun arkadaşlar: https://serhansuzer.com/tr/hakkimda/

3) Sözcü: https://www.sozcu.com.tr/corba-icerken-baslayan-ask-3-ayda-nikahla-taclandi-sosyete-dugunde-bulustu-p372761

Bu haberde bizi tanımlarken yine “Süzer Holding’in onursal başkanı Mustafa Süzer’in oğlu ve Afet Platformu’nun kurucusu Serhan Süzer, Gajah’ın kreatif direktörü Rengin Arzu” diye yazmışlar.

Stereotipleme Sözcü gibi çok okunan bir medya kuruluşunda da devam etmiş. Evet, Afet Platformu’nun kurucusuyum ve ilk dönem sözcüsüyüm (Başkanı). 20’den fazla sivil toplum kuruluşunun afetlerde koordineli çalışmasını sağlayan çok önemli bir mekanizmanın kurulmasını sağladım. Bununla gurur duyuyorum. Sivil toplumla ilgili ilk ve en önemli yaptığım iş de Temel İhtiyaç Derneği’ni (TİDER) kurmamdır. Bu gıda bankacılığı mekanizması sayesinde milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını (gıda, hijyen ürünler, kıyafet vb.) senelerce karşılayan bir sistem kurdum. Bunu da yazabilirlerdi.

Çok eksik ve yanlış tanımlamalar

Ayrıca iş hayatında da aile şirketinden ayrıldıktan sonra EkoRE (yenilenebilir enerji), Moka (Ödeme Kuruluşu) ve EkoCCS  (çağrı merkezi ve yazılım geliştirme) gibi kendi sektörlerinde öncü ve başarılı girişimleri kurdum. Tek kelimeyle tanımlama istiyorlarsa “girişimci” diyebilirler. Bir de Rengin’i de yanlış tanımlamışlar. Rengin Gajah’ın kreatif direktörü değil, kurucusu ve CEO’su. Rengin de mobilya sektörünün başarılı girişimcilerinden. O yüzden birbirimizi çok iyi anlıyoruz.

Umarım bu yazıyı bu haberleri kaleme alan gazeteciler okurlar ve bir daha ki sefere en basit haberi yaparken bile en azından arama motorlarıyla basit bir araştırma yapıp öyle yazarlar.

Bu yazıyı elimden geldiğince önyargı olmadan kaleme almaya çalıştım. Amacım kimseyi incitmek veya ders vermek değil, sadece gelecekte yazılacak haber kalitesini artırmak ve her şeyin algıya dayandığı günümüz ortamında biraz olsun gerçeklerin yansıtıldığını görebilmek.

Sağlıcakla ve sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir